(1) Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamaz.
(2) Tüzel kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak, suç dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki yaptırımlar saklıdır.
Mevzuat ve Kararlar Cebinizde
Türk Ceza Kanunu · 5237 Sayılı Kanun
Bu madde ile ilgili Yargıtay kararları ve emsal uygulamalar
İddianamenin iadesi kararına yönelik itirazın kabulüne ilişkin mercii kararının, kanun yararına bozma istemiyle incelenmesi neticesinde; iddianamede yeterli şüphenin bulunduğu, bilirkişi raporları arasındaki çelişkilerin yargılama aşamasında giderilebileceği ve bu hususun iddianamenin iadesi sebebi olamayacağı gerekçesiyle kanun yararına bozma isteminin reddine karar verilmiştir.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerini incelemiştir. Sanıkların temyiz istemlerinden vazgeçmeleri nedeniyle bu başvurular reddedilmiş, katılan vekilinin temyiz başvurusu üzerine ise mahkûmiyet hükmü oy çokluğu ile onanmıştır. Kararda dikkat çeken husus, karşı oy yazısında 'iştirak' ve 'suç ortaklığı' kavramlarının detaylıca irdelenmesi, sanıklardan birinin eyleminin ani geliştiği ve diğer sanığın bu eylemden sorumlu tutulamayacağı (iştirak iradesinin yokluğu) savunularak beraat gerektiğinin belirtilmesidir.
İş kazası sonucu ölüm nedeniyle açılan tazminat davasında, tüzel kişi olan davalı şirket yönünden ceza zamanaşımı süresinin uygulanamayacağı, 5237 sayılı TCK'da tüzel kişilerin ceza sorumluluğunun bulunmaması nedeniyle genel zamanaşımı süresinin esas alınması gerektiği belirtilerek yerel mahkeme kararı bozulmuştur.
Tüzel kişilerin 5941 sayılı Çek Kanunu kapsamında sanık sıfatıyla cezalandırılamayacağı, suçun failinin ancak gerçek kişiler olabileceği ve şikayet dilekçesinde belirtilmeyen şüphelilerin sonradan eklenmesi suretiyle yargılama yapılamayacağı gerekçesiyle yerel mahkeme kararının kanun yararına bozulmasına karar verilmiştir.
İcra-İflas suçlarında (alacaklıyı zarara uğratmak için mevcudu eksiltmek), cezaların şahsiliği ilkesi gereği icra emrinin borçlu asile tebliğ edilmesinin zorunlu olduğu, vekile yapılan tebligatın cezai sorumluluk doğurmayacağı gerekçesiyle mahkumiyet kararının bozulmasına hükmedilmiştir.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkumiyet kararını bozmuştur. Bozma gerekçesi olarak; ByLock kullanıcısı olduğunu reddeden sanığın savunmasının denetlenmesi için roster kayıtlarındaki kişilerin araştırılması, tanık olarak dinlenmesi ve örgütlü suçlar bilgi havuzundaki kayıtların celbi gibi eksik soruşturma yapılması, ayrıca sanığın eşinin banka hareketleri ve çocuklarını okula göndermesinin 'suç ve cezaların şahsiliği' ilkesine aykırı olarak örgütsel faaliyet sayılamayacağı belirtilmiştir.
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, kasten öldürme ve kasten öldürmeye yardım suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin temyiz incelemesinde, sanıkların olay öncesinde maktulü öldürme konusunda ortak bir irade birliği içerisinde olduklarına dair kesin ve inandırıcı delil bulunmadığına hükmetmiştir. Daire, sanıkların eylemlerini ayrı ayrı değerlendirmiş; olayın ani gelişen bir süreç olduğunu, sanıklar arasında bir iştirak iradesinin ve tasarlamanın tespit edilemediğini belirterek, sanıkların cezalandırılmasına dair mahkumiyet hükümlerini onamıştır. Ancak, karara muhalif kalan üye, özellikle 'yardım eden' sıfatıyla ceza alan sanığın olay anındaki konumu, eyleminin niteliği ve 'iştirak iradesi' yokluğu gerekçesiyle beraat etmesi gerektiğini savunmuştur.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi kararını incelemiştir. Kararda, sanığın çocuklarını örgüte müzahir okullara göndermesi, dergi aboneliği, dernek bağışı ve yakınlarının soruşturma geçirmesi gibi hususların, 'suç ve cezaların şahsiliği ilkesi' gereği tek başına örgütsel faaliyet sayılamayacağı vurgulanmış; ancak mevcut diğer delillerin suçun sübutu için yeterli olduğu gerekçesiyle hükmün onanmasına karar verilmiştir.
