11. Hukuk Dairesi 2024/655 E. , 2024/9014 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1850 Esas, 2023/1289 Karar
HÜKÜM : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/515 E., 2019/585 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin muhasebe sorumlusu olan ... tarafından düzenlenen sahte banka ödeme talimatlarına dayalı olarak müvekkili şirketin hesaplarından farklı hesaplara 18.08.2016 tarihinde 155.000,00 USD, 10.08.2016 tarihinde 32.279,98 USD, 22.09.2016 tarihinde 12.219,98 USD tutarında havaleler gönderildiğini, söz konusu havale talimatlarının müvekkili şirketle bir ilgisi bulunmadığını, davalı bankanın gerekli özeni göstermeyerek havale işlemlerini gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketin hesaplarından gönderilen toplam 211.638,87 USD 'nin tahsili amacıyla Bakırköy 11. İcra Müdürlüğünün 2017/13378 E. sayılı icra dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığını, yapılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptaliyle %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili bankaya gönderilen faks talimatlarındaki imza ve kaşenin davacı şirkete ait olduğunu, talimat evraklarının sahte olarak düzenlendiğinin müvekkili banka yetkilileri tarafından bilinemeyeceğini, müvekkili bankanın taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak hareket ederek bankacılık işlemlerini yaptığını, davacının takip konusu yapmış olduğu alacağını ancak sahte belge düzenlediği iddia edilen muhasebe sorumlusundan talep edebileceğini savunarak davanın reddine ve %20 kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davacı tarafın takip konusu yaptığı havale talimatlarının davacı şirketin muhasebe elemanı tarafından şirket temsilcisine ait imzaların başka bir belgeden aktarılarak oluşturulduğu, taraflar arasındaki sözleşmeye göre faks ile gönderilen talimatın işleme konulacağı, nitekim havale talimatındaki imza ve kaşenin şirket temsilcisine ait olduğunun şirket temsilcisinin Büyükçekmece 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/567 E. sayılı dosyasındaki ifadesiyle kabul edildiği, bu bağlamda davalı bankanın, faks ile kendilerine gönderilen belgedeki imzanın şirket temsilcisine ait olması nedeniyle sahte olarak düzenlendiğini tespit etmesinin mümkün olmadığı, taraflar arasındaki sözleşmeye göre belge aslı istenmeksizin faksla gönderilen talimatla işlem yapılabileceğinin kabul edildiği, ayrıca dava konusu yapılan havalelerin davacı şirketin ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, davacı şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olan havalelerin kayıt tarihinden yaklaşık 1 yıl sonra 24.08.2017 tarihinde icra takibine konu edilmesi nedeniyle söz konusu işlemlerden davacı tarafın haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve söz konusu işlemlere icazet verildiğinin kabul edilmesi gerektiği, davalı bankanın sözleşmeye uygun olarak kendisine gönderilen faks talimatıyla işlem yapmasında herhangi bir kusurunun bulunmadığı, davacı şirketin muhasebe elemanının başka bir belgede yer alan şirket temsilcisinin imzasını scanner ile tarayarak sahte evrak oluşturmasında kusurun tamamen kendisine ait olduğu ve muhasebe elemanının bu eyleminden dolay�
� yargılanıp cezalandırıldığı, davalı bankaya izafe edilecek herhangi bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davacı tarafından açılan itirazın iptali davasının reddine; davalı tarafın İİK 67/2 nci md gereğince talep etmiş olduğu kötü niyet tazminat isteminin de koşulları oluşmaması nedeniyle reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince ve davalı vekilince katılma yoluyla istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesince esasa ilişkin verilen kararın yerinde olduğu, davalı tarafın kötü niyet tazminat talebinin tamamını reddedilmiş ise de, İİK 67/2'ye göre takibinde haksız ve kötü niyetli alacaklı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedileceği belirtildiğinden ve davacının takibinde haksız olduğu anlaşıldığından davalı lehine %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacının istinaf isteminin esastan reddine, davalının katılma yolu ile yaptığı istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının tümden kaldırılmasına, itirazın iptali davasının reddine davalı lehine takip tarihindeki kur üzerinden ana alacak miktarının TL'ye çevrilerek ( toplam=199.499,96 USD x 3.4950 TL=697.252,36 TL'nin ) %20'si oranında tazminata karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Kanun'un 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ve 371 inci maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2.Bölge Adliye Mahkemesince verilen nihai kararda, davacının takip başlatmada haksız olduğu gerekçe gösterilerek aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmiş ise de 2004 sayılı Kanun'un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasına göre davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. Bu durumda davacı alacaklının takip başlatmakta haksız olduğu kabulü kötü niyet tazminatına hükmedilmesi için yeterli olmayıp davacı alacaklının kötü niyetli olduğunun da ispatı ve gerekçelendirilmesi gerekirken yalnızca davacının takip başlatmakta haklı olmadığı gerekçesine dayandırılarak kötü niyet tazminatına hükmedilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacının temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 12.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.