11. Hukuk Dairesi 2024/1380 E. , 2024/9115 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/38 Esas, 2023/1450 Karar
HÜKÜM : Esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/194 E., 2020/522 K.
Taraflar arasındaki ticari satımdan dolayı kaynaklanan icra takibine itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili ve davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalının toplam 336.300,00 USD bedel ile ... Terazi - Elektronik Raf Etiketi ve Yedek Parçalarının satışı hususunda anlaştıklarını, davacının 21.12.2018 tarihli A-136207 no.lu 336.300,00 USD bedelli faturayı ve 28.12.2018 tarihli A-110905 no.lu sevk irsaliyesini düzenleyerek ürünleri 28.12.2018 tarihinde davalıya teslim ettiğini, davacının ürünlerinin tesliminin ardından aylar boyunca davalının fatura bedelini ödemesini beklediğini, davalıya defalarca borcu ödemesi konusunda şifahen uyardığını, davacının haklı olarak ödeme beklerken, ürünlerin tesliminin üstünden 5 ay geçtikten sonra davalının, satılan ve teslim edilen aynı ürünlere ilişkin olarak 09.05.2019 tarihli bir iade faturası düzenleyerek davacıya elektronik ortamda ilettiğinin beyan edildiği, ilgili faturanın davacı olan şirkete 09.05.2019 tarihinde tebliğ edildiğinin beyan edildiği ancak tebligatın olmadığını, taraflar arasında davalıya satılan ürünlerin iadesine ilişkin hiçbir mutabakat olmadığını, davalının basiretli bir tacir gibi davranma mükellefiyetini yerine getirmediğini, mezkur iade faturasının tebliğ tarihini izleyen gün davacının, Beyoğlu 8.Noterliğinin 10.05.2019 tarihli 06309 yevmiye no.lu ihtarnamesi ile iade faturasına itirazlarını davalıya bildirdiğini ve kendi fatura bedelinin ödenmesini talep ettiğini, davalının Bursa l0. Noterliği vasıtasıyla davacıya tebliğ çıkarttığı 15.05.2019 tarih ve 19115 yevmiye no.lu ihtarnamesinde fatura bedelinin ödenmediğini kabul ettiğini, ihtarnamede belirtilen beyanların zaman kazanmaya yönelik mesnetsiz ifadeler olduğunu, davalının bahsi geçen ihtarnamesine taraflarınca Beyoğlu 8. Noterliğinin 20.05.2019 tarihli 06626 yevmiye no.lu ihtarnamesi ile cevap verildiğini, açıklanan ihtarname süreçleriyle konu çözüme ulaşmadığından, taraflarınca fatura bedelini tahsil etmek amacıyla 28.05.2019 tarihinde davalı aleyhine T.C. İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğü nezdinde 2019/17657 E. sayılı ilamsız icra takibi başlatıldığını ve davalı borçlunun icra takibine 07.06.2019 tarihinde kötü niyetli şekilde itiraz edip takibi durdurduğunu tüm bu nedenlerle davalı borçlunun İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğü 2019/17657 E. sayılı dosya kapsamındaki ilamsız icra takibine yapmış olduğu itrazın iptalini ve takibin devamına, davalının borcun %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatını ödemeye hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yanın tüm edimlerini yerine getirmediğini, davacının bedel beklemesinin sözlü anlaşma gereği olduğunu, davalı olan şirketin sözleşmeden dönmediğini, bu kapsamda olmak üzere, teslim edilen ürünlerin satıldıkça bedelinin ödeneceğinin taraflar arasında sözlü olarak kararlaştırıldığını, beyanları arasında çelişki olmadığını, icra takibine yapılan itirazın kötü niyetli olmadığını, davacı yanın ihtiyati haciz başvurusunun kötü niyetli olduğunu tüm bu nedenlerle davanın reddi ile davacı yan aleyhine ve davalı olan şirket lehine %20'den aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince; davacının defterlerinde dava ve takip konusu olan faturanın davalının da ticari defterlerine işlendiği, süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen faturadaki alacakla ilgili olarak, süre geçtikten sonra iade edilmesi veya ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesinin borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç olmadığı, itiraz süresi geçtikten sonra, faturaların doğrudan iade edilmesinin veya iade faturası kesilmesinin alacağın varlığını ortadan kaldıran bir sonuç doğurmayacağı, faturaya itiraz edilmemesinin sözleşme ilişkisini kanıtlamaz ise de, sözleşme ilişkisinin kanıtlanması halinde, bu sözleşme gereğince düzenlenmiş olan ve süresinde itiraz edilmeyen faturadaki miktarın kesinleşeceği, buna göre her ne kadar davalı tarafından 09.05.2019 tarihinde davacı şirkete 336.300,00 USD karşılığı 1.777.042,83 TL tutarında iade faturası düzenlenmişse de, sözkonusu iade faturasının davacının dayanağı olan 336.300,00 USD bedelli fatura ticari defterlere kaydedildikten sonra düzenlenmesi nedeniyle davacının alacağının varlığını ortadan kaldırmayacağı, alacağa dayanak faturanın davalı defterlerine kaydedilmiş olduğu gözetildiğinde, borcun davalı tarafça benimsendiğinin kabulünün gerektiği, iade faturasının davacı defterinde kayıtlı olmadığı, dava, taraflar arasında mal alım sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, TTK'nın 1530. maddesi mal tedarik sözleşmesine ilişkin olduğundan olayda uygulama yeri bulunmadığı, icra takip tarihinden önceki dönem için temerrüt faizine hükmedilmesinin TBK'nın 117.
