Kanun Yolu Mobil

Mevzuat ve Kararlar Cebinizde

Filtreler

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
2024/9373

Yargıtay kararının tam metni, özeti ve ilgili kanun maddeleri ile birlikte

Dava No: 2024/1442
24.12.2024
6 İlgili Madde
⚖️
AI Analizi

Standart Uygulama Kararı

Yerleşik İçtihat

"Karar, standart bir temyiz incelemesi olup, yerleşik içtihatlar doğrultusunda marka benzerliği ve iltibasın nasıl değerlendirileceğine dair mevcut uygulamayı tekrar etmektedir. Hukuki bir boşluk doldurmamakta veya çığır açan yeni bir yorum getirmemekte, aksine Bölge Adliye Mahkemesi'nin hatalı bulduğu iltibas değerlendirmesini düzelten, rutin bir bozma kararı niteliğindedir."

Karar Özeti

İçtihat Metninin Özeti (Önemli Noktalar)

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, marka hükümsüzlüğü davasında, tarafların markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak bütünüyle değerlendirildiğinde, davalı markasındaki farklı unsurların (ALR ibaresi gibi) markayı davacı markasından ayırdığını, bu nedenle ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi'nin davanın kabulüne ilişkin kararını bozmuş ve ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki yaklaşımını doğrulamıştır.

Karar Metni

Yargıtay kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2024/1442 E.  ,  2024/9373 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1815 Esas, 2023/1656 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/87 E., 2021/144 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin organize toptan ticaret sektöründe faaliyetlerini sürdürmek üzere 2001 yılında kurulduğunu, dava konusu 2019/70742 sayılı "..." ibareli marka başvurusunda asli unsur olan "..." kelimesinin müvekkilinin önceki tarihli 2003/38044 sayılı “...” markası ile birebir aynı olduğunu, kullanım itibariyle de yine market alışverişlerindeki eylem olan "seçerek almak" eylemini içerdiği için müvekkilinin itirazına dayanak olarak gösterdiği diğer marka olan 2016/87123 numaralı "... market" markasını çağrıştırdığını, aynı mal/hizmet grubunda, aynı esas unsur olan "..." ibaresi üzerine, aynı kavramsal kurgu ile kurgulanan davalıya ait marka ile müvekkili markaları arasında karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimalinin kaçınılmaz olduğunu, müvekkili markalarının yaygın kullanıldığını ve tanınmış olduğunu, dava konusu markanın kullanımı halinde ilişkilendirme ihtimali ve tanınmışlık nedeniyle haksız kazanç sağlanacağını, aynı hizmet grubunda faaliyet gösteren müvekkilinin ve markasının itibarının zedeleneceğini, davalının başvurusunda iyi niyetli olmadığını ileri sürerek davalı adına 35. sınıftaki bir kısım mal/hizmet için tescil edilen 2019/70742 sayılı “...'' markasının hükümsüzlüğüyle sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının müvekkilinin ... markasını ..., AL ve R şeklinde ayırarak değerlendirme yapmasının ve kendisinin ... markasına dayanarak hükümsüzlüğünü talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının mesnet markaları ile dava konusu markadaki ortak unsurun "..." ibaresi olduğunu, fakat müvekkili başvurusunda asıl ve ayırt edici unsurun bir bütün halinde, tek kelime olan "..." ibaresi olduğunu, davacının markalarındaki esas unsur olan “benzerleri arasından hoşa gideni, iyi olanı, üstün bulunanı almak ya da yararlanmak üzere bir yana ayırmak” anlamına gelen ... ibaresinin, 35/5. sınıf için tanımlayıcı olduğunu, müvekkili markasıyla sunulan 35. sınıf hizmetlerden yararlanacak ortalama yararlanıcı veya tüketicilerin, sadece bu ibareyi işletmesel kaynağı gösteren bir işaret olarak algılamalarının mümkün olmadığını, markaların, bütünsel olarak tamamen farklı bir etki bıraktığını, iltibasın söz konusu olmadığını, davacının marka tescil başvurusuna itiraz edebilmesi için, adına tescilli markasını sonraki marka tescil başvurusu içerisinde bulunan mallar bakımından kullanarak bu hizmeti sunduğunu ispat etmesinin gerektiğini, müvekkilinin davacının markalarına benzer bile olmayan markasını kötü niyetli tescil ettirdiği iddiasının da gerçeği yansıtmadığını, tanınmışlık ve kötü niyet iddialarının da karıştırılma ihtimali ve hükümsüzlük iddialarıyla birlikte reddedilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, taraf markalarında ortak ... kelime unsuru yer almasına rağmen, markaların görsel mizanpajının oldukça farklı olduğu ve kullanılan ilave kelime unsurunun markayı davacı markasından uzaklaştırdığı, taraf markalarının kolaylıkla ayırt edilebildiği ve markaların bütünsel olarak birbirleriyle ilişki kurulabilecek nitelikte bir görsel algı uyandırmadığı, dava konusu markaların kapsamlarında aynı hizmetlerin bulunduğu ancak, markal
ar arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı, buna göre dava konusu markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davalı markasının hükümsüzlük ve terkin şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu marka kapsamında 35. sınıf hizmetlerin yer aldığı, uyuşmazlık konusu anılan hizmetler davacının itirazına mesnet markaları kapsamında yer alan hizmetlerle aynı ve benzer olduğundan, taraf markaları arasında emtia benzerliği şartının gerçekleştiği markalar arasında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, "..." ibaresinin özellikle 35.05. sınıfa giren hizmetler açısından ayırt edici niteliği düşük ise de, ayırt ediciliği zayıf markaların da korunmasının esas olduğu, dava konusu markada yeterli ayırt ediciliğin sağlanmadığı, dava konusu marka ile davacının davaya mesnet markaları arasında, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesi anlamında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, en azından ortalama tüketicilerce markaların ilişkilendirileceği ya da dava konusu markanın davacı Şirketin seri markalarından biri olarak algılanacağı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne, markanın hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi. 3. Değerlendirme Uyuşmazlık, davacının hükümsüzlüğe mesnet "..." ibareli markaları ile davalının "..." ibareli markası arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi gereğince karıştırılmaya neden olacak şekilde benzerlik olup olmadığı, varılacak sonuca göre aynı Kanun'un 25 inci maddesi uyarınca hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasındadır. İlk Derece Mahkemesince markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince karar kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmiştir. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası hükmüne göre, markalar arasında karıştırılabilecek ölçüde benzerlik bulunup bulunmadığının tespiti yapılırken markaların görsel, işitsel ve kavramsal özellikleri bir bütün olarak dikkate alınmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, taraf markaları arasında görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik olmadığı sonucuna ulaşılmışsa da Bölge Adliye Mahkemesince markaların ilişkilendirileceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak davacı markasının "..." ibaresinden oluştuğu, davalı markasında bulunan "ALR" ibaresinin markayı davacı markalarından farklılaştırdığı görülmektedir. Buna göre taraf markalarında farklı unsurların ön plana çıkartılması, sesçil ve görsel olarak farklılık yaratılması nedeniyle markaların benzer olmadığı ve ortalama tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 24.12.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Üyelik

