11. Hukuk Dairesi 2024/841 E. , 2024/8896 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1800 Esas, 2023/1671 Karar
HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/312 E., 2021/166 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının Kayseri Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne 27.10.2010 tarihinde tescil edildiğini ve kuruluşunun Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nin 08.11.2010 tarih ve 7685 sayılı nüshasında ilan olunduğunu, oysa müvekkili şirketin “... İnşaat Sanayi ve Ticaret A.Ş.” şeklindeki ticaret unvanının 26.01.1993 tarihinden beri, “...” markasının ise 2000 yılından bu yana tescilli olarak kullandığını, davalı şirketin faaliyet alanının müvekkilinin “...” ibareli markalarının emtiaları ve faaliyet alanı ile aynı olması sebebiyle müvekkili şirketin yürüttüğü faaliyeti ve ticari işletmesi ile iltibaslar yaratacağını, "..." ibaresinin bu şekilde ticaret unvanında kullanılmasının 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (6769 sayılı Kanun) kapsamında marka hakkına tecavüz niteliği taşıdığını, ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) kapsamında haksız rekabet ve ticaret unvanına tecavüz niteliğinde olduğunu ileri sürerek, ilgili kullanımın marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitini ve önlenmesini, “...” ibaresinin davalı şirketin unvanından silinmesini, verilecek kararın gazetede ilanını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; mal ve hizmet sınıflarının aynı olmadığını, davacının markası ile müvekkilinin ticaret unvanının karıştırılmayacak düzeyde farklılıklar arz ettiğini, bu sebeplerle marka tecavüzünün yasal şartlarının oluşmadığını, davacı tarafça süresi içerisinde davanın açılmadığını, haksız rekabete ilişkin taleplerin yerinde olmadığını, kötü niyet iddiaların asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin içinde "..." ibaresini de barındıran ticaret unvanını 27.10.2010 tarihinde ticaret siciline tescil ettirdiği, bu tescilin 08.11.2010 tarihinde Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayınlandığı, tescilin olumlu etkisi uyarınca davacı şirketin, davalıya ait şirketin "..." ibareli ticaret unvanının varlığından haberdar olmadığının 08.11.2010 tarihinden itibaren ileri sürülemeyeceği, davalı şirketin sicil bilgilerinin yayınlandığı 08.11.2010 tarihi ile dava tarihi olan 09.11.2020 tarihi arasında 10 yıllık süre bulunduğu, bu süre içerisinde, davacı tarafın önceki tarihli marka hakları ve ticaret unvanından kaynaklı olarak davalı tarafın ticaret unvanında "..." ibaresini bulundurmasına sessiz kaldığı, 10 yıllık süre boyunca sessiz kaldıktan sonra eldeki davanın açılması suretiyle davalı şirketin ticari unvanından bu ibarenin çıkartılması isteminin 4721 sayılı Türk Medeni Kanun’nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci m
addesi hükmü uyarınca dürüstlük kuralına aykırı olduğu, davalı şirketin ticaret unvanında "..." ibaresini bulundurması ve tescil ettirmesi eyleminin davacıya ait marka haklarını ihlal, haksız rekabet ve ticaret unvanını ihlal eylemlerine sebebiyet vermeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacı vekilince işbu davanın davalı tarafça "..." ibaresinin ticaret unvanının asıl unsuru olarak kullanılmasının, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği iddiasıyla açıldığı ve marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespit ve önlenmesi ile ticaret unvanının terkininin talep edildiği, buna karşılık davalı şirketin 27.10.2010 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, kurulduğu tarihten itibaren de 09.11.2020 dava tarihine kadar 10 yıldan fazla bir sürenin geçtiği, dolayısıyla mahkemece davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizliğin bulunmadığı, her ne kadar davacı vekilince ilk kez istinaf dilekçesi ile davalının ticaret unvanını tescil ettirdiği şekilde kullanmadığı ve bu durumun dahi müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiği ileri sürülmüşse de, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 357 nci maddesi uyarınca, bölge adliye mahkemesince resen göz önünde tutulacaklar dışında, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmaların dinlenemeyeceği ve yeni delillere dayanılamayacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı tarafın davacıya ait marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden unvanı veya eylemi olup olmadığı, davalının unvanının terkinin gerekip gerekmediği noktasındadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 54 ve devam hükümleri.
3. 6769 sayılı Kanun'un 29 ve devam hükümleri.
3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 11.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.