Kanun Yolu Mobil

Mevzuat ve Kararlar Cebinizde

Filtreler

İCRA VE İFLAS KANUNU · 2004 Sayılı Kanun

Madde 68 — b) İtirazın kesin olarak kaldırılması:

41 Yargıtay Kararı 2 Akademik Tez 2 Akademik Makale
Madde 68 – (Değişik: 18/2/1965-538/38 md.)
(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/16 md.) Talebine itiraz edilen alacaklının takibi, imzası ikrar veya noterlikçe tasdik edilen borç ikrarını içeren bir senede yahut resmî dairelerin veya yetkili makamların yetkileri dahilinde ve usulüne göre verdikleri bir makbuz veya belgeye müstenitse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın kaldırılmasını isteyebilir . Bu süre içerisinde itirazın kaldırılması istenilmediği takdirde yeniden ilâmsız takip yapılamaz.
Borçlu itirazını varit gösterecek hiçbir belge ibraz edemezse icra mahkemesi itirazın kaldırılmasına karar verir.
İtiraz birinci fıkrada gösterilen senet veya makbuz yahut belgeye müstenit ise itirazın kaldırılması talebi reddolunur.
Borçlu murisine ait bir alacak için takibedilmekte olup da, terekenin borca batık olduğunu ileri sürerse bu hususta ilam getirmesi için kendisine münasip bir mühlet verilir. Bunun dışında itirazın kaldırılması talebinin kabul veya reddi için ileri sürülen iddia ve savunmalar bekletici mesele yapılamaz.
(Değişik: 9/11/1988-3494/2 md.) Borçlunun gösterdiği belge altındaki imza alacaklı tarafından inkar edilirse hakim, 68/a maddesinde yazılı usule göre yaptığı inceleme neticesinde imzanın alacaklıya ait olduğuna kanaat getirdiği takdirde alacaklının itirazın kaldırılması talebini reddeder ve alacaklıyı sözü edilen belgenin taalluk ettiği değer veya miktarın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder . Alacaklı genel mahkemede dava açarsa bu para cezasının infazı dava sonuna kadar tehir olunur ve alacaklı bu davada alacağını ve imzanın kendisine ait olmadığını ispat ederse bu ceza kalkar.
Alacaklı duruşmada bizzat bulunmayıp da imza vekili tarafından reddolunduğu takdirde vekil mütaakıp oturumda müvekkilini imza tatbikatı için hazır bulundurmaya veya masraflarını vererek davetiye tebliğ ettirmeye mecburdur. Kabule değer mazereti olmadan gelmiyen alacaklı borçlunun dayandığı belgede yazılı miktar hakkındaki itirazın kaldırılması talebinden vazgeçmiş sayılır.
(Ek fıkra: 6/6/1985-3222/6 md.; Değişik: 9/11/1988-3494/2 md.) (Değişik birinci cümle: 17/7/2003-4949/16 md.) İtirazın kaldırılması talebinin esasa ilişkin nedenlerle kabulü hâlinde borçlu, talebin aynı nedenlerle reddi hâlinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkûm edilir . Borçlu, menfi tespit ve istirdat davası açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa, hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.

