(1) Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez.
SINAİ MÜLKİYET KANUNU · 6769 Sayılı Kanun
Madde 155 — Önceki tarihli hakların etkisi
(1) Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez.
İlgili Yargıtay Kararları
Bu madde ile ilgili Yargıtay kararları ve emsal uygulamalar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi — 2026/757
Davacı şirket, kendi ticaret unvanı ve markası ile benzerlik gösteren ve aynı sektörde faaliyet gösteren davalı şirketin unvanının, markasal kullanımının ve alan adının, 'iltibas' (karıştırılma ihtimali) yarattığı ve haksız rekabet oluşturduğu iddiasıyla dava açmıştır. İlk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, davalının ticaret unvanındaki ve markasal kullanımdaki ibarenin davacının tescilli markası ve unvanı ile karıştırılmaya müsait olduğunu, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiğini ve 5 yıllık sessiz kalma süresinin dolmadığını belirterek davanın kabulüne karar vermiştir. Yargıtay, yapılan yargılamada bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını onamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi — 2026/471
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, tescilli tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet iddiasıyla açılan davada, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) yürürlüğe girmesiyle birlikte, tescilli sınai haklar bakımından 'kümülatif koruma' (haksız rekabet hükümlerinin eş zamanlı uygulanması) ilkesinin artık uygulama alanı kalmadığına hükmetmiştir. Daire, SMK'nın özel hükümlerinin haksız rekabeti de kapsayacak şekilde daha üstün koruma sağladığını belirterek, tescilli sınai haklara ilişkin davalarda yalnızca SMK hükümlerinin uygulanması gerektiği yönünde bir içtihat değişikliğine gitmiş ve Bölge Adliye Mahkemesi kararını 'haksız rekabet' ibarelerini çıkararak düzeltmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi — 2026/54
Davacı şirket, dünyaca tanınmış '...' markasının sahibi olduğunu belirterek, davalının '...' ve '...' ibareli markalarının kendi markalarıyla iltibas yarattığını, tanınmışlıktan haksız yararlandığını ve marka hakkına tecavüz ettiğini ileri sürerek markaların hükümsüzlüğü, tecavüzün tespiti, men'i, ref'i ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesi davanın kabulüne karar vermiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise haksız rekabet talebinin marka hukuku hükümleriyle örtüştüğü gerekçesiyle bu kısma ilişkin talebi reddederek diğer yönlerden kararı onamıştır. Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğuna hükmederek onama kararı vermiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi — 2025/7463
Dava, taraflar arasındaki eski distribütörlük ilişkisine dayalı marka tecavüzü, haksız rekabet ve markanın hükümsüzlüğü taleplerine ilişkindir. Yargıtay, ilaç sektöründeki markaların hedef kitlesinin doktor ve eczacılar gibi 'bilinçli tüketiciler' olduğunu, dolayısıyla ilaç etken maddesinden türetilen markalar arasında, iltibas (karıştırılma) tehlikesinin bu özel tüketici kitlesi nezdinde değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Somut olayda bu husus gözetilmeden kötüniyet ve tecavüz değerlendirmesi yapılması hatalı bulunarak Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuştur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi — 2025/7006
Asıl dava, taraflar arasındaki bir kamu ihalesi kapsamında, davalı tarafından temin edilen ürünlerin davacıya ait faydalı model hakkını ihlal ettiği iddiasıyla açılan maddi tazminat davasıdır. Karşı dava ise, davacının faydalı modelinin hükümsüzlüğü talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesi, ürünlerin faydalı model koruması kapsamında kalmadığı ve tecavüzün oluşmadığı, ayrıca hükümsüzlük şartlarının da oluşmadığı gerekçesiyle hem asıl hem de karşı davanın reddine karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi bu kararı usul ve yasaya uygun bularak istinaf başvurusunu esastan reddetmiş, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de temyiz incelemesi sonucunda kararı onamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi — 2025/6887
