Kanun Yolu Mobil

Mevzuat ve Kararlar Cebinizde

Filtreler

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
2024/8534

Yargıtay kararının tam metni, özeti ve ilgili kanun maddeleri ile birlikte

Dava No: 2023/6389
02.12.2024
1 İlgili Madde
📘
AI Analizi

Nitelikli Emsal Karar

Referans Karar Değeri

"Dava şartı olan aktif husumet ehliyetinin genel kurul kararlarının iptali davalarındaki önemini vurgulayan ve usul ekonomisi gereği kararı düzelterek onayan, yerleşik içtihatları pekiştiren bir karardır."

Karar Özeti

İçtihat Metninin Özeti (Önemli Noktalar)

Dava tarihinde şirket ortaklığı sıfatı bulunmayan davacının, genel kurul kararlarının iptali/butlanı davası açma hususunda aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı, bu nedenle davanın esastan değil aktif husumet yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.

Karar Metni

Yargıtay kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2023/6389 E.  ,  2024/8534 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1062 Esas, 2023/871 Karar HÜKÜM : Hükmün kaldırılmasına İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/90 E., 2022/350 K. Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle ... Mağazacılık Gıda Mar. Tek. İnş. İth. İhr. A.Ş. (...) yönünden esastan reddine, diğer davalılar yönünden ise pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin %40 hissesinin kendisine devri karşılığında 24.07.2015 tarihinde 1.800.000,00 TL taşınmazları üzerinde teminat kurularak kredi ve 750.000,00 TL'de çek koçanı almak suretiyle, Gaziantep ili, Şahinbey ilçesi, Gerciğin Mahallesi, ... Mevkii, 127 ada 138 no.lu parselin şirket yetkilileri tarafından belirtilen Muhammed Şancı'ya devri karşılığında anlaştıklarını ve şirkete ortak olduğunu, şirkete ortak olduktan sonra İngiltere'de yaşaması sebebiyle tekrardan dönüş yaptığını; ancak, bu tarihten başlamak üzere şirket ile ilgili alınan hiçbir genel kurul toplantılarından haberdar olmadığını, alınan kararların müvekkiline iletilmediğini, toplantı yapılmadan ya da toplantı harici sirküler usulü oylarla genel kurul kararı, müvekkilinin %40 pay sahibi olduğu şirketin 24.07.2015 tarihten zoraki ortaklıktan çıkarıldığı 23.01.2018 tarihine kadar şirketin hayatını ilgilendiren; yönetim kurulu belirlenmesine ve şirketin mali işlerine ilişkin 27.07.2015 tarihli kararın, 10.06.2016 tarihli yönetim kurulu değişikliğine ilişkin kararın, 20.01.2017 tarihli yönetim kurulunun belirlenmesine ilişkin kararın, 06.02.2017 tarihli yönetim kurulu kararı şirketin hayatını ilgilendiren ve alınan kararlar ile genel kurul kararlarının çağrıda usulsüzlük sebebiyle butlan ve yok hükmünde sayılmasını ve geçersizliğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının şirkete ortak olurken kendisinin ödemesi gereken bedeli nakdi olmadığı için kendisinin ödemesi koşuluyla şirket adına kredi çekilerek hisse bedelinin karşılanmasını talep ettiğini, şirket adına kredi çekildiğini ancak bu kredileri ödemesi gereken davacının ödemediğini, bu kredileri şirketin diğer ortaklarının ödediğini, davacının sadece kredi çekilirken kendi taşınmazlarını ipotek verdiğini, davalının 23.01.2018 tarihli protokol ile hissesinin devri konusunda anlaşma sağlandığını ve Gaziantep 16. Noterliğinin 25.01.2018 tarih ve 1145 yevmiye numaralı pay devri sözleşmesi ile payını devrettiğini, herhangi bir butlan sebebi olmadığı gibi davacının dava tarihi itibariyle şirkette hissedar olmadığını, kaldı ki davalı şirket dışındaki diğer davalılara husumet yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, iptal sebeplerinin Türk Ticaret Kanunu'nun 445 inci maddesinde, butlan sebeplerinin ise anılan Kanun'un 447 nci maddesinde tahdidi olarak sayıldığını, tüm ilgililerin süreye tabi olmaksızın yokluk ve butlanın tespiti davası açabilecekleri, dava konusu genel kurul kararlarında anılan madde hükmünde sayılan butlan nedenleri bulunmayıp, bu nedenle genel kurul kararlarının butlanı isteminin yerinde görülmediği, anılan Kanunun 445 inci maddesinde genel kurul kararlarının iptal sebeplerinin düzenlendiğini, anılan