c) İtirazın geçici olarak kaldırılması:
Madde 68/a – (Ek: 18/2/1965-538/39 md.)
(Değişik birinci fıkra: 17/7/2003-4949/17 md.) Takibin dayandığı senet hususî olup, imza itiraz sırasında borçlu tarafından reddedilmişse, alacaklı itirazın kendisine tebliği tarihinden itibaren altı ay içinde itirazın geçici olarak kaldırılmasını isteyebilir. Bu hâlde icra hâkimi iki taraftan izahat alır.
Senet altındaki imzayı reddeden borçlu takibi yapan icra dairesinin yetki çevresi içinde ise, itirazın kaldırılması için icra mahkemesi önünde yapılacak duruşmada, mazeretini daha önce bildirip tevsik etmediği takdirde, bizzat bulunmaya mecburdur. İcra dairesinin yetki çevresi dışında ödeme emri tebliğ edilen borçlu, istinabe yolu ile isticvabına karar verilmesi halinde, aynı mecburiyete tabidir.
Tatbika medar imza mevcutsa bununla, yoksa borçluya yazdıracağı yazı ve attıracağı imza ile yapılacak mükayese ve incelemelerden veya diğer delil ve karinelerden icra mahkemesi, reddedilen imzanın borçluya aidiyetine kanaat getirirse itirazın muvakkaten kaldırılmasına karar verir. Hakim lüzum görürse, oturumun bir defadan fazla talikine meydan vermiyecek surette, bilirkişi incelemesi de yaptırabilir.
İmza tatbikında Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun bilirkişiye ait hükümleri ile 309 uncu maddesinin 2 nci, 3 üncü ve 4 üncü fıkraları ve 310, 311 ve 312 nci maddeleri hükümleri uygulanır.
(Değişik: 9/11/1988-3494/3 md.) Yapılacak duruşmada, yukarıda yazılı mazerete dayanmaksızın, borçlunun hazır bulunmaması halinde icra mahkemesince başka bir cihet tetkik edilmeksizin itirazın muvakkaten kaldırılmasına ve borçlunun sözü edilen senede dayanan takip konusu alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkumiyetine karar verilir. Duruşmaya gelmeyen borçlunun itirazının muvakkaten kaldırılmasına ve hakkında para cezasına karar verilebilmesi için keyfiyetin davetiyeye yazılması şarttır.
(Değişik: 9/11/1988-3494/3 md.) İcra hakimi, imzanın borçluya aidiyetine karar verdiği takdirde borçluyu sözü edilen senede dayanan takip konusuna alacağın yüzde onu oranında para cezasına mahkum eder. Borçlu, borçtan kurtulma, menfi tespit veya istirdat davası açarsa, bu para cezasının infazı dava sonuna kadar tehir olunur ve borçlu açtığı davayı kazanırsa bu ceza kalkar.
Borçlu inkar ettiği imzayı, itirazın kaldırılması duruşmasında ve en geç alacaklının senedin aslını ibraz ettiği celsede kabul ederse, hakkında para cezası hükmolunmaz ve kendisine yargılama giderleri yükletilmez. Şu kadar ki, kötü niyetle takibe sebebiyet veren borçlu yargılama giderleri ile mülzem olur. Senedin aslı takip talebi anında icra dairesine tevdi edilmiş ise, icra dairesinin yetki çevresi içinde ödeme emri tebliğ edilen borçlu hakkında bu fıkra hükmü uygulanmaz.
(Ek: 6/6/1985-3222/7 md.; Değişik: 9/11/1988-3494/3 md.) İtirazın muvakkaten kaldırılması talebinin kabulü halinde borçlu, bu talebin reddi halinde ise alacaklı, diğer tarafın talebi üzerine yüzde yirmiden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilir. Borçlu, borçtan kurtulma, menfi tespit veya istirdat davası açarsa, yahut alacaklı genel mahkemede dava açarsa hükmolunan tazminatın tahsili dava sonuna kadar tehir olunur ve dava lehine sonuçlanan taraf için, daha önce hükmedilmiş olan tazminat kalkar.
Borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen kredilerde itirazın kesin olarak kaldırılması:
Madde 68/b – (Ek: 9/11/1988-3494/4 md.)
Borçlu cari hesap veya kısa, orta, uzun vadeli kredi şeklinde işleyen kredilerde krediyi kullandıran taraf, krediyi kullanan tarafın kredi sözleşmesinde belirttiği adresine, borçlu cari hesap sözleşmesinde belirtilen dönemleri veya kısa, orta, uzun vadeli kredi sözleşmelerinde yazılı faiz tahakkuk dönemlerini takip eden onbeş gün içinde bir hesap özetini noter aracılığı ile göndermek zorundadır. (Değişik son cümle: 17/7/2003-4949/18 md.) Sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi hâlinde sonuç doğurur; yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi hâlinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılır.
Süresi içinde gönderilen hesap özetinin muhtevasına, alındığından itibaren bir ay içinde itiraz etmeyen krediyi kullanan taraf, hesap özetinin gerçeğe aykırılığını ancak borcunu ödedikten sonra dava edebilir.
Kredi sözleşmeleri ve bunlarla ilgili süresinde itiraz edilmemiş hesap özetleri ile ihtarnameler ve krediyi kullandıran tarafından usulüne uygun düzenlenmiş diğer belge ve makbuzlar bu Kanunun 68 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen belgelerden sayılırlar. Krediyi kullanan taraf, itiraz etmediği hesap özetinin dayandığı belgelerde kendisine izafe edilen imzayı kabul etmiş sayılır. Bu hüküm bu Kanunun 150/a maddesinin söz konusu olduğu hallerde de aynen uygulanır.
(Ek fıkra: 17/7/2003-4949/18 md.) Krediyi kullanan tarafın kredi hesabının kesilmesine veya borcun ödenmesine ilişkin ihtarname içeriğine itiraz etmiş olması, kredi hesabının kesilmesi ve borcun ödenmesine ilişkin ihtarnameden önce tebliğ edilen ve itiraz edilmeyerek kesinleşmiş bulunan faiz tahakkuk dönemlerine ilişkin hesap özetlerinin muhtevasına itiraz edilmemiş olmasının sonuçlarını ortadan kaldırmaz. Bu durumda, önceki dönemlere ilişkin kesinleşmiş hesap özetleri hakkında ikinci fıkra hükümleri uygulanır.
Reklam

