Kanun Yolu Mobil

Mevzuat ve Kararlar Cebinizde

Filtreler

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
2024/8517

Yargıtay kararının tam metni, özeti ve ilgili kanun maddeleri ile birlikte

Dava No: 2024/168
02.12.2024
2 İlgili Madde
⚖️
AI Analizi

Standart Uygulama Kararı

Yerleşik İçtihat

"Karar, mevcut yerleşik içtihatların somut olaya uygulanmasından ibaret olup, yeni bir hukuki ilke getirmeyen veya içtihat değişikliği yaratmayan matbu bir onama kararıdır."

Karar Özeti

İçtihat Metninin Özeti (Önemli Noktalar)

Aval veren kişinin, senedin temel ilişkisine dayalı bedelsizlik defilerini ve irade sakatlığı iddialarını ispatlayamaması nedeniyle, bonodan kaynaklanan borçtan sorumlu olduğuna ve menfi tespit davasının reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar verilmiştir.

Karar Metni

Yargıtay kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2024/168 E.  ,  2024/8517 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1761 Esas, 2023/1154 Karar HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/728 E., 2019/673 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ile dava dışı İsmail Kahveci’nin beyanları üzerine takibe konu edilen 500.000,00 Euro bedelli teminat senedini kefil olarak imzaladığını, lehtar kısmı boş olan senedin ... isimli kişiye ulaştırılacağını düşündüğünden dolayı bu durumu kabul ettiğini, ancak sonradan senedin adı geçene verilmediğini öğrendiğini, davalının senet lehdarı olarak müvekkili aleyhine İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğünün 2013/6172 E. sayılı dosyası ile takip başlattığını, takibin haksız olduğunu ileri sürerek, müvekkilinin İstanbul Anadolu 4. İcra Müdürlüğü 2013/6172 E. sayılı dosyasındaki takibin iptaline, bu dosyada borçlu olunmadığının tespitine, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçeklerle bağdaşmadığını, soyut olduğunu, yapılan anlaşmalar yerine getirilmediğinden senedin takibe konulduğunu, söz konusu anlaşmaların yüksek bedelli olması nedeni ile taraflarca sözleşmelerde cezai şart kararlaştırıldığını ve bu anlaşmalardan dolayı senedin imzaladığını, davacının senedin içeriğine ve imzaya itirazının olmadığını, senedi kendi isteği ile imzaladığını, müvekkilinin kötü niyetli değil, iyi niyetli alacaklı olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, bononun teminat amacıyla verildiği ve anlaşmaya aykırı düzenlendiğinin davacı yanca ispatlanamadığı, senet bedelinin ödendiğinin de kanıtlanamadığı, davacının senetteki imzaya da bir inkarının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu bononun dava dışı şahıslar arasında alım satımı yapılacak arazinin satışı nedeniyle ...’e ulaştırılmak üzere, üzerinde sadece rakam kısmı yazılı olan 500.000,00 Euro luk bir senedin dava dışı İsmail Kahveci'ye imzalattıldığı, daha sonra davacının bonoya kefil olduğu, bononun teminat senedi olup bedelsiz kalması sebebiyle bonodan dolayı borçlu olunmadığının iddia edildiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 702 nci maddesinin ikinci bendinde "Aval veren kişilerin teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan b
aşka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir" hükmü ile açıklandığı, bu hükümden lehine aval verilen senet borçlusunun, borcu şekil noksanlığından başka bir sebeple batıl olsa bile aval verenin taahhüdünün geçerli olduğunun anlaşılacağı, aval verenin anılan Kanun'un 825/2 maddesi uyarınca senedi düzenleyen ve önceki hamillere karşı şahsi defileri ileri süremeyeceği, bu kuralın istisnasının aval verene başvuranın bilerek borçlu zararına hareket etmesi hali olduğu, ancak somut olayda bu koşulun gerçekleşmediği, davacı vekilinin dava dilekçesi ile yargılamada iradesinin sakatlandığını ve fesada uğradığını ileri sürdüğü ancak iradesinin hile veya korkutma ile sakatlandığını ispat edemediği, İstanbul Anadolu 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/124 E., 2017/297 K. sayılı ilamı ile dosyasının kesinleşen kararından İsmail Kahveci'nin davalıyı ve davacıyı dolandırması nedeniyle ceza aldığı anlaşılıyorsa da mahkumiyet kararının sanığın kamu görevlilerini tanıdığından bahisle bir işin gördürüleceğini söyleyerek dolandırıcılık suçundan verildiği, davaya konu senet yönünden hile ve korkutma ile alındığına dair mahkumiyet kararı bulunmadığı, suç konusu teşkil eden olaylarda yemin deliline dayanılamayacağı, davacı aval veren olduğundan lehtar yerine ... yazılarak hileli eylem gerçekleştirildiğine ilişkin istinaf sebebinin yerinde olmadığı, iradesinin sakatlandığı ispatlanamadığından davacının şekle ait noksanlıklardan başka defileri ve temel ilişkiye dayalı bedelsizlik defilerini ileri süremeyeceği, davanın reddi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, bono nedeniyle icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 02.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Üyelik

Araştırmanızı Derinleştirin

Ücretsiz hesap oluşturarak kararları favorilerinize ekleyebilir, PDF olarak indirebilirsiniz.

İlgili Kanun Maddeleri

Bu kararla ilgili kanun maddeleri ve bağlantıları

353

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU - Duruşma yapılmadan verilecek kararlar

MADDE 353- (1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahk...

370

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU - Onama kararları

MADDE 370- (1) Yargıtay, onama kararında, onadığı kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermek zorundadır....

İlgili Kanunlar

Bu kararla ilgili kanunlar ve bağlantıları

Etiketler

Bu kararın konu başlıkları ve anahtar kelimeleri

Aval Bono Menfi Tespit Bedelsizlik Defi İrade Sakatlığı 6102_702 6102_825 6100_353 6100_370