11. Hukuk Dairesi 2024/546 E. , 2024/8538 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1462 Esas, 2023/1300 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE
MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/341 E., 2021/218 K.
Taraflar arasındaki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "BU OYUNCAKLARIN HEPSİ BENİM'' ibareli tanınmış markanın sahibi olduğunu, davalı şirketin "Bu oyun benim" ibareli marka başvurusuna anılan markasına ve başvurunun ayırt edicilik vasfını haiz olmadığı gerekçeleriyle yaptığı itirazının nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvurunun 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendi anlamında ayırt ediciliği haiz bulunmadığını, ayrıca dava konusu başvuru ile müvekkilinin marka işaretleri arasında benzerlik bulunduğu gibi başvurunun tescil edilmek istendiği mal ve hizmetlerin müvekkilinin markası kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle aynı veya ilişkili olduğunu, dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, davacıya ait markanın tanınmış olduğunu bu nedenle benzer olmayan mal ve hizmetler açısından da korunması gerektiğini belirterek 2020-M-9829 sayılı YİDK kararının iptalini ve tescili halinde dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu marka başvurusunun ayırt edici olduğunu, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, markaların görsel, işitsel, kavramsal olarak farklı olduğunu, "bu" ve "benim" ibarelerinin kimsenin tekeline bırakılamayacağını, taraf markalarının sınıfsal olarak da benzer bulunmadığını, davacının markasının tanınmış olmadığını, dava konusu marka tescil başvurusunun kötü niyetli bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, dava konusu başvurunun “Bu Oyun Benim" ibarelerinden oluştuğu, "Bu" ibaresinin işaret sıfatı, "Benim" ibaresinin de sahiplik bildiren zamir olması nedeniyle dilimizde oldukça sık kullanılan kelimelerden oldukları, markayı oluşturan kelimelerin herkes tarafından sıklıkla kullanılan ve anlamı bilinen ibareler olması nedeniyle dava konusu markanın zayıf ve ayırt edicilik vasfı düşük bulunduğu değerlendirilse de; marka kapsamında yer alan 38 ve 41 inci sınıf hizmetler yönünden işareti gören ilgili tüketici kitlesinde bir bütün olarak, ayrı ayrı kelimelerden bağımsız şekilde, marka algısını yansıtması mümkün olduğundan, markanın ayırt edicilikten yoksun bulunmadığı, zira davaya konu 38 ve 41 inci sınıfta yer alan hizmetlerin karakteristik özelliklerinden birini hemen ve ilk bakışta tasvir etmediği, bu nedenle dava konusu marka başvurusunun tescili bakımından, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendi anlamında bir engel bulunmadığı, diğer yandan Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 07.12.2015 tarih 2015/5577 E 2015/130 27 K ve 25.06.2019 tarih 2018/3154 E 2019/4816 K sayılı kararlarında belirtildiği üzere; 38 ve 41 inci sınıf hizmetlerin kullanıcılarının dikkatli ve seçici kişilerden oluştuğu, dava konusu markanın bir bütün halinde "Bu Oyun Benim", redde mesnet markanın ise "BU OYUNCAKLARIN HEPSİ BENİM" ibaresinden oluştuğu, markalarda müşterek olarak yer alan "BU" ve "BENİM" ibarelerinin sırasıyla işaret zamiri ve iyelik eki almış kişi zamiri oldukları, bu ibarelerin tek başlarına ayırt edicilikleri bulunmayan ibareler oldukları, bu nedenle söz konusu kelimelerin markalarda müşterek olarak yer almasından kaynaklı olarak markalar arasında iltibas oluşturacak derecede benzerlik bulunduğundan söz edilemeyeceği, redde mesnet markada "OYUNCAKLARI", dava konusu markada ise "OYUN" kelimesinin yer aldığı, her ne kadar "OYUN" ve "OYUNCAK" kelimeleri aynı kökten türetilmiş ve aralarında kavramsal bir yakınlık bulunsa da, bu kelimelerin aynı olduğundan söz edilemeyeceği, redde mesnet markada yer alan "HEPSİ" ibaresinin tek başına süperlatif bir ibare olup markasal ayırt ediciliğinin tek başına bulunmadığı, bu hale göre markaları oluşturan kelimelerin tekil anlamlarından bağımsız olarak bir bütün halinde oluşturduğu söz dizilerinin karşılaştırılması gerektiği, redde mesnet "BU OYUNCAKLARIN HEPSİ BENİM"
