11. Hukuk Dairesi 2024/362 E. , 2024/8356 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1221 Esas, 2023/1205 Karar
HÜKÜM : Davanın reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/144 E.,2020/290 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının 2016/64237 numaralı, "şekil+... BİRERİR" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince "..." esas unsurlu markalarına dayanılarak
yapılan itirazın davalı Kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa başvurunun müvekkilinin tanınmış markalarına ayırt edilemeyecek derecede benzediğini, kötüniyetli olarak yapıldığını ve müvekkilinin seri markalarından biri olarak algılanacağını, müvekkilinin söz konusu ibare üzerinde öncelikli ve üstün hak sahibi olduğunu, müvekkili ile davalı ... arasında başka mahkemelerde devam eden davalarının da bulunduğunu, her iki markanın kullanılmak istendiği sınıflar aynı olduğundan eğitim hizmetinden yararlanacak tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu ileri sürerek dava konusu Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ile marka tescil edilmişse hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; taraf markalarının benzemediğini, müvekkilinin iş yerinin ...’nda bulunduğunu ve faaliyet yerini belirten bu semt ismini kullanması kadar doğal bir durumun olamayacağını, “...” kelimesinin sunulan hizmetin coğrafi menşeini belirttiğini, ayırt etme vasfının düşük olduğunu, anılan semtte ... ile başlayan bir çok özel ya da devlete ait eğitim kurumu bulunduğunu, ticaret odası kayıtlarından da görüleceği üzere müvekkilinin 2010 yılından bu yana davacı yanın faaliyetine başladığı tarihten daha önceki süreçte ...’nda faaliyetini sürdürdüğünü, müvekkili markasının ayırt edici unsurunun tek öğretmenin tek öğrenciye “...” özel ders verme şeklindeki sistemleri olduğunu ve müvekkilinin şirketin adının da ... Akademi Özel Öğretim Yayıncılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davalı marka başvurusu kapsamında yer alan 41. sınıftaki hizmetlerin tamamının davacı markaları kapsamında bulunduğu, davacının itiraza mesnet çok sayıdaki seri markalarının asıl ve ayırt edici unsurunun “...” ibaresi olduğu, davalı markasının da “...” ibaresi ile başladığı, bu kısmın taraf markalarında öne çıktığı, taraf markalarının ilişkilendirme ihtimalini de kapsayacak şekilde karıştırılma tehlikesine yol açacak derecede benzer olduğu, iltibas tehlikesinin bulunması ve emtia listelerinin aynı/benzer olması halinde 556 sayılı KHK'nın 8/4. maddesinin tartışma alanı bulamayacağı, ayrıca davalının aynı sektörde davacının seri marka niteliğindeki belli bir tanınmışlığa ulaşmış markasını tanımıyor bilmiyor olması ihtimalinin bulunmadığı, davacının markasının tanınmışlığının pek çok yargı kararı ile karar altına alındığı birlikte değerlendirildiğinde davalının davacı markasına yanaşma, ondan yararlanma çabasında olması karşısında kötü niyetli olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu başvuru kapsamında yer alan 41.
sınıf hizmetlerin itiraza mesnet davacı markalarında da yer aldığı, "..." ibaresinin davacının itiraza mesnet markalarında da "eğitim vakfı, kolej, üniversite, akademi, eğitim kurumları, TV" gibi tanımlayıcı ibarelerle birlikte aynen yer aldığı, gerek dava konusu başvuruda gerekse itiraza mesnet markalarda İstanbul'da meşhur bir semt adı olan "..." ibaresine yer verildiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere coğrafi yer adlarının, coğrafi işaret anlamını taşımamak kaydıyla yanlarına ilave yapılması suretiyle marka olarak tescilinin mümkün olduğu ve kötüniyetli yapılmadığı sürece başkalarının da aynı coğrafi yer adını farklı bir takım eklerle marka olarak tescil ettirmesinin mümkün olduğu, "..." ibaresi taraf markalarında ortak olarak yer almakta ise de herkesin kullanımına açık bu ibarenin ortaklığından dolayı taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığı, "..." ibaresi ile şekil unsurunun başvuruyu itiraza mesnet markalardan yeterince uzaklaştırdığı, 41. sınıfın dikkat düzeyi yüksek ve bilinçli tüketicilerinin dava konusu başvuruyu gördüklerinde bunun davacının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabilecekleri, dosya kapsamında alınan ve içinde eğitim konusunda uzman bilirkişinin bulunduğu heyet tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda da aynı sonuca ulaşıldığı, davacının itiraza mesnet markalarının tanınmış olduğu kabul edilse dahi bu durumun sonucu bir etkisinin bulunmadığı, kanıtlanamayan kötüniyet iddiasına itibar edilmediği gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının "şekil+... BİRERİR" ibareli marka başvurusu ile davacının "..." esas unsurlu itirazına mesnet markaları arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemesince dava konusu markaların ayırt edici ve baskın unsurları nazara alınarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak bıraktığı umumi intiba itibarıyla benzer olmadığı, “..." ibaresinin coğrafi yer adı olduğu, davalının başvurusunda yer alan “...” ibaresi ile şeklin oluşturduğu tüm kompozisyonun davalının markasını davacının markalarından farklılaştırmaya yettiği gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş ise de davalı şahsa ait 2016/64237 sayılı "... ... +ŞEKİL" ibareli marka başvurusu, davacının “..." esas unsurlu önceki seri markalarının esaslı unsuru olan “...” ibaresini aynen barındırdığı gibi, davalı şahsın tescilini istediği marka kapsamındaki 41. sınıf mal ve hizmetlerin de davacının itiraza dayanak markaları kapsamında yer aldığı, davalı başvurusunun, davacı adına tescilli çok sayıda “...” esas unsurlu seri markaları arasına sızma niteliğinde olduğu, markalar arasında 556 sayılı KHK 8/1-b maddesi anlamında iltibas ihtimalinin bulunduğu, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 27.11.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.