Kanun Yolu Mobil

Mevzuat ve Kararlar Cebinizde

Filtreler

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
2024/9388

Yargıtay kararının tam metni, özeti ve ilgili kanun maddeleri ile birlikte

Dava No: 2024/474
25.12.2024
3 İlgili Madde
⚖️
AI Analizi

Standart Uygulama Kararı

Yerleşik İçtihat

"Karar, somut uyuşmazlığın delil durumuna göre verilen bir onama kararı niteliğindedir. Hukuki bir boşluğu doldurmamakta veya yerleşik içtihatlarda radikal bir değişiklik yapmamaktadır. İlk derece mahkemesinin delil takdirinin ve hukuki nitelemesinin yerinde olduğu tespit edilerek 'esastan ret' kararının onanması şeklinde kurulmuştur."

Karar Özeti

İçtihat Metninin Özeti (Önemli Noktalar)

Davacının, tescilsiz marka kullanımı ve gerçek hak sahipliği iddiasıyla açtığı marka hükümsüzlüğü, haksız rekabetin tespiti, men'i ve ticaret unvanından ibarenin terkinine ilişkin davada; yerel mahkeme, davacının markasal kullanımını ispatlayamadığı gerekçesiyle marka hükümsüzlüğü taleplerini reddetmiş, ancak ticaret unvanı ve alan adı üzerinden oluşan iltibas nedeniyle davalının ticaret unvanındaki ilgili ibarenin terkinine ve alan adına erişimin engellenmesine karar vermiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde bir isabetsizlik görmeyerek Bölge Adliye Mahkemesinin esastan ret kararını onamıştır.

Karar Metni

Yargıtay kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2024/474 E.  ,  2024/9388 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/112 Esas, 2023/1596 Karar HÜKÜM : Başvurunun esastan reddi ,İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/53 E., 2021/204 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 28.11.2011 tarihinde kurulan müvekkilinin, 2011 ve 2013 yıllarında ... asıl unsurlu alan adlarını alarak kullanmaya devam ettiğini, ayrıca kuruluşuyla eş zamanlı olarak "..." ibaresini "..." şeklinde logosuyla birlikte fiilen markasal olarak kullanmaya başladığını, davalının 13.03.2013'te tescil edilerek kurulduğunu, 39 uncu sınıfta 2013/30887 sayılı "... + ŞEKİL" ve 2015/34965 sayılı "... + ŞEKİL" marka başvurularını yaptığını, davalının gönderdiği 24.04.2015 tarihli ihtarname ile müvekkilini unvanında ve ticari faaliyetinde "..." ibaresini kullanmak suretiyle marka hakkına tecavüz ve iltibasta bulunmakla itham ettiğini, müvekkilinin de 08.05.2015 tarihli cevabi ihtarname ile "..." ibaresi üzerinde öncelik hakkı bulunduğunu savunduğunu, müvekkilinin davalıdan kendi unvan ve alan adlarından "..." ibaresini kaldırmasını ve marka başvurularını geri çekmesini talep ettiğini, ancak davalının verilen süre içinde talepleri yerine getirmediğini ileri sürerek, "..." ibaresinin ve "..." şeklinin davalıca sonraki haksız unvan, alan adı ve marka tescili ve başvurusunun davacının unvanına, alan adına ve fiili markasal kullanımına iltibas, haksız rekabet ve tecavüz oluşturduğunun tespiti ile men'ine, ref'ine ve kal'ine karar verilmesine, davalının tescilli markası ile marka başvurusunun hükümsüzlüğüne ve hükmün ilanına karar verilmesine, davalının ünvanındaki "..." ibaresinin silinmesine, davalının com. uzantılı alan adına Türkiye'de erişimin yasaklanmasına ve engellenmesine, hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının tescilli bir markasının bulunmadığını, müvekkilinin ise 39 uncu sınıfta tescilli 2013/30887 sayılı "..." markasının sahibi olduğunu ve işbu markasını yasal zeminde kullandığını; tescilli bir markanın kullanımının tecavüz teşkil etmeyeceğini, davacının müvekkilinin markasını bilebilecek durumda olup sessiz kaldığını, tescil sürecinde markaya itiraz etmediğini, aynı sektörde bulunmalarına rağmen hukuki yaptırımlarda bulunabilme hakkını kullanmadığını, gelinen noktada davacının sessiz kalmak suretiyle hak kaybına uğradığını, davacının kötü niyetli olduğunu, davacının kullandığı ibare "..." iken müvekkilinin markasının "..." ibareli olduğunu ve bu markaların fonetik, renk, yazım şekli ve tertip tarzı bakımından tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacının tescilsiz kullanım yoluyla hak elde ettiğini ispatlayamadığı, dava tarihi itibariyle tescilli olmayan 