11. Hukuk Dairesi 2023/4803 E. , 2024/8157 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1353 Esas, 2023/689 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2010/6 E., 2020/269 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 12.11.2024 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin dava dışı ... ile ortak olduğunu, ortağının yüksek meblağlı kredilerine kefil olduğunu, kredi borçlarını ödemediğini, bu durumun müvekkilinden gizlenerek aleyhine icra takibine başlanacağı konusunda korkutulduğunu, iradesinin sakatlandığını, kredi borçlarının ödenmesi için faizle para alınacağına ikna ederek senet imzalatıldığını, sonrasında bu senedin yırtıldığını söyleyerek yeni bono ve çekler imzalatıldığını, vadesi gelen senetlerin takibe konmaması için hileli davranışlar ile yeni senetleri müvekkilinin imzaladığını, sonradan önceki senetlerin yırtılmadığını öğrendiğini, bu senetlerden biri olan dava konusu bononun müvekkilinden hiçbir alacağı olmayan ... tarafından icra takibine konu edildiğini, bunun üzerine ortağı olan ... ve cirantalar hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, davalının ceza mahkemesinde verdiği ifadede müvekkilinden alacağı olmadığını kabul ettiğini ileri sürerek müvekkilinin takibe konu edilen bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin iptaline karar verilmesini, müvekkili lehine %40'tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının takibe konu bononun bedelsiz olduğu yönündeki iddiasının doğru olmadığını, müvekkilinin kolluk ifadesinden davacının borçlu olmadığı sonucuna varılamayacağını, davacının iddialarını doğrulayan kesin delil bulunmadığını savunarak, davanın reddine, müvekkili lehine %40'tan aşağı olmamak üzere hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davacının şikayeti üzerine davalı ve dava dışı davacının ortağı olan ... hakkında Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/446 E. sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda diğer sanıklarla birlikte tefecilik suçundan haklarında mahkemece yeterli delil bulunmadığından beraat karar verildiği, kararın kesinleştiği, Ankara 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/374 E. sayılı dosyasında aynı kişiler hakkında dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik ve tehdit suçlarından yapılan yargılama sonunda yine beraat karar verildiği, verilen beraat kararının Yargıtay tarafından onandığı, davacı her ne kadar davalının Ankara 4.
Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/446 Esas sayılı dosyasında yaptığı savunmada davacı ile borç ilişkisi olmadığını ikrar ettiğini iddia etmişse de; davalının buradaki ifadesinde, "dava dışı Yaşar Selim'in yanında çalıştığını, dava konusu bonoyu tahsil etmesi için bu şahsın kendisine verdiğini, kendisinin de senedi tahsil için ciro ederek, avukata verdiğini, müşteki olan dosya davacısını tanımadığını" söylediği, bu beyanın senedin bedelsiz olduğu yönünde ikrar niteliğinde olmadığı, gerçek alacaklının ciro zincirine dahil olmamasının ciro zincirini bozmayacağı, davalının bu beyanının davacının borçlu olmadığını göstermediği, davacının dava konusu bononun iradesi sakatlanarak elinden alındığı, bedelsiz olduğu konusundaki iddialarını, takibe konu bonodan dolayı davalıya borçlu olmadığını yazılı ve kesin delillerle ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle davacının iddialarını usulüne uygun yazılı delille kanıtlayamamış bulunmasına göre davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; ara ciranta davacının senede ciro yoluyla hamil olan davalıya karşı senedin iradesi sakatlanarak ciro imzasının alındığı ve bedelsizliği iddiasına dayalı menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve Bölge Adliye Mahkemesince'' özellikle davacının iddialarını yazılı delille kanıtlayamamış olmasına göre'' denilmiş ise de iddiaların yazılı delilin yanı sıra diğer kesin delillerle de ispatlanabilecek olmasının tabii bulunmasına ancak bu yönden de bir delil sunulmamış olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 21.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.