11. Hukuk Dairesi 2024/846 E. , 2024/8978 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI :2021/1639 Esas, 2023/1485 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2020/271 E., 2021/166 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin TÜRKPATENT nezdinde 09, 35, 38, 41 ve 42. sınıftaki mal ve hizmetlerde tescil edilmesi için 2019/42910 sayılı "VR+şekil" ibareli marka başvurusunun, TÜRKPATENT Markalar Dairesi Başkanlığı’nın 25.10.2019 tarihli kararı ile 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri uyarınca kısmi olarak reddedilerek, başvurunun kapsamından 09, 35, 41 ve 42. sınıfların çıkarıldığını, verilen kısmi ret kararına karşı müvekkili şirket tarafından yapılan itirazın, TÜRKPATENT Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun (YİDK) 17.07.2020 tarih ve 2020-M-5577 sayılı kararı ile reddedildiğini, oysa müvekkilinin başvurusunun 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında ayırt edici niteliği haiz olduğunu, İngilizce’de “virtual reality” kelimesinin kısaltması olan "VR" ibaresinin “sanal gerçeklik” olarak dilimize çevrilen ve bilgisayar simülasyonu gerçekliği sunan bir teknolojinin adı olduğunu, davalı kurum tarafından tutulan marka sicili incelendiğinde sicilde; 2012/48804 sayılı ''VR + şekil'' ibareli 09. sınıfta, 2016/24770 sayılı ''VR + şekil'' ibareli 41. sınıfta, 2014/29234 sayılı "VR + şekil'' ibareli 42. sınıfta tescilli markaların yer aldığını, söz konusu markalar kapsamındaki mal ve hizmetlerin, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bendi kapsamında müvekkili başvurusundan çıkarılan mal ve hizmetler ile aynı olduğunu, bu durumun, işbu dava ile iptali talep edilen YİDK kararının, kurumun daha önce vermiş olduğu kararlarla çeliştiğini gösterdiğini ileri sürerek 17.07.2020 tarih ve 2020-M-5577 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Fer'i müdahil vekili dilekçesinde; davacının "virtual reality" (sanal gerçeklik) anlamına gelen "VR+" ibaresini tescil ettirmek istediğini, işbu ibarenin tüm mal ve hizmetler açısından tanımlayıcı bir ibare olması nedeniyle 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bendi hükümleri uyarınca tümden reddedilmesi gerektiğini, davacı ile aynı alanlarda faaliyet gösteren müvekkilinin dava konusu başvurunun tescil edilmesi halinde zarara uğrayacağını, ayrıca davacının jenerik bir ibare üzerinde hak sahibi olacağını, hem müvekkilinin hem de sektördeki diğer aktörlerin bu ibarenin kullanımından mahrum kalacaklarını, davanın davalı TÜRKPATENT lehine sonuçlanmasında müvekkilinin menfaatinin olduğunu savunarak davaya davalı yanında fer'i müdahil olarak katılma taleplerinin kabulü ile davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre davaya konu marka başvurusu “VR+” ibaresinden oluştuğu, marka başvurusu kapsamında başka bir unsurun bulunmadığı, gerçek fiziksel dünyadan bağımsız olarak kullanıcılarına suni bir ortamda deneyim imkanı sunan platformlara "sanal gerçeklik" denildiği, aynı kavram için kullanılan İngilizce'deki “Virtual Reality” teriminin dilimize “Sanal Gerçeklik” olarak geçtiği ve bu şekilde genel kabul görerek kullanıldığı, sanal gerçekliğin; eğitim, endüstri, sa�
�lık, seyahat, oyun, savunma sanayii, kültür ve turizm ve eğlence ile bunlarla sınırlı olmayan çok sayıda alanda uygulama imkanının bulunduğu, dava konusu "VR+" terimindeki “VR” ibaresinin "sanal gerçekliğin" İngilizce karşılığındaki “Virtual” ve “Reality” kelimelerinin baş harflerinden oluşturulduğu, “+” kelimesinin ise teknoloji dünyasında pekiştirme ve sınıflandırma amacıyla kullanıldığı gibi, eklendiği terimin ileri seviyesini tanımlama amacıyla da kullanıldığı, dava konusu marka başvurusunun davaya konu edilen mal ve hizmetler bakımından somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı, dava konusu “VR+” ibaresi ile karşılaşan tüketicilerin aklına ilk anda, sanal gerçeklik gözlükleri ile bu gözlüklerin en çok kullanıldığı oyun ve sinema uygulamalarının geldiği, bu nedenle “VR+” ibaresinin kimsenin tekeline bırakılamayacak, herkesin kullanımına açık bir kelime öbeği olduğu sonucuna varıldığı, herhangi bir ürünü veya firmayı ayırt etme imkanını sunmadığı, dolayısıyla “VR+” ibaresinin kısmi redde konu edilen 09, 41, 42 ve 35. sınıf emtialar yönünden tanımlayıcı nitelikte olduğu, soyut ve somut ayırt ediciliğinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, davaya konu marka başvurusu “VR+” ibaresinden oluştuğu, “VR” ibaresinin "sanal gerçeklik" anlamına gelen İngilizce “Virtual” ve “Reality” kelimelerinin baş harflerinden oluşturulduğu, “+” kelimesinin ise teknoloji dünyasında "plus" anlamına gelip pekiştirme, sınıflandırma ve eklendiği terimin ileri seviyesini tanımlama amacıyla kullandığı, bu durumda başvuru markasının 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri anlamında ayırt ediciliği niteliği haiz olmadığı gibi, reddedilen emtialar yönünden tanımlayıcı ve vasıf bildirici nitelikte olduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.03.2005 tarih ve 2004/4734 E., 2005/2590 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere, mutlak ret nedenlerinin gerek TÜRKPATENT gerekse de mahkemelerce re'sen gözetilmesi gerektiği, davaya konu YİDK kararı her ne kadar 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentlerine ilişkin ise de aynı maddenin diğer bentlerindeki mutlak ret nedenlerinin de işbu davada mahkemece değerlendirilmesinin zorunlu bulunduğu, bu durumda Mahkemece yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (c) bentleri.
3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 12.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.