İlgili Yargıtay Kararları

Bu madde ile ilgili Yargıtay kararları ve emsal uygulamalar

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu — 2026/254

Takip dayanağı belgede vade tarihinin açıkça belirtilmiş olması durumunda, borçlunun ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşeceği ve alacaklının takip tarihinden önce işlemiş faiz talep edebileceği hükme bağlanmıştır.

Özetli E. 2025/404
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi — 2026/1048

Davacı, hisse devir sözleşmesinden kaynaklı borcunun bulunmadığını iddia ederek, borç ödemeden aciz belgesine dayalı icra takibinin iptali ve menfi tespit talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesi, borcun varlığının ve aciz belgesinin usulüne uygun olduğunun önceki yargılamalarla kesinleştiği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş; Bölge Adliye Mahkemesi bu kararı yerinde bularak istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararında bir isabetsizlik görmeyerek hükmü onamıştır.

Özetli E. 2025/3434
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi — 2026/864

İcra Hukuk Mahkemesi tarafından verilen kararda, gerekçe kısmında borçlu lehine tazminata hükmedildiği belirtilmesine rağmen, hüküm fıkrasında bu tazminata yer verilmemiştir. Mahkeme kararının gerekçesi ile hüküm fıkrası arasında çelişki bulunması, infazda tereddüt oluşturacağından ve HMK'nın 298/2. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden, Yargıtay tarafından usulden bozma kararı verilmiştir.

Özetli E. 2025/9928
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi — 2026/635

Genel haciz yoluyla ilamsız icra takibinde, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 'itirazın kaldırılmasına dayanak gösterilen ihtarnamenin takip dayanağı olmadığı ve İİK 68. madde kapsamında değerlendirilemeyeceği' gerekçesiyle verdiği ret kararı, Yargıtay tarafından bozulmuştur. Yargıtay, borçlunun kendi düzenlediği ve içerisinde açık borç ikrarı bulunan ihtarnamenin, takip talebiyle birlikte icra dairesine sunulduğu ve borç ikrarı içerdiği için İİK 68. madde kapsamında itirazın kaldırılmasına dayanak olabileceğine hükmetmiştir.

Özetli E. 2025/7769
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi — 2026/267

İcra takibinde icra inkar tazminatının, toplam takip tutarı üzerinden değil, asıl alacak miktarı üzerinden hesaplanması gerektiğine dair düzeltilerek onama kararı.