ibaresi ile dava konusu "BU OYUN BENİM" ibareli marka arasında davaya konu 38 ve 41 inci sınıf hizmetlerin hitap ettiği dikkatli ve bilinçli tüketici kesimi nezdinde iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunmadığı, zira her iki markanın da bir bütün halinde, toplumda sıklıkla kullanılan kelimelerden oluşturulmuş ve ayırt ediciliği güçlü olmayan ibareler oldukları, redde mesnet markanın odağında "OYUNCAKLAR" ibaresi yer alırken, dava konusu markada "OYUN" ibaresinin yer aldığı, kavramsal olarak her iki ibarenin aynı kelimeler olmayıp, aralarında ilinti bulunsa da bir bütün halinde gerek zayıf karakterli kelimeler olmaları gerekse kavramsal olarak farklı nesnelere çağrışım oluşturma güçleri bulunduğu, bir bütün halinde dava konusu marka ile itiraza mesnet markanın aynı/benzer kavramsal çağrışım gücünün bulunmadığı, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 12.10.2020 tarih 2020/92 E 2020/3984 K sayılı kararında belirtildiği üzere zayıf markaların koruma kapsamı değerlendirilirken iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile dahi bertaraf edilebileceğinin göz önüne alınması gerektiği, buna göre itiraza mesnet markanın bir bütün halinde sıklıkla kullanılan kelimelerden oluşturulmuş ve ayırt edici gücü yüksek bir marka olmadığı da göz önüne alındığında, davaya konu 38 ve 41 inci sınıf hizmetlerin hitap ettiği dikkatli ve bilinçli tüketici kitlesi nezdinde, markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 tarih 2014/11-696 E., 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca; iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, bu yönden dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporunun aksi yöndeki hukuki kanaatlerine itibar edilmediği, davacıya ait markanın tanınmış olduğunun ve kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu "Bu Oyun Benim" ibareli başvurunun, tescil edilmek istendiği 38 ve 41 sınıf hizmetler yönünden, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin 1 inci fıkrasının (b) bendi anlamında tescili engeli olmadığı, zira mahkemece alınan bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere başvuruda yer alan "Bu" ve "Benim" ibarelerinin herkes tarafından sıklıkla kullanılan, anlamı bilinen ibareler olması nedeniyle ayırt edici gücü düşük bulunmakla birlikte dava konusu başvurunun bir bütün olarak uyuşmazlık konusu hizmetlerin tüketicisi nezdinde marka algısı yaratmaya elverişli bulunduğu, diğer taraftan davacının itirazına mesnet "BU OYUNCAKLARIN HEPSİ BENİM" ibareli markası ile dava konusu başvuru arasında iltibas koşullarının da oluşmadığı, taraf markalarında ortak olarak yer alan "Bu " ve "Benim" ibarelerinin ayırt ediciliğinin düşük bulunduğu, başvuruda yer alan "Oyun" ibaresi ile redde mesnet markada yer alan "Oyuncaklar" ibaresinin kavramsal olarak farklı oldukları, uyuşmazlık konusu hizmetlerin ortalama tüketicilerinin dikkatli ve bilinçli kişilerden oluştuğu gözetildiğinde taraf markalarının bütünsel olarak yarattığı farklılığın kolayca fark edilebileceği, bu itibarla taraf markaları arasında iltibas bulunmadığına ilişkin ilk derece mahkemesi kabulünde de bir isabetsizlik bulunmadığı, ayrıca Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E. 2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğu ve mahkemece de gerekçesi açıklanmak suretiyle markalar arasında iltibas tehlikesi bulunmadığının kabul edildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
02.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.