Bu madde ile ilgili Danıştay kararları ve emsal uygulamalar
Uzman çavuş olan davacının, güvenlik soruşturması ve arşiv araştırmasının olumsuz sonuçlandığı gerekçesiyle sözleşmesinin feshedilmesi işleminin iptali ve yoksun kaldığı parasal haklarının tazmini istemiyle açılan davada; alt mahkemelerce işlemin hukuka aykırı bulunarak iptaline ve tazminata hükmedilmiştir. Danıştay, işlemin iptali yönündeki kararı hukuka uygun bulmuş, ancak tazminata işletilecek yasal faizin başlangıç tarihinin 'tahakkuk tarihi' yerine 'dava tarihi' olması gerektiği yönünde kararı düzelterek onamıştır.
Danıştay, ruhsatsız maden sahasından malzeme alındığı gerekçesiyle uygulanan idari para cezasında, 'ceza sorumluluğunun şahsiliği' ilkesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir. İdare, iki ayrı şirkete, sorumluluk paylarını ve fiil katkılarını ayrı ayrı belirlemeden, tek bir idari para cezası tesis etmiştir. Mahkeme, her bir şirketin eyleminin, kusurunun ve sorumluluk miktarının somut delillerle (laboratuvar analizi, ayrı ayrı tespitler vb.) ortaya konulması gerektiğini belirterek, genel ve belirsiz bir ceza tesisini hukuka aykırı bulmuş ve işlemin iptaline ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararını onamıştır.
Davacı şirkete ait olduğu iddia edilen tehlikeli atığın, başka bir işletmede usulsüz bertaraf edilmesi nedeniyle kesilen idari para cezasının, cezanın şahsiliği ilkesi ve somut delil yetersizliği gerekçesiyle iptali istemine ilişkindir. Danıştay, idarenin eksik inceleme ile işlem tesis ettiğini belirterek Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuştur.
701 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan davacının, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu'nun ret kararına karşı açtığı iptal davasının reddine dair kararın temyizi üzerine; Danıştay 5. Dairesi, ilk derece mahkemesinin kararında yer alan 'davacının kardeşinin FETÖ/PDY üyeliği' şeklindeki gerekçenin, davacının örgütle irtibatını ortaya koymadığını ve bu durumun davacı aleyhine değerlendirilemeyeceğini belirtmiştir. Ancak, Bölge İdare Mahkemesi kararının sonucu itibarıyla hukuka uygun olduğu gerekçesiyle temyiz istemini reddederek kararı onamıştır.
701 sayılı KHK ile kamu görevinden çıkarılan davacının, OHAL Komisyonu ret işleminin iptali istemiyle açtığı davanın reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacının şahsına özgü somut bir delil olmaksızın aile bireyleri üzerinden irtibat/iltisak kurulmasının hukuka aykırı olduğu belirtilmesine rağmen, sonuç itibarıyla onanması kararıdır.
Davacı şirkete ait kamyonun, Büyükçekmece Belediyesi ile yapılan hizmet alım sözleşmesi kapsamında belediyenin tasarrufunda çalıştığı sırada kaçak hafriyat dökümü yaptığı iddiasıyla kesilen idari para cezası, 'cezaların şahsiliği' ilkesi gereği iptal edilmiştir. Danıştay, aracın sözleşme kapsamında belediyenin kontrolünde olduğunu ve fiilin işlendiği tarihte davacının tasarrufunda bulunmadığını belirterek, cezanın şahsiliği ilkesi uyarınca işlemin hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir.
