(1) Hâkim, Türk hukukunu resen uygular.
HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU · 6100 Sayılı Kanun
Madde 33 — Hukukun uygulanması
(1) Hâkim, Türk hukukunu resen uygular.
İlgili Yargıtay Kararları
Bu madde ile ilgili Yargıtay kararları ve emsal uygulamalar
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi — 2026/3490
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, vesayet dosyalarının eksikliği nedeniyle dosyanın yerel mahkemeye geri çevrilmesine karar vermiştir. Kısıtlı adayının daha önce farklı mahkemelerce vesayet altına alındığı tespit edilmiş ancak bu dosyalara dair belgeler UYAP'ta veya dosya kapsamında bulunamamıştır. Mahkeme, kısıtlı hakkında vesayetin kaldırılması, yerleşim yeri değişikliği izni ve ilgili vesayet dosyalarının akıbetinin araştırılması için dosyanın eksikliklerin giderilmesi amacıyla ilk derece mahkemesine iadesine hükmetmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi — 2026/629
Davacı şirket, 2011 yılında gerçekleştirdiği ihaleli iş kapsamında 5510 sayılı Kanun'un 81/1 maddesi uyarınca %5'lik hazine desteğinden yararlandırılmadığını iddia ederek ödediği primlerin iadesini talep etmiştir. Yargıtay, sürecin devamında yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun'un Ek 17. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen hükümleri sonrası oluşan hukuki durumu hatırlatarak, mahkemenin bu yeni yasal durumu gözeterek yeniden inceleme yapması gerektiğini belirtmiştir. Yerel mahkeme bozmaya uyarak davanın kısmen kabulüne karar vermiş, Yargıtay ise kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek onamıştır.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi — 2026/636
Davacı, 6111 sayılı Kanun kapsamında prim teşvikinden yararlanma talebinin SGK tarafından reddi üzerine işlemin iptali ve teşvikten yararlandırılma talebiyle dava açmıştır. Yargılama sürecinde 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 17. madde ile prim teşviklerinden yararlanma şartları ve usulleri düzenlenmiş, ancak bu maddenin 4. fıkrasının Anayasa Mahkemesi tarafından iptali ile süreç değişmiştir. Son aşamada, davalı Kurumun davacının teşvik başvurularını işleme alıp mahsuplaşma işlemlerini gerçekleştirdiği anlaşılmış, davanın konusuz kaldığı tespit edilmiş ve İlk Derece Mahkemesince 'karar verilmesine yer olmadığına' dair verilen hüküm Yargıtay tarafından onanmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi — 2026/403
Davacı, davalının kendi tescilli markasıyla iltibas (karıştırılma) yaratan bir marka başvurusu yaptığını ve haksız rekabette bulunduğunu iddia ederek marka hakkına tecavüzün tespitini ve önlenmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi davanın kabulüne karar vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise haksız rekabet ve marka tecavüzü hükümlerinin kümülatif olarak uygulanamayacağı (SMK'nın özel kanun niteliği nedeniyle) gerekçesiyle kararı yeniden hüküm kurarak onamıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi'nin 'kümülatif korumanın uygulama alanı kalmadığı' yönündeki gerekçesini yerinde bularak ve usulü eksikliklerin temyiz sebebi yapılmadığını gözeterek kararı onamıştır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi — 2026/309
Bölge Adliye Mahkemesi, muvazaa iddiasıyla açılan tasarrufun iptali davasını delillerin eksik değerlendirildiği gerekçesiyle kabul etmişti. Ancak Yargıtay, üçüncü kişinin kötüniyetinin ve borçluyla fikir birliği içinde olduğunun ispatlanamadığını, ödeme belgelerinin bedel farkının bulunmadığını gösterdiğini belirterek kararı bozdu.