Araştırmanızı Derinleştirin

Ücretsiz hesap oluşturarak kararları favorilerinize ekleyebilir, PDF olarak indirebilirsiniz.

İlgili Kanun Maddeleri

Bu kararla ilgili kanun maddeleri ve bağlantıları

6

SINAİ MÜLKİYET KANUNU - Marka tescilinde nispi ret nedenleri

MADDE 6- (1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile ayn...

25

SINAİ MÜLKİYET KANUNU - Hükümsüzlük hâlleri ve hükümsüzlük talebi

Madde 25- (1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hük...

369

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU - Temyiz incelemesi ve duruşma

MADDE 369- (1) Yargıtay, tarafların ileri sürdükleri temyiz sebepleriyle bağlı olmayıp, kanunun açık hükmüne aykırı gör...

370

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU - Onama kararları

MADDE 370- (1) Yargıtay, onama kararında, onadığı kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermek zorundadır....

371

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU - Bozma sebepleri

MADDE 371- (1) Yargıtay, aşağıda belirtilen sebeplerden dolayı gerekçe göstererek temyiz olunan kararı kısmen veya tama...

373

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU - Bozmaya uyma veya direnme

MADDE 373- (1) Yargıtay ilgili dairesinin tamamen veya kısmen bozma kararı, başvurunun bölge adliye mahkemesi tarafında...

İlgili Kanunlar

Bu kararla ilgili kanunlar ve bağlantıları

Etiketler

Bu kararın konu başlıkları ve anahtar kelimeleri

marka hükümsüzlüğü iltibas karıştırılma ihtimali sınai mülkiyet marka benzerliği 6769_6 6769_25 6100_369 6100_370 6100_371 6100_373