Belediye tarafından ihale kapsamında kiralanan bir kamyonun, idarenin bilgisi ve gözetimi altındaki yol yapım çalışmaları sırasında hafriyat dökümü yapması nedeniyle kesilen idari para cezasının, 'cezaların şahsiliği ilkesi' uyarınca hukuka aykırı olduğuna ve iptal edilmesi gerektiğine karar verilmiştir.
Anız yakma nedeniyle verilen idari para cezasına ilişkin ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davada, davacının yargılama sürecinde vefat etmesi üzerine, idari para cezasının şahsiliği ilkesi gereği davanın konusuz kaldığı ve dava dilekçesinin iptali gerektiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararı bozulmuştur.
İmar para cezasına ilişkin davanın devamı sırasında davacının vefat etmesi üzerine, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi gereği idari para cezasının mirasçılara intikal edemeyeceği ve bu tür davaların yalnızca öleni ilgilendirdiği gerekçesiyle, davanın konusuz kalması nedeniyle dilekçenin iptaline karar verilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.
Danıştay 6. Dairesi, bir hafriyat dökümü nedeniyle kesilen idari para cezasının iptali istemiyle açılan davada, cezanın kesildiği tarihte aracın mülkiyetinin davacı şirkette olmasına rağmen, aracın fiilen başka bir şirkete kiralandığı ve bir belediye hizmet alım sözleşmesi kapsamında kullanıldığının sabit olduğu gerekçesiyle, 'cezaların şahsiliği' ilkesi uyarınca davacı adına kesilen cezanın hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir.
Bu madde ile ilgili Sigorta Tahkim Komisyonu kararları
Bu madde için henüz Sigorta Tahkim kararı bulunmuyor.
Bu madde ile ilgili Bölge Adliye ve Bölge İdare Mahkemesi kararları
Bu madde için henüz İstinaf kararı bulunmuyor.
Bu madde ile ilgili İlk Derece Mahkemesi kararları
Bu madde için henüz Yerel Mahkeme kararı bulunmuyor.
Bu madde ile ilgili Anayasa Mahkemesi kararları
Başvurucu, FETÖ/PDY ile bağlantılı olduğu iddiasıyla tutuklanmıştır. AYM, soruşturma belgelerinde yer alan Bank Asya hes...
Bu madde ile ilgili Gelir İdaresi Başkanlığı özelgeleri
Bu madde için henüz özelge bulunmuyor.
Bu madde ile ilgili yüksek lisans ve doktora tezleri
SÜMEYYE MENGÜÇ
TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi
NESLİHAN DEMİRKOL
Selçuk Üniversitesi
MÜMİN GÜNGÖR
Anadolu Üniversitesi
YAĞMUR EKİM YILMAZ
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi
ARAS ÖZKAN
İstanbul Aydın Üniversitesi
FERHUNDE CAN
İstanbul Aydın Üniversitesi
GÖZDE KAÇMAZ KESKİN
Bahçeşehir Üniversitesi
ELİF EZGİ MAVİ
Dokuz Eylül Üniversitesi
GANİME MİRAY ÖZCAN
İSTANBUL BEYKENT ÜNİVERSİTESİ
ŞÖLEN ÇAKIROĞLU
İstanbul Üniversitesi
Bu madde ile ilgili hakemli akademik makaleler
Gamze Ecik
Adalet Dergisi
Enes Yılmaz
Çukurova Üniversitesi Hukuk Araştırmaları Dergisi No. 7
Halil Cesur
Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Vol. 27 No. 2
Zeki Yaka Muhammed Tevfik Tortop
İslam Hukuku Araştırmaları Dergisi No. 44
Burak Taş
Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Vol. 26 No. 1
Hasan Çataklı
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Vol. 28 No. 2
Ensar Kum
Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Vol. 6 No. 2 Prof. Dr. Mustafa Avcı'ya Armağan
Ertuğrul Ünal
Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Vol. 11 No. 1
Mehmet Talha Kalkan
Akademik Tarih ve Düşünce Dergisi
Berrin Akbulut
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Vol. 27 No. 4