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi — 2026/147
İşveren, 5510 sayılı Kanun kapsamında yararlanamadığı 5 puanlık prim teşvikinin geriye dönük iadesini talep etmiştir. Yargılama sürecinde 7103 sayılı Kanun ile 5510 sayılı Kanuna eklenen Ek 17. madde yürürlüğe girmiş ve Anayasa Mahkemesi'nin ilgili iptal kararları sonrası süreçte, Kurumun teşvik tutarını mahsup etmesiyle davanın konusuz kaldığı anlaşılmıştır. Mahkemece davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair kurulan hüküm, Yargıtay tarafından onanmıştır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi — 2026/123
Davacı, kadastro sonucunda komşu parsel sınırlarında kaldığı iddia edilen taşınmaz bölümünün tapu kaydının iptali ile kendi adına tescilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi teknik bir hata olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermişse de, Yargıtay bozma ilamında, 3402 sayılı Kanun'un 41. maddesi kapsamında düzeltme işleminin mülkiyet durumunu değiştiremeyeceğini, bu tür taleplerin tapu iptali ve tescil davası niteliğinde olduğunu ve kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini belirterek davanın reddi gerektiğine hükmetmiştir. İlk derece mahkemesi bozma ilamına uyarak davanın reddine karar vermiş, temyiz incelemesinde ise bu karar onanmıştır.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi — 2026/143
Dava, tapuda Hazine adına kayıtlı 2/B vasıflı taşınmazın bir kısmının, uygulama kadastrosu sonucu davalılar adına kayıtlı başka bir parsel sınırları içinde kalması nedeniyle açılan tapu iptal ve tescil talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, davanın 6292 sayılı Kanun kapsamında olduğunu değerlendirerek hatalı bir hukuki niteleme yapmış, Yargıtay ise bu değerlendirmeyi bozarak uyuşmazlığın mülkiyet hakkına dayalı bir tapu iptal ve tescil davası olduğunu vurgulamıştır. Bozma ilamına uyan Bölge Adliye Mahkemesi, bilirkişi raporuna dayanarak davanın kısmen kabulüne ve taşınmazın ifraz edilerek Hazine adına tesciline karar vermiştir. Yargıtay, bu kararı usul ve yasaya uygun bularak onamıştır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi — 2026/177
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemeleri (BAM) arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi talebini incelemiştir. Söz konusu uyuşmazlık, geçici hukuki koruma taleplerinde hakimin taleple bağlılığı (HMK m. 26) ile hakimin hukuki nitelendirmede serbestliği (HMK m. 33) arasındaki ilişkiye dairdir. Yargıtay, uyuşmazlığın giderilmesi talebine konu olan geçici hukuki koruma kararlarının (ihtiyati tedbir/haciz) nitelikleri gereği 'nihai ve kesin' kararlar olmadığını, koşullara göre değiştirilebilir olduklarını belirterek, 5235 sayılı Kanun'un 35. maddesi kapsamında bir uyuşmazlığın giderilmesi prosedürüne konu olamayacaklarına hükmetmiştir. Bu nedenle uyuşmazlığın giderilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi — 2026/126
İhale tarihinden sonra taşınmaz üzerine konulan hacizlerin kaldırılması talebinin, icra müdürlüğünün yetkisinde olmadığı gerekçesiyle reddedilmesi üzerine açılan şikayet davasında; Yargıtay, hakimin hukuki tavsif yetkisi ve TMK 705. maddesi uyarınca ihale alıcısının mülkiyet hakkını koruyarak, bu tür hacizlerin kaldırılmasının icra mahkemesinin görev alanında olduğuna ve şikayetin esastan incelenmesi gerektiğine hükmetmiştir.
İlgili Danıştay Kararları
Bu madde ile ilgili Danıştay kararları ve emsal uygulamalar
Bu madde için henüz Danıştay kararı bulunmuyor.
