11. Hukuk Dairesi 2024/720 E. , 2024/8801 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2023/239 Esas, 2023/1730 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/166 E., 2022/232 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, şirketlerinin 2008 yılında kurulduğunu, "..." markası altında koku difüzyon sistemleri ve teknolojileri ile profesyonel ortam kokulandırması sektöründe dünyaca ünlü otel ve mağaza zincirlerine hizmet verdiğini, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 2012/05985 sayı ile tescilli "Koku difüzyon cihazı" isimli endüstriyel tasarım belgesinin müvekkili adına tescilli olduğunu, davalının, tescilli tasarımına konu ürünü bir alışveriş merkezinin lavabolarında kullandığı ve ürün üzerinde "SCENTBOX" markasını kullanarak taklit eylemi gerçekleştirdiğinin tespit edildiğini, İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2016/55 Değişik İş sayılı delil tespiti dosyasında alınan raporda, "patentten doğan haklarına koruması tescil tamamlandıktan sonra başvuru tarihinden itibaren başlayacağı" şekilde bilirkişi tarafından yapılan değerlendirmenin yanlış bir tespit olduğunu, bu durumun 551 sayılı KHK çerçevesinde düzenlendiğini, hal böyle olunca da, 12.04.2012 tarihli 2012/04207 başvuru numaralı müvekkili şirkete ait patent başvurusunun 22.08.2013 tarihinde patent bülteninde yayınlanarak kamuya sunulduğundan dolayı, müvekkilinin patentten doğan haklarına da tecavüzün tespiti davası açma hakkının mevcut olduğunu, müvekkilinin büyük emek ve masraf ile oluşturduğu buluş ve tasarımın taklit edilerek üretilmesi ve satılmasının TMK 2 md aykırılık teşkil ettiğini, davalının tüm bu eylemlerinin müvekkilinin tasarım ve patentten doğan haklarına yönelik tecavüzün ve haksız rekabetin tespitini, men'i, ref'ini, tecavüze konu ürünlere el konulup, imhasını, şimdilik 10.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 18.10.2022 tarihli dilekçesi ile, tasarım tesciline ilişkin 10.000,00 TL olan maddi tazminat talebini 150.000,00 TL tutarında artırarak harcını yatırmış ve 2012/04207 numaralı patent başvurusuna konu talepleri yönünden davadan feragat ettiğini beyan etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafa ait 17.09.2012 başvuru tarihli 2012/05985 numaralı tasarım tescili ile davalı
tarafa ait SBX-201 kodlu olduğu beyan edilen ürün görseli arasında kullanıcı üzerinde
yarattığı genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebep ile benzer olarak
algılandıkları,
davalı tarafa ait 09.10.2015 başvuru tarihli 2015/06817 numaralı tasarım tescili ile kendisine
ait SBX-201 kodlu olduğu beyan edilen ürün görseli arasında kullanıcı üzerinde yarattığı
genel izlenimde belirgin farklılıklar bulunmadığı, bu sebeple benzer olarak algılandıkları yani, davalı kullanımının olay ve dava tarihi itibariyle adına tescilli 2015/06817 tescil nolu tasarım koruma kapsamında olduğunun anlaşıldığı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 23.06.2021 tarih ve 2020/6743 E., 2021/5348 K.
sayılı ilamında belirtildiği üzere dava ve olay tarihi itibariyle olaya uygulanacak Mülga 554 sayılı KHK dönemine ilişkin olarak dairenin yerleşik içtihatlarına göre; tescilli bir tasarıma dayalı kullanımların kötü niyetli tescil olmadığı müddetçe tasarıma tecavüz oluşturduğundan bahsedilemeyeceği ve eylemi haksız rekabet de oluşturmayacağı, davalı adına tescilli olan tasarımın hükümsüzlüğünün kötüniyete dayanmaması ve davalının tescilli tasarımının, hükümsüz kılınıncaya kadar Mülga 554 sayılı KHK koruması altında olduğu gerekçesiyle, davacının tasarım tesciline dayalı davasının da reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut uyuşmazlıkta davanın 08.09.2016 tarihinde açıldığı, dava tarihi itibarı ile 554 sayılı KHK'nın yürürlükte olduğu, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2017/461 E. sayılı dosyasında davalı adına tescilli 2015/06817 tescil nolu tasarım belgesinin yeni ve ayırt edici nitelikte olmadığı gerekçesi ile hükümsüzlüğüne karar verildiği, Mülga 554 sayılı KHK dönemine ilişkin olarak Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre; tescilli bir tasarıma dayalı kullanımların kötü niyetli tescil olmadığı müddetçe tasarıma tecavüz oluşturduğundan bahsedilemeyeceği ve eylemin haksız rekabet de oluşturmayacağı dikkate alındığında mahkemece tescilli tasarımın kullanımı (tescil kötüniyetli olmadığı sürece) hükümsüzlük kararı verilinceye kadar tecavüz oluşturmayacağından davacının tasarıma tecavüz iddiasına dayalı taleplerinin reddine karar verilmesinde usul ve esas yönünden hukuka aykırılık görülmediği, davacı vekili yargılama giderlerinin müvekkiline yüklenmesinin yerinde olmadığını ileri sürmüş ise de; ilk derece mahkemesince neticeten davanın reddine karar verildiği, mevcut delil durumuna göre davalının davaya sebebiyet verdiğinden söz edilemeyeceği dikkate alındığında yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, patent ve tasarım belgesinden kaynaklanan haklara tecavüz ve haksız rekabet iddiası ile tecavüzün tespiti meni refi, tazminat istemine dayalı olarak açılmıştır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, Mülga 554 sayılı KHK
3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,09.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.