11. Hukuk Dairesi 2024/930 E. , 2024/8843 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1767 Esas, 2023/1148 Karar
HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/928 E., 2019/1012 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili Kurum ile dava dışı ..... Ltd. Şti. arasında 01.09.2009 tarihinde hizmet sözleşmesi imzalandığını, davalı Banka'nın Fındıkzade Şubesi'nin, adı geçen firmanın hizmet sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülükleri için müvekkiline 18.06.2010 tarihli ve 1.070.000,00 TL bedelli teminat mektubu verdiğini, teminat mektubunun aynı tarihte davalı Banka tarafından teyit edildiğini, teminat mektubuna konu riskin gerçekleşmesi üzerine müvekkilinin davalı Bankadan 28.12.2012 tarihinde teminat mektubunun paraya çevrilmesini talep ettiğini, davalının, müvekkilince sunulan teminat mektubunun sahte olduğu, teminat mektubu aslının daha önce kendisine iade edildiği ve çıkışının yapıldığından bahisle ödeme yapmayı reddettiğini, oysa davalı Bankanın mektubu teyit etmesiyle birlikte banka ile müvekkili arasında garanti sözleşmesinin kurulduğu ve hüküm ve sonuçlarını doğurmaya başladığını, tahsil amacı ile gönderilen teminat mektubunun sahte veya gerçek olmasının garanti sözleşmesinin kurulması açısından bir önemi bulunmadığını, garanti sözleşmesinde yasalara göre herhangi bir şekil şartının söz konusu olmadığını, bankanın yüklenici lehine teminat iradesi ile müvekkili kuruluşa kabul iradesinin varlığının garanti sözleşmesinin kuruluşu için yeterli olduğunu, teminat mektubu metninin garanti sözleşmelerinde bir şekil şartı olmadığını, teminat mektubu aslının davacı kuruluşun haricinde üçüncü kişi tarafından bankaya verilmiş olmasının bankanın garanti sözleşmesinden kaynaklanan sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını, garanti sözleşmesinin taraflarının banka ve müvekkili Kurum olduğunu, müvekkilinin sözleşmeyi sonlandırma iradesi olmaması halinde sözleşmenin sona ermesi veya banka sorumluluğunun ortadan kalkmasının hukuken mümkün olmadığını, bankanın basiretli ve özenli davranarak kuruluş dışında üçüncü kişilerce iade edildiğinde sorumluluğun sonlandırılması adına muhatapla ibralaşması gerektiğini ileri sürerek teminat mektubunun bedeli olan 1.070.000,00 TL'nin 28.12.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu teminat mektubunun aslının lehtar şirket tarafından 08.02.2012 tarihinde mektup konusu işin bittiğinden bahisle iade edildiğini, mektup aslının iade edilmiş olması ve o tarihe kadar teminat mektubu ile ilgili tazmin talebinin olmaması sebebi ile müvekkili Banka'nın kayıtlarından çıkışının yapıldığını, bankacılık uygulamasında, bankaların lehtar tarafından iade edilen teminat mektuplarının ne sebeple iade edildiğini araştırması ve bu hususta muhataptan teyit alması gibi bir yükümlülüğünün bulunmadığını, davacı taraf�
�ndan sunulan teminat mektubunun sahte olduğunu, bu hususta açılan ceza davasının halen derdest olup bekletici mesele yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 18.01.2010 tarihli, 2008/8999 E.-2010/451 K. ve Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 18.09.2017 tarihli, 2016/10368 E., 2017/5920 K. sayılı ilâmları da nazara alınarak, banka uygulamalarında, aslı bankaya ibraz edilen teminat mektubunun çıkışı için muhatabından teyit alınması uygulamasının bulunmadığı, teminat mektubu aslı bankaya teslim edildiğinde başkaca bir işleme gerek olmaksızın teminat mektubunun kayıtlardan çıkışının yapılması gerektiği, bankanın, mektup aslının ne sebeple ele geçirildiğinin araştırma yükümlülüğünün olmadığının kabul edildiği, buna göre somut olayda, teminat mektubu aslı kendisine teslim edilen bankanın da o tarihe kadar teminat mektubu ile ilgili tazmin talebinin olmaması sebebi ile banka kayıtlarından teminat mektubunun çıkışını yaptığı, bilahare sahte teminat mektubu ile tazmin talebinde bulunan davacı idarenin talebini reddetmekte haklı olduğu, her ne kadar davacı 18.06.2010 tarihli teyit yazısı nedeni ile davalı bankanın kendisine karşı sorumluluğunun devam ettiğini öne sürmüş ise de anılan teyit yazısının düzenlendiği tarihte henüz mektubun bankaya iade edilmemiş olduğu ve davacıya yüklenici firma tarafından anılan mektubun aslının mı yoksa sahtesinin mi teslim edildiğinin ise davalı banka tarafından bilinmesinin mümkün olmadığı, bu nedenle davalı bankanın özen yükümlülüğünü yerine getirmediği iddiasının ispatlanamadığı, davacının zararından sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, teminat mektubundan kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 10.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.