maddenin birinci fıkrası uyarınca toplantıda hazır bulunup, olumsuz oy verenler ve muhalefetini tutanağa geçirenlerin bu konuda dava yetkisine sahip oldukları, karşı oy kullanan ortağın oylamadan sonra muhalefetini tutanağa geçirmesi veya bu hususta ayrı bir dilekçe vermesinin dava şartı olduğu, karar tarihinden üç ay içerisinde açılması gerektiği, bu sürenin hak düşürücü süre olduğu, genel kurul toplantısına çağrıda usulsüzlük olsa bile, salt bu nedenle genel kurul kararlarının iptali gerekmeyip aynı zamanda, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun da iddia ve ispat edilmesi gerektiği, somut olayda, dava konusu genel kurul kararlarının yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyi niyet kurallarına aykırı olmayıp, dava tarihinde ortaklık sıfatı bulunmayan ve süresinden sonra genel kurul kararının iptali isteminde bulunan davacı tarafça bu kıstaslara aykırılığa dair herhangi bir vakıa da ileri sürülmediğinden herhangi bir iptal sebebi tespit edilmediği, yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitinin ancak eşit işlem yetkisine aykırılık, şirketin temel yapısına uymayan ve sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden ve diğer organların devredilmez yetkilerine giren veya bu yetkilerin devrine ilişkin karar alınması halinde mümkün olacak olup, dava konusu yönetim kurulu kararlarında böyle usulsüzlük bulunmadığı gibi Türk Ticaret Kanunu'nda yönetim kurulunun çağrı şekline ilişkin açık bir düzenleme de öngörülmediğinden davacı tarafın yönetim kurulu kararının butlanı isteminin yerinde görülmediği, genel kurul kararlarının iptali/butlanı ile yönetim kurulu kararının butlanı istemine ilişkin davanın sadece şirkete karşı açılması gerekirken diğer ortaklara husumet yöneltilemeyeceği, davalı gerçek kişiler yönünden pasif husumetin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince davalı şirketin 15.03.2017 tarihli genel kurul toplantısına davacı vekilinin iştirak ettiği, her ne kadar vekâletname usulsüzlüğünden ötürü toplantıya kabul edilmemişse de, bu toplantıdan davacı pay sahibinin haberdar olmadığının düşünülemeyeceği, bu nedenle genel kurul toplantısının yokluğuna dair davacı istinaf sebeplerinin yerinde görülmediği, anılan Kanun'un 447 nci maddesi anlamında butlan sebeplerine yönelik iptal sebepleri bağlamında da kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı herhangi bir yön somut bir şekilde ortaya konulmadığı, anılan Kanunun 445 inci maddesindeki iptal şartları da oluşmadığı gibi 3 aylık hak düşürücü sürenin de fazlasıyla geçtiği, davacı yanın şirketteki payını 25.01.2018 tarihinde devrettiğine göre, 26.01.2018 tarihli genel kurul toplantısında da temsil edilmesi söz konusu olamayacağından bu toplantı bakımından da ileri sürülen iptal sebepleri mesmu görülmediği, yönetim kurulu kararları bakımından ise, yerel mahkeme gerekçesinde belirtildiği üzere; anılan Kanunun 391 inci maddesi gereğince yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitinin ancak eşit işlem yetkisine aykırılık, şirketin temel yapısına uymayan ve sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen, pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden ve diğer organların devredilmez yetkilerine giren veya bu yetkilerin devrine ilişkin karar alınması halinde mümkün olup, somut olayda böyle usulsüzlük bulunmadığı gibi kanunda yönetim kurulu toplantılarında çağrı usulüne ilişkin açık bir düzenleme de öngörülmediğinden davacı tarafın yönetim kurulu kararının butlanı istemine ilişkin olarak davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediği, bu nedenle davacının istinaf sebeplerinin reddi gerektiği, davalılar vekilinin istinaf sebepleri yönünden; davacının şirket ortaklığına bağlı açtığı genel kurul kararlarının iptali/butlanı ile yönetim kurulu kararlarının butlanına ilişkin işbu davanın sadece şirket tüzel kişiliğine karşı yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, diğer davalılar yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verildiği gerekçede isabetle belirtildiği halde hüküm