Davacı, davalıların markasal kullanımlarının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek tespit, men ve tazminat talebinde bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi, davalının kullanımlarının marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle birlikte, tescilli sınai haklar (marka, tasarım vb.) söz konusu olduğunda, sadece özel kanun olan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) hükümlerinin uygulanması gerektiğini, haksız rekabet hükümlerinin marka hakkına tecavüz davalarında artık kümülatif olarak (aynı anda) uygulanamayacağını belirterek kararı bozmuştur. Kararda ayrıca davanın tam ıslah dilekçesi dikkate alınmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğu vurgulanmıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi — 2025/6812
Davacı şirket, kendi adına tescilli olan ve uzun süredir kullanılan markasının, davalı tarafından taklit edilerek 2019 yılında tescil ettirildiğini iddia ederek davalı markasının hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi, markaların aynı mal ve hizmet sınıflarında yer alması, görsel ve tasarımsal benzerlikler nedeniyle karıştırılma ihtimali bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, davalının 'akrabalık' ve 'soyadı benzerliği' savunmalarını reddederek kararı onamış; Yargıtay ise istinaf kararının usul ve yasaya uygun olduğuna hükmederek onama kararı vermiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi — 2025/6693
Davacıya ait tescilli marka ile davalının kullandığı marka/işaret arasında iltibas (karıştırılma ihtimali) bulunduğu, davalının kendi adına tescilli bir markası olsa dahi, önceki tarihli rüçhan veya başvuru hakkına sahip davacıya karşı bu hakkını bir savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceği (SMK 155. madde) gerekçesiyle, marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i ve internet erişiminin engellenmesi talebinin kabulüne dair verilen ilk derece mahkemesi kararının, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddedilmesi üzerine, Yargıtay tarafından onanmasına karar verilmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi — 2025/6573
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti davasında, tescilli sınai haklar (marka) ile haksız rekabet hükümlerinin kümülatif (birlikte) uygulanıp uygulanamayacağını incelemiştir. Mahkeme, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle birlikte, tescilli sınai haklar bakımından özel kanun olan 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) yeterli korumayı sağladığını, bu nedenle SMK'nın yanında haksız rekabet hükümlerinin eş zamanlı (kümülatif) uygulanamayacağına hükmetmiştir. Bu doğrultuda, yerel mahkemenin 'haksız rekabet'e ilişkin kabul kararını, hukuki dayanağı kalmadığı gerekçesiyle düzelterek onamıştır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi — 2025/6280
Davacı, davalıların kendi tescilli markasına tecavüz ederek ayakkabı tabanı üretimi ve satışı yaptığını iddia ederek tecavüzün tespiti, önlenmesi ve maddi-manevi tazminat talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesi davanın kısmen kabulüne karar vermiş, ancak bölge adliye mahkemesi, bilirkişi raporundaki hesaplama yöntemini ve dava konusu dönemi dikkate alarak maddi tazminat miktarını revize etmiştir. Yargıtay, bölge adliye mahkemesinin kararında hukuka aykırılık görmeyerek kararı onamıştır.
İlgili Danıştay Kararları
Bu madde ile ilgili Danıştay kararları ve emsal uygulamalar
Bu madde için henüz Danıştay kararı bulunmuyor.
İlgili Sigorta Tahkim Kararları
Bu madde ile ilgili Sigorta Tahkim Komisyonu kararları
Bu madde için henüz Sigorta Tahkim kararı bulunmuyor.
İlgili Akademik Tezler
Bu madde ile ilgili yüksek lisans ve doktora tezleri
İlgili Akademik Makaleler
Bu madde ile ilgili hakemli akademik makaleler
DIE WIRKUNG DES ÄLTEREN RECHTS NACH ARTIKEL 155 DES GESETZES ÜBER DEN GEWERBLICHEN RECHTSSCHUTZ
Elnur Karimov
Ticaret ve Fikri Mülkiyet Hukuku Dergisi, Vol. 8 No. 2