11. Hukuk Dairesi 2023/6440 E. , 2024/9352 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1454 Esas, 2023/973 Karar
HÜKÜM : Esastan ret İstinaf başvurusunun kabulü-Dava ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/309 E., 2021/41 K.
Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, meni ve refi ile maddi ve manevi tazminat talepli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin esastan reddine, davacı vekilinin istinaf isteminin esastan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "..." markası ile meşrubat ve alkolsüz içecek üretimi faaliyetinde bulunduğunu, markasını uzun süredir yoğun bir şekilde kullandığını, 32 no'lu sınıfta TPMK tarafından tescil edildiğini, davalılardan ... tarafından "blue" ibaresinin kullanıldığı enerji içeceği üretilerek Türkiye'ye gönderildiğini ve diğer davalı tarafından iç piyasada ticarileştirildiğini, bahsi geçen ürünlerde "blue" kelimesi büyük harflerle ürünün orta kısmına yazıldığını ve öncelikle dikkat çekecek şekilde kullanıldığını, iki tarafın da ürettiği ürünlerin enerji içeceği olduğundan davacının ürünlerinde "..." ibaresi kullanılırken, davaya konu üründe "blue" ibaresinin kullanılmasının iltibasa sebep olduğunu ileri sürerek davalıların kullanımlarının davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğinin tespitine, etkilerinin ortadan kaldırılmasına, belirsiz alacak kapsamında ileride artırılmak üzere SMK'nın 151/2-b maddesi uyarınca 1.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın ihlal tarihinden itibare ticari faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "..." markalı enerji içeceği ürünlerini dünya çapında 173 ülkede dağıtıp satmakta olduğunu, tüm bu ülkelerde "..." markalı ürünleri ile pazar lideri konumunda olduğunu, davalının Türkiye dahil 201 ülkede tescilli ve yine tanınmış "Çift Boğa Şekli" ve 105 ülkede tescilli "Tek Boğa Şekli" markalarının da sahibi olduğunu, davalının pazarda " ..., ..., ..., ..." isimli versiyonlarının bulunduğunu, davacının gerek haksız rekabet gerekse marka tecavüzü iddiası bakımından sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, davacının "BLUE" ibaresinin tek başına ayırt edici ve korunmaya değer olmadığını, "..." kullanımının "..." markasıyla benzer olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davalıya ait ve davaya konu edilen ürün ambalajının davalıya ait internet sitesinde 15.03.2013 tarihinde mevcut olduğu, instagram hesabında 13.04.2013 tarihinde, Facebook sayfasında 30.09.2012 tarihinde ve Youtube üzerinde 17.03.2013 tarihinde tanıtımının yapıldığı, davanın açıldığı 07.07.2018 tarihine kadar 5 yıldan fazla süre geçtikten sonra bu davanın açıldığı, taraflar arasında daha önce açılan bir çok dava bulunduğu, aynı sektörde faaliyet gösterdikleri, bu nedenle davacının davalılara ait ürün ambalajının kullanımından haberdar olmamasının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, davacı tarafça dava tarihine kadar bu konuda dava açmalarını önleyecek mücbir bir sebep ya da objektif imkânsızlık gibi haklı bir nedene dayanmadıkları, davalının bu süre içinde dava konusu ürün ambalajına belli bir yatırım yaptığı, tanıtımı için emek harcadığı, davalıların renk konusunda seri marka oluşturma süreçleri nedeniyle kötü niyetli olmadıkları, her ne kadar taraf markaları arasında iltibas riski mevcut olsa da davacının sessiz kalma nedeniyle hak kaybına uğradığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
1.Bölge Adliye Mahkemesince, davacı vekilinin mahkeme kararının gerekçesine yönelik istinaf başvurusunun haklı olduğu, davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı gerekçesi ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, davalının ürün ambalajının davacı markasına tecavüz etmediği ve haksız rekabette bulunmadığı ve davalı tarafça sessiz kalma suretiyle dava açma hakkı yitirildiğinden, düzeltilmiş gerekçe ile, davanın reddine karar verilmiştir.
2.Davalılar vekili 20.07.2023 tarihli dilekçesi ile; 22.06.2023 tarihli kararda, hüküm kısmında 1 no'lu paragrafta "davacı" yerine yanlışlıkla "davalı", 2 no'lu paragrafta ise "davalılar" yerine yanlışlıkla "davacı" yazıldığını ileri sürerek, kararın tashihini talep etmiştir.
3.Bölge Adliye Mahkemesince 27.09.2023 tarihli ek karar ile davalılar vekilini tashih talebinin HMK 305/2. maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
4.Ek karar davalılar vekilince ve karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi ve tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 54 üncü madde.
2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 27, 29 ve devamı maddeleri.
3.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 297 ve 298 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Hükmün tavzihi 6100 sayılı Hukuk Usulü Kanunu 305 inci maddede düzenlenmiştir. Buna göre hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Davalılar vekili 20.07.2023 tarihli dilekçesi ile hüküm kısmında yanlışlıkla "davacı" ve "davalı" ibarelerinin karıştırıldığını ve tavzih yolu ile hükmün düzeltilmesini istemiştir. Ne var ki, davalılar vekili talebinin 6100 sayılı HMK 305/2. maddesi kapsamında olup, buna göre hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez. Açıklanan bu gerekçe ile bölge adliye mahkemesinin davalılar tavzih talebinin reddine yönelik ek kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır.
2.Dava, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, meni, refi ve tazminat istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesinde yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar taraf vekillerince istinaf edilmekle, davacı vekili istinaf dilekçesinde mahkeme kararının esasına yönelik istinaf sebeplerini ileri sürmüş, davalılar vekili ise istinaf dilekeçsinde ilk derece mahkemesi kararının gerekçe kısmında davacı markası ile davalılar markasının ve/veya kullanımının iltibas oluşturduğu yönündeki tespite ilişkin istinaf sebeplerini ileri sürmüştür. Bölge adliye mahkemesince yapılan değerlendirmede taraf markaları arasında benzerliğin olmadığı şeklinde değerlendirme yapılmış ancak hüküm kısmında davalılar vekilinin istinaf isteminin reddedildiğine yönelik hüküm kurulmuştur. Kaldı ki, bölge adliye mahkemesi kararının gerekçe kısmında dahi zaman zaman davacı ve davalı tarafların karıştırıldığı görülmüştür.
Yargıtay incelemesi ancak bir kararın somut olaya uygun gerekçe taşıması halinde mümkün olabilir. Öte yandan, yazılacak kararın gerekçesiyle hüküm kısmı arasında bütünsellik esastır. Gerekçe ile hüküm birbirine bağlı olup, çelişki bulunmaması gerekir. HMK’nın 298/2. maddesinde de gerekçeli kararın, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı açıkça düzenlenmiş bulunmaktadır. Somut olayda yukarıda açıklandığı üzere maddi olaya ve talebe uygun, denetime elverişli gerekçeli bir karar oluşturulmamıştır. Anayasa ve 6100 sayılı HMK'nın 297 ve 298. maddelerinde belirtilen unsurlardan yoksun, gerekçe hüküm çelişkisi içeren karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle re’sen bozulması gerekmiştir.
3.Bozma sebebine göre taraf vekillerinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.
VI.SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekilinin ek karara yönelik temyiz itirazının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının resen BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin karara yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine, 24.12.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.