İlgili Sigorta Tahkim Kararları
Bu madde ile ilgili Sigorta Tahkim Komisyonu kararları
K-2025/489824
Başvuran, kasko sigortası kapsamında aracında oluşan bakiye hasar bedelinin tazminini talep etmiştir. Sigorta şirketi, taraflar arasında imzalanan mutabakatname ve ibraname ile ödemenin yapıldığını ve borcun sona erdiğini savunmuştur. Hakem heyeti, ibranamede herhangi bir ihtirazi kayıt bulunmadığını, davacının gabin veya hata gibi bir iddiasının ispatlanamadığını ve Yargıtay içtihatları uyarınca mutabakatname ile ödeme yapılmış olması nedeniyle bakiye alacak talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek başvuruyu reddetmiştir.
İlgili Akademik Tezler
Bu madde ile ilgili yüksek lisans ve doktora tezleri
Medeni yargılama hukukuna hâkim olan ilkelerin temyiz kanun yolundaki görünümü
GÜLŞAH DEMİRDÖVEN
İstanbul Medipol Üniversitesi
Analitik pozitivizm açısından yargıcın hukuk yaratması
ONUR ALTUNSU
Kırıkkale Üniversitesi
Hukukta yorumun sınıfsallığı
FURKAN YILMAZ
Ankara Üniversitesi
Hukuk felsefesi açısından argümantasyon ve argüman haritalama örnekleri
ÖMER ÖRGEN
Necmettin Erbakan Üniversitesi
Milletlerarası tahkimde hakemin hukuku kendiliğinden uygulaması
YİĞİTCAN BOZOĞLU
İstanbul Bilgi Üniversitesi
İslam muhâkeme hukukunda defi davası
DERYA ŞİMŞEK
Kocaeli Üniversitesi
Dworkin'in yorum teorisi ve hüküm kurmadaki önemi
MÜSLÜM ŞENER
İstanbul Üniversitesi
İslam hukuku ve modern hukukta hakkında nas bulmayan konularda hakimin rolü
MAHAMAT ALIM DOURMA
Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
Medeni Yargılama Hukukunda hâkimin Türk Hukukunu resen uygulaması (Iura Novit Curia prensibi)
ABDULLAH SELMAN ARISOY
İstanbul Üniversitesi
İlgili Akademik Makaleler
Bu madde ile ilgili hakemli akademik makaleler
Ronald Dworkın’ın Hukuk Teorisi IşığındaYargıçların Rolü
M Balkan Demirdal
Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Vol. 18 No. 3
Aktif Bir Hâkimlik Pratiğinin Kapsamı ve Sınırları: Hâkim Fiona Örneği
Nadire Özdemir
Hacettepe Hukuk Fakültesi Dergisi, Vol. 7 No. 1
Hedging and Boosting Strategies in Turkish Academic Law Discourse
Ruhan Güçlü Zahide Kübra Ayanoğlu
Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi
Hukuki ve Dini Metinlerde Aşırı Yorum: Serbest Hukuk Ekolü ile Dini Metinlere Çağdaş Yaklaşımların Mukayesesi
Temel Kacır
İslam Hukuku Araştırmaları Dergisi No. 46
DÜRÜST DAVRANMA VE DOĞRUYU SÖYLEME YÜKÜMLÜLÜĞÜ İLE BU YÜKÜMLÜLÜKLERE AYKIRILIĞIN YAPTIRIMI
Ceren Demirel Mit
Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Vol. 11 No. 2
HUKUK DİLİNDE EDİMBİLİMSEL BİR KULLANIMIN İNCELENMESİ
Ali Sağlam
Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Vol. 15 No. 2
GÜNCEL YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA YABANCI HUKUKUN UYGULANMASI
Çiçek Özgür
Akdeniz Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Vol. 15 No. Prof. Dr. Peter HAY 90. Doğum Günü Özel Sayısı
Medenî Usul Hukukunda Hâkimin Takdir Yetkisi
Aslınur Matuğan
Balıkesir Üniversitesi Hukuk Dergisi
İslâm Hukukunda İctihad Farklılığının Pratik Değeri
Süleyman Taş
İslam Hukuku Araştırmaları Dergisi No. 44
New Legal Realism
Şefik Taylan Akman
Süleyman Demirel Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Vol. 14 No. 2