11. Hukuk Dairesi 2024/178 E. , 2024/8422 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1837 Esas, 2023/1209 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/128 E., 2019/521 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalıların müşterek murisleri bulunan müteveffa ... arasında 2012 yılından beri 2014 yılına kadar devam eden bir gönül ilişkisi olduğunu, müteveffanın müvekkilinin masraflarını karşıladığını, aylık 1.000,00 ile 2.000,00 TL arasında maddi yardımda bulunduğunu, 2012 yılının başlarında aralarında güven ilişkisi sorunuyla tartışmaların başladığını, müvekkilini devamlı surette şüpheci ve kıskanç tavırları nedeniyle sadakatsizlikle suçladığını, otelde tartıştıkları bir gün ...'ün "hadi bakalım şu otelin antetli kağıdına boşa imza at bende kalsın bana ne kadar güvendiğini göreyim" dediğini, müvekkilinin güvenerek olayın büyümemesi için imza attığını, ...'ün müvekkiline olan hıncı ve intikam hisleriyle hareket ederek boşa atılan imzanın üst tarafının kendisi ya da kendinin adına hareket eden 3. şahısa doldurtarak müvekkilinin kendisine 400.000,00 TL borçlu olduğu şeklinde evraka dönüştürdüğünü, bu kağıda dayanarak takip başlattığını, 2016 yılında ...'ün hastalık nedeniyle vefat ettiğini, mirasçıları olan davalıların söz konusu icra takibini devam ettirdiklerini, müvekkilinin böyle bir borcunun olmadığını belirterek, borçlu olmadığının tespitine, davalılar aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacının, müvekkillerinin müteveffası ...'den 12.04.2012 tarihinde 400.000,00 TL borç alma karşılığında 25.12.2012 tarihinde ödeyeceğini beyan ederek borcu kabul edip imza altına aldığını, borcunu ödemeyince 2014 yılında icra takibi başlatıldığını, yapılan takip sonucu 180.000,00 TL'nin tahsil edildiğini, 180.000,00 TL kısım için istirdat davası açılması gerektiğini ancak menfi tespit davası açıldığını, hak düşürücü süre geçtiği için açılan davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini, davacının bahsi geçen davada senetle ispat yükümlülüğü bulunduğundan ve konuya ilişkin senet ibrazında bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacı vekilinin 29.04.2019 tarihli cevap dilekçesinde davanın 180.000,00 TL kısmından feragat ettiklerini, kalan miktar üzerinden davacının borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiği, takip dosyasındaki 180.000,00 TL'lik kısım için feragat edildiği gerekçesiyle bu miktar yönünden davanın reddine, kalan miktar üzerinden yapılan yargılama neticesinde Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünün 2014/1298 E. sayılı takip dosyasında davacının takibe itiraz etmediği, takibin kesinleştiği, dava dilekçesinin içeriğinde davacı tarafından davalıların murisine dayanak belgenin üstünün boş olarak imzalanarak verildiğinin belirtildiği, ancak bu belgeyi veren kişinin üst kısmının istenilen şekilde doldurularak işleme konulabileceğini öngörmesi gerektiği ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 200 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca karşı tarafın açık muvafakatı halinde tanık dinlenebileceği, davacı vekilinin dava dilekçesinde belirttiği hususlara ilişkin de takibe dayanak belgeye karşı aynı nitelikte ve kuvvette delil dosyaya sunulmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV.BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; somut olayda kanunun aradığı anlamda bir irade fesadı hali bulunmadığından ve davacı tarafından ispat yükü yerine getirilemediğinden Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 27.11.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.