maddesi koşullarına bağlı olduğu, icra takip tarihinden önce davalıya temerrüt ihtarı gönderilmesi gerektiği, davacı tarafça davalıya takibe konu fatura bedelinin ödenmesi hususunda Beyoğlu 8. Noterliği'nin 10.05.2019 tarihli 6309 yevmiye no'lu ihtarnamesi gönderildiği, ihtarnamenin ise davalı borçluya 13.05.2019 tarihinde tebliğ edildiği ve ihtarda ödemenin 3 işgünü içinde yapılması için süre verildiği, buna göre 16.05.2019 tarihinde temerrütün oluştuğu alacağın likit ve belirlenebilir olduğu anlaşıldığından icra inkâr tazminatının yasal şartlarının oluştuğunun kabulü ile davacı taraf lehine İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca asıl alacağın %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmedilmesi gerektiği anlaşılmakla davanın kısmen kabulü ile, davalının İstanbul Anadolu 22. İcra Müdürlüğü'nün 2019/17657 esas sayılı dosyasında takibe itirazının kısmen iptali ile takibin 335.060,02 USD asıl alacak ve 614,28 USD işlemiş faiz toplamı 335.674,30 USD alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, asıl alacak tutarına takip tarihinden itibaren 1 yıl vadeli USD cinsi mevduata devlet bankalarının uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmasına, alacak likit olduğundan 335.060,02 USD asıl alacağın takip tarihindeki TL karşılığının %20'si oranında hesaplanacak icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince; taraf ticari defterlerine göre, takibe konu 21.12.2018 tarih, 136207 no.lu ve 336.300,00 USD bedelli fatura her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu, zaten bu hususta taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, ancak davalı daha sonra davacıya 09.05.2019 tarih, 00141 no.lu ve 336.300,00 USD karşılığı 1.777.042,83 TL bedelli iade faturasını düzenlediği, bu iade faturasının ise davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı, davalı davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerektiği, davalının ticari defterlerinde kayıtlı olan ancak davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmayan iade faturasının dayanağının usulüne uygun olduğunun ispatlanması gerektiği, dosya kapsamında davalının bu iddiasını ispata yarar bir delil bulunmadığı, davalının takas / mahsup talebinde olduğu, davalının söz konusu dilekçelerinin sunulduğu tarihte yürürlükte olan HMK'nın 141. maddesine göre, taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe; ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilecekleri yahut değiştirebilecekleri, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunmanın genişletilemeyeceği yahut değiştirilemeyeceği, somut olayda davalının usulünce bir ayıp savunması ve takas talebi bulunmadığından bu hususların eldeki yargılamada esas alınması mümkün olmadığı, davacının Beyoğlu 8. Noterliği'nin 10.05.2019 tarih ve 6309 YN'lu ihtarnamesi ile verilen sürenin geçmesiyle temerrüte düştüğü, davacı taraf TTK'nın 1530. maddesine dayanmış ise de, tedarikçi konumunda bulunmadığından söz konusu düzenlemenin somut olayda uygulanma yeri olmadığı, 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesinde, sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanacağı düzenlenmiş olup, bilirkişi tarafından işlemiş faize ilişken bu doğrultuda yapılan hesaplamada bir isabetsizlik bulunmadığı, dava konusu fatura alacağının likit (belirlenebilir) olduğu, mahkemece hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilmesinin şartlarının oluştuğu anlaşılmakla istinaf taleplerinin esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticari satımdan dolayı kaynaklanan icra takibine itirazın iptali isteminden ibarettir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 21/2 nci maddesi
3.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 117 nci maddesi
4.3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun 4/a maddesi
3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin ve katılma yoluyla davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlerden davalıya yükletilmesine, davacıdan temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 17.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.