fıkrasında mahkemece tüm davalılar yönünden davanın esastan reddine karar verilmesi doğru olmadığı gibi, şirket ile diğer davalı gerçek kişiler bakımından ret sebepleri farklı olduğundan davalı şirket lehine ve ret sebebi ortak olan gerçek kişi diğer davalılara ayrı ayrı vekâlet ücreti takdiri yerine tüm davalılara tek bir vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın davalı ... yönünden esastan reddine, diğer davalılar yönünden ise pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalılardan ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince, davanın mahiyeti de nazara alınarak 9.200,00 TL maktu vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, diğer davalılar ..., ..., ... ve ... kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden davanın bu davalılar açısından pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi nazara alınarak hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince, 9.200,00 TL maktu vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara ödenmesine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, çağrıda usulsüzlük iddiasına dayalı anonim şirket genel kurul kararlarının butlanı/iptali ve yönetim kurulu kararlarının butlanı istemine yöneliktir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 446 ncı maddesi. 3. Değerlendirme 1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda aşağıdaki resen değerlendirilen bendin kapsamı dışındaki hususlar dışında usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varılmıştır. 2.Genel kurul kararının iptali davası, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 446 ncı maddesi uyarınca, kanundan belirtilen koşulların gerçekleşmesi halinde, pay sahipleri, yönetim kurulu ve her bir yönetim kurulu üyesi tarafından açılabilmektedir. 3.Yapılan incelemede, davacının payını 25.01.2018 tarihinde devrettiği, dava tarihinin 07.02.2022 olduğu, davacının dava açıldığı tarihte şirkete ortak olmadığı anlaşılmakla aktif husumet ehliyetini yitirmiş olmasına göre davanın aktif husumet dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi ve davacı aleyhine tek vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken davalı Şirket yönünden esastan ret, diğer davalılar yönünden pasif husumet yokluğundan reddine karar verilerek iki ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir. VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle (2) numaralı bend uyarınca resen Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının C-1 numaralı bendinde yer alan “davanın davalı ... Mağazacılık Gıda Mar.Tek.İnş.İth.İhr.A.Ş. yönünden ESASTAN REDDİNE diğer davalılar yönünden ise PASİF HUSUMET YOKLUĞU NEDENİYLE REDDİNE'' ibaresinin çıkartılarak yerine “davanın aktif husumet dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine” ibaresinin yazılması, C-4 numaralı bendinde yer alan ''Davalılardan ... Mağazacılık Gıda Mar. Tek. İnş. İth. İhr. A.Ş. Kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince, davanın mahiyeti de nazara alınarak 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine'' ibaresinin çıkarılarak yerine ''Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince, davanın mahiyeti de nazara alınarak 9.200,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine'' yazılması ve C-5 bendinin hüküm fıkrasından çıkarılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 02.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Üyelik

Araştırmanızı Derinleştirin

Ücretsiz hesap oluşturarak kararları favorilerinize ekleyebilir, PDF olarak indirebilirsiniz.

İlgili Kanun Maddeleri

Bu kararla ilgili kanun maddeleri ve bağlantıları

370

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU - Onama kararları

MADDE 370- (1) Yargıtay, onama kararında, onadığı kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermek zorundadır....

İlgili Kanunlar

Bu kararla ilgili kanunlar ve bağlantıları

Etiketler

Bu kararın konu başlıkları ve anahtar kelimeleri

Anonim Şirket Genel Kurul Kararının İptali Aktif Husumet Ehliyeti Dava Şartı Pay Devri 6102_446 6100_370