Özetli E. 2025/7866
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi — 2026/278

Davacı alacaklı, başlattığı icra takibinde borçluya karşı kazandığı ancak daha sonra istinaf aşamasında kaldırılan bir icra hukuk mahkemesi kararına dayanarak tahsil ettiği paranın, İcra İflas Kanunu'nun 361. maddesi uyarınca icra dairesi tarafından geri istenmesi (icranın iadesi) üzerine, bu parayı iade etmemek için 'borçlu olunmadığının tespiti' davası açmıştır. Mahkemeler, icra dairesinin İİK 361 uyarınca yaptığı işlemin takip hukukuna ilişkin bir işlem olduğunu, bu işleme karşı şikayet yolunun açık olduğunu, icra takibinde alacaklı konumunda olan tarafın kendi başlattığı takip dosyasında menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar vermiştir. Yargıtay, ilk derece ve bölge adliye mahkemesinin bu hukuki yarar yokluğuna dayalı ret kararını onamıştır.

Özetli E. 2025/3174
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi — 2025/8337

İcra takibinde itirazın kaldırılmasına karar verilirken, icra inkar tazminatının takip konusu toplam alacak üzerinden değil, itirazın kaldırılmasına karar verilen asıl alacak miktarı üzerinden hesaplanması gerektiğine dair düzeltilerek onama kararı.

Özetli E. 2025/7364
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi — 2025/10057

İşçinin kıdem tazminatı, fazla çalışma ve genel tatil ücreti talebiyle açtığı davada, işverenin takas-mahsup def'i ve borç ikrarı içeren belgeye dayalı savunması neticesinde davanın reddine dair verilen yerel mahkeme ve bölge adliye mahkemesi kararlarının, usul ve kanuna uygun bulunarak onanmasına karar verilmiştir.

Özetli E. 2025/8542
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi — 2025/7614

İpoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takipte, takip dayanağı hesap kat ihtarının asıl borçluya tebliğ edilmediği durumlarda, alacaklının dayandığı belgenin İİK 68/1 anlamında itirazın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte olmadığına ve bu nedenle alacaklının tazminata mahkum edilemeyeceğine hükmedilmiştir. Mahkeme, takibin yargılama gerektirdiği gerekçesiyle tazminat hükmünü kaldırmış ve kararı düzelterek onamıştır.

Özetli E. 2025/4447
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi — 2025/7447

İcra takibinde takas ve mahsup talebine dayanak gösterilen mahkeme ilamının, Bölge Adliye Mahkemesi kararı ile ortadan kaldırılmış olması nedeniyle, takas ve mahsup talebinin dayanağının kalmadığı ve bu durumun icra mahkemesince dikkate alınarak istemin yeniden değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.

Özetli E. 2025/5993

İlgili Danıştay Kararları

Bu madde ile ilgili Danıştay kararları ve emsal uygulamalar

Bu madde için henüz Danıştay kararı bulunmuyor.

İlgili Sigorta Tahkim Kararları

Bu madde ile ilgili Sigorta Tahkim Komisyonu kararları

Bu madde için henüz Sigorta Tahkim kararı bulunmuyor.

İlgili Akademik Makaleler

Bu madde ile ilgili hakemli akademik makaleler

Akademik Makale 2023

KAMU İCRA HUKUKUNDA HAKSIZ ÇIKMA ZAMMININ ANAYASA MAHKEMESİ KARARLARI IŞIĞINDA DEĞERLENDİRİLMESİ

Mustafa Karataş, Mehmet Alper Elmalı

Anayasa Yargısı

Akademik Makale 2020

1581 SAYILI TARIM KREDİ KOOPERATİFLERİ VE BİRLİKLERİ KANUNU M. 12’DE DÜZENLENEN İLAM NİTELİĞİNDE BELGE VE BU BELGEYE İLİŞKİN OLARAK UYGULAMADAKİ HUKUKİ SORUNLAR

Fatih Aydemir

Erzincan Binali Yıldırım Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Vol. XXIII No. 3-4