11. Hukuk Dairesi 2024/595 E. , 2024/8520 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1876 Esas, 2023/1776 Karar
HÜKÜM : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/791 E., 2020/348 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... Orman Ürünleri Otom. İnş. ve Tur. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesine istinaden borçluya kredi hesabı ve business kart verildiğini, diğer davalıların ise bu sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, borçlu şirketin sözleşmeye aykırı davranarak borcu ödememesi üzerine sözleşmenin feshedilerek Gebze 6. Noterliği aracılığıyla 10.04.2018 tarihli hesap kat ihtarı gönderildiği, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine davacı alacağın tahsili için İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün 2018/15241 Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik davalı kefillerin itirazının haksız olduğunu ileri sürerek, davalıların itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili, esas borçlunun hukuki durumu belirlenmeden doğrudan kefillere gidilmesinin mümkün olmadığını, istenilen ana para ve faizin temerrüt faizlerinin hukuka aykırı işletilmesi ile ortaya çıktığını, faize faiz yürütüldüğünü, ana paranın ve uygulanan faiz oranlarının belirlenip hakkaniyete uygun talepte bulunulmadan dava açılmasının usulsüz olduğunu, icra takibinde borcun kaynağının farklı gösterildiğini, alacağın likit olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince yapılan değerlendirmede, taraflar arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığı, işbu sözleşmede davalı şirketin asıl borçlu, diğer davalıların müteselsil kefil olduğu, müteselsil kefillerin yukarıda ayrıntılı anlatılan kefalet sözleşmesi şekil şartlarını sağladıkları, kefiller şirket ortağı olduğu için eş rızası aranmayacağından kefaletin geçerli olduğu, davacı tarafından hesabın kat edildiği, kat ihtarnamesinin davalıların sözleşmedeki adreslerine tebliğ edildiği ve temerrüt şartları oluştuğu için kefillere başvurulabileceği, Mahkemece tüm deliller toplandıktan sonra dosyanın bilirkişiye tevdii edildiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmakla beraber davacının icra takibinde talep etmiş olduğu masrafı delillendirmediği, bu nedenle bu yönden reddine karar verildiği, ayrıca bilirkişi tarafından her ne kadar borçlu Necati'nin temerrüdünün icra takibi ile başlayacağı kanaatiyle hesaplama yapılmış ise de yukarıda açıklandığı ve Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2013/15217 Esas 2013/19775 Karar sayılı emsal ilamında da belirttiği üzere taraflar arasında düzenlenen genel kredi ve teminat sözleşmesinin 'Yasal İkametgahlar ve Deliller' başlıklı 13.2. maddesi ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 68/b maddesi hükmü nazara alındığında müteselsil kefil ...'in kredi sözleşmesinde bildirdiği adresine çıkartılan hesap kat ihtarnamesine ilişkin tebligatın iade edildiği, bununla birlikte kefilin bankaca belirtilen ve kat ihtarında yazılan diğer adreslerine çıkartılan tebligatların da iade edildiği, belirtilen yasal düzenleme ile kredi sözleşmesi hükümleri nazara alınarak, kefil adına çıkartılan hesap kat ihtarının tebliğ edilmiş sayılacağı, bu kapsamda bilirkişi raporundan ayrı olarak kefil ...'inde temerrüt tarihinin 14.04.2018 olduğu ve borcun tamamından sorumlu olduğu kanaatiyle, davanın kısmen kabulü ile davalıların İstanbul 36. İcra Müdürlüğünün 2018/15241 Esas sayılı takip dosyasına yönelik itirazının ticari kredi alacakları yönünden 187.545,08 TL asıl alacak, 4.288,53 TL işlemiş faiz ve 214,43 TL BSMV olmak üzere toplam 192.048,04 TL üzerinden iptaline, asıl alacağı takip tarihinden itibaren %33,12 oranında temerrüt faizi işletilmesine; bussiness ve ek hesap alacakları yönünden 57.914,65 TL asıl alacak, 1.142,46 TL işlemiş faiz, 57,12 TL BSMV olmak üzere toplam 59.114,24 TL üzerinden itirazın iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %28,08 oranında temerrüt faizi i
şletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, hüküm altına alınan alacağın %20 oranında hesaplanan 50.232,45 TL icra inkar tazminatının davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan değerlendirmede, alacaklı banka tarafından davalı borçlu şirket ile düzenlenen 600.000,00 TL limitli genel kredi sözlemesi kapsamında ticari kredi ve kredi kartı verildiği, asıl borçlunun cari hesabında kullandırılan krediler nedeniyle oluşan borcunun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek borçlunun temerrüte düşürüldüğü, borçlu ve kefalet limiti dahilinde kefillerin de kullandırılan bu krediden sorumlu olduğu, davalı şirket ile davalı ... ...'in yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin, davalı ...'in ise aşağıda belirtilen istinaf nedeni dışındaki tüm istinaf nedenlerinin reddi gerektiği, alacaklı banka tarafından borçlunun temerrüdü üzerine hesap kat edilerek ihtarname gönderilmiştir, alacağın muaccel hale gelmesi için kredi hesabının kat edilmesinin yeterli olduğu, hesabın katına ilişkin ihtarnamenin borçlu veya kefile tebliğinin zorunlu olmadığı, borcun ödenmemesi üzerine bankaca keşide edilen 06.04.2018 tarihli Gebze 6. Noterliğinin ihtarı ile 254.459,73 TL banka alacağının 24 saat içerisinde ödenmesinin talep edildiği, borçlu şirketin 2004 sayılı Kanun'un 68/b maddesi gereğince hesabın kat edildiği tarih itibariyle temerrüte düştüğü, kat ihtarının kefil ... ...'e 12.04.2018 tarihinde tebliğ edildiği ve bu kefil yönünden de takip öncesi temerrütün oluştuğu, davalı ..., davalı kredi borçlusu şirketin kefili olup, kefilin sorumluluğu kendi temerrütü ile sınırlı olduğu, kefil temerrüte düşürülmediği sürece temerrüt faizlerinden sorumlu tutulamayacağı (Yargıtay 19.HD'nin 14.12.2015 tarih ve 2015/6616 E- 2015/16781 K sayılı ilamı), temerrüt için hesap kat ihtarının kefile tebliğinin şart olduğu, asıl borçlu yönünden sözleşmede belirlenen adrese tebligat çıkartılması ve tebliğ edilememesi halinde asıl borçlunun temerrüdünün kefil yönünden uygulanması mümkün olmadığı, somut olayda, kefil ...'e gönderilen kat ihtarının tebliğ edilemediği, bu nedenle bu borçlu yönünden takip öncesi temerrüt oluşmadığı, bilirkişi tarafından belirtilen şekilde tespit yapılarak bu kefilin borcunun hesaplanmasına rağmen mahkemece sözleşmedeki temerrüte ilişkin hüküm dikkate alınarak bu kefilin sözleşmede belirtilen adresine sözleşmenin 13/2. maddesine göre gönderilen tebligatın yapılmış sayılmasının hatalı olduğu, kefil ...'in temerrütünün takip ile başladığı, takip tarihine kadar akdi faiz, bu tarihten sonra temerrüt faizi ile sorumlu tutulması gerektiği, bu nedenle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu hükmünün takip öncesi işlemiş faiz yönünden düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davalılar ... ve ... Orman Ürünleri Oto. İnş. ve Tur. Tic. Ltd. Şti vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalılar vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci
maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 68 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalıların temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 02.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.