11. Hukuk Dairesi 2023/4409 E. , 2024/7996 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/983 Esas, 2023/1063 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/246 E., 2023/129 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı/karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 22.10.2024 günü hazır bulunan davacılar/karşı davalılar vekili Avukat ... ile davalı/karşı davacı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinden ... ve ...'ın ... Tasarım Plan İnşaat Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti'nin davalı ... ile yaptığı/yapacağı kredi sözleşmelerinden doğacak borçları için ipotek veren 3. kişi sıfatıyla Kocasinan Tapu Müdürlüğü'nün 13.06.2014 tarih ve 13853 yevmiye numaralı 30.000.000,00 TL miktarlı 1. dereceden üst sınır ipoteği ile ...'ın yaklaşık 20, ...'ın ise yaklaşık 5 taşınmazını davalı ...'na ipotek verdiğini, kredi sözleşmelerinde gerek asıl borçlu gerekse kefil sıfatıyla müvekkillerinin şahsen sorumluluğunun doğuracak hiçbir imzası veya taahhüdü bulunmadığını, kısaca müvekkillerinin ipotek veren 3. kişi konumunda olduğunu, toplamda 100'ün üzerinde bağımsız bölüm için ... Ltd. Şti'nin Halk Bankası ile imzaladığı kredi sözleşmeleri için toplu olarak ipotek verildiğini, müvekkillerince borca ve ipoteklere itiraz edildiğini, banka tarafından borçtan şahsen sorumlu olan Mustafa Uğur ile borçtan şahsen sorumlu olmayan müvekkilleri ... ve ...'ın gösterdiği bütün gayrimenkuller üzerine toplu ipotek konulduğunu, şartları oluşmadan verilen toplu ipoteğin hukuka aykırı olduğunu, bu nedenle fekki gerektiğini ileri sürerek Kayseri İli, Kocasinan İlçesi, ... Mahallesi, 7211 ada, 7 parsel A Blok 15, 16, 17, 20, 35, 54, 58, 59, 60 ve B Blok 47, 59, 62 numaralı bağımsız bölümlerdeki 30.000.000,00 TL bedelli ipoteğin fekki ile tapudan terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kredi sözleşme şartlarının ihlal edilmesi nedeniyle adı geçen borçluya, kefillerine ve davacı ipotek veren şahıslara hesap kat ihtarnamesinin tebliğ edildiğini, davacılar tarafından ipoteğin aldatma suretiyle kurulduğu iddialarına ilişkin herhangi bir olay, olgu ve delil sunulmadığı, ayrıca ipoteğin 2014 yılında tesis edilmiş olması karşısında davacıların, durumu yeni öğrendikleri iddiasının hiçbir doğruluğu ve inandırıcılığı bulunmadığını, bir yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiş; karşı davada davacı vekili; davaya konu taşınmazlar üzerindeki ipoteğin rehin konusu taşınmazlara dağıtılmasını talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, her ne kadar davalı banka karşı dava açarak davaya konu taşınmazlardaki ipoteğin rehin konusu taşınmazlara dağıtılması isteminde bulunmuş ise de, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 855 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca aksine anlaşma bulunmadıkça teminatın taşınmazların her birine değeri oranında dağıtmaya yetkili merci ilgili tapu müdürlüğü olduğu gözetildiğinde mahkemece bu yönde bir karar verilmesinin yerinde olmadığı, zira karşı davacı rehin hakkı sahibinin toplu rehin hakkını, rehin yükünü ... ettiği gibi taşınmazlara dağıtarak ve bu durumu tapu sicil müdürlüğünde rehin sütununa tescil ettirerek münferit rehin haklarına çevirebileceği ve bu konuda rehinle ilgili taşınmazların malikleri ile anlaşması gerekeceği ve bu suretle rehin hakkı sahibinin artık alacağın her bir kısmından sadece tek taşınmaz sorunlu olacağı rehin hakkından kısmen feragat etmiş olacağı, bu suretle alacaklının her bir rehin sorumlusu ile anlaşarak rehin yüklerini taşınmazlara dağıtarak toplu rehini paylı rehne çevirebileceği, ancak bu durumlarda alacaklının rızası yanında tüm rehin hakkı sahiplerinin de rızası gerektiği, dosya kapsamında sunulan delil ve belgeler çerçevesinde davacı rehin alacaklısının böyle bir anlaşmaya varamadığını ve mahkemenin bu konuda müdahalesini istemekte haklı, makul ve inandırıcı delil ve belgeleri ortaya koyması gerektiği, ancak asıl dava açılmadan önce böyle bir uyuşmazlığın bulunduğunun ortaya konulamadığı, ancak davacıların bu davayı açması üzerine tesis edilen ipoteğin yolsuz tescil olduğunun fark edilmesi üzerine esasa cevap süresi içerisinde karşı dava yoluyla bu talebin ileri sürüldüğü, talebin ileri sürülüş şekli ve zamanı dikkate alındığında davalı/karşı davacının talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile hükümde sayılı bağımsız bölümlerdeki 30.000.000,00 TL bedelli ipoteğin fekkine, karşı davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davalı/karşı davacı vekilince istinafa başvurulmuştur.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı/karşı davacı banka vekilinin istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden esastan reddine karar verilmiş, karar davalı/karşı davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava İpoteğin fekki; karşı dava, taşınmazlardaki ipoteğin rehin konusu taşınmazlara dağıtılması istemine ilişkin olup, uyuşmazlık toplu ipoteğin şartlarının mevcut olup olmadığı, mevcut ise ipoteklerin geçerli olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4751 sayılı Kanun'nun 855 inci maddesi, Tapu Sicil Tüzüğü'nün (TST) 32 nci madde.
3. Değerlendirme
1.Asıl dava, toplu ipoteğin şartları bulunmadığı gerekçesiyle ipoteğin terkini istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemecesince davanın kabulü ile ipoteğin fekkine karar verilmiştir.
4751 sayılı Kanun'un 855 inci maddesine göre, aynı alacak için birden fazla taşınmaz üzerinde rehin kurulması mümkündür. Ancak, toplu rehnin söz konusu olabilmesi için aynı borç için rehnedilecek birden çok taşınmazın ya aynı malike ya da müteselsil borçlulara ait olması gerekir. Borçlu tarafta; rehinle yüklenecek taşınmazların, maliki ya da müteselsil borçlu malikleri yer alır. Alacağı temin edilecek kişi ise toplu rehin sözleşmesinin alacaklı tarafını oluşturur. Toplu rehin sözleşmesinin resmî şekilde yapılması ve tarafların toplu rehin tesis etmek istediklerinin açıkça anlaşılması gerekir. Böyle bir anlaşmanın mevcut olmaması hâlinde paylı rehnin hükümleri uygulanır. Eğer taraflar arasında taşınmazlar üzerindeki rehin yükü paylaşımına dair bir anlaşma bulunmuyorsa, tapu sicil müdürlüğünce rehin yükünü her bir taşınmaza değeri oranında re’sen dağıtır.
Toplu rehinde rehin ile yüklenen taşınmazların her biri, teminat altına alınan alacağın tamamından sorumludur. Bu bakımdan taşınmazlar üzerindeki rehin hakkı bir bütünlük teşkil eder ve bölünemez. Anılan şartlar sağlanamazsa toplu rehin kuralamaz. Toplu rehnin şartları mevcut değilse tarafların kurdukları birlikte rehin, paylı rehin olarak değerlendirilir. Gerekli şartların bulunmamasına rağmen toplu rehin tescil edilmişse yolsuz tescilden bahsedilir ve toplu rehne konu her taşınmazın maliki yolsuz tescilin düzeltilmesi davası açabilir. Açılacak bu dava, rehin alacaklısına yöneltilir ve paylı rehin uyarınca toplam rehin yükünün, rehnin konusu taşınmazlara dağıtılması talep edilir. (KAŞAK,Fahri Erdem/GÜVENÇ,İpek; Taşınmazların Birlikte Rehni, Ankara Hacı Bayram Veli Hukuk Fakültesi Dergisi, Sayı 1, C. XXIII, 2019)
Somut olayda, davacı rehin verenler, rehnin dayanağını teşkil eden kredi sözleşmesinin borçlusu olmadıkları gibi krediden kefil olarak da sorumluluklarının bulunmadığı, aynı borç için davacıların birden çok taşınmazının üzerine borcun tamamından sorumlu olacakları şekilde rehin tesis edildiği anlaşılmaktadır. Ancak öğretide de ifade edildiği üzere, toplu rehnin geçerli olması için yasa bazı şartlar öngörmüştür. İş bu davada, davacılar, asıl davada toplu rehnin şartları bulunmadığından rehnin terkinini talep etmiş ise de, şartları bulunmadığı hallerde söz konusu toplu rehin değil artık paylı rehin hükümleri geçerli olacaktır. Aksinin kabulü halinde alacaklının teminat haklarına halel gelecek ve rehin borçluları haksız menfaat sağlayacaktır.
Bu durumda, toplu rehnin şartları mevcut olmamakla beraber sicile toplu rehin tescil edilmiş ise, rehin borçlularının rehnin terkinini değil rehin yükünün taşınmazlara dağıtılmasını talep edebileceği veyahut tapu müdürlüğünce durumun düzelterek rehin yükünün her bir taşınmaza değeri oranında dağıtabileceği, ancak davacılar tarafından dava yoluna başvurmadan önce ilgili tapu siciline herhangi bir başvuru yapılmadığı, bu aşamada dava yoluyla rehnin terkinin talep edilmesinin de kanun koyucunun amacına aykırı olacağı gibi ilgililerin de zararına olacağı, bu durumda tahvil müessesi uygulanarak tapu sicil müdürlüğünce tescilin uygun şekilde düzeltilebileceği anlaşılmakla asıl davanın reddi gerekirken, rehnin tümüyle terkinine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
2.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince karşı davada verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, tapu sicil müdürlüğünce yolsuz tescilin düzeltilebilecek olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı/karşı davacı vekilinin asıl davaya ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince asıl davada verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince karşı davada verilen hükmün onanmasına, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000.00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılar/karşı davalılardan alınarak davalı/karşı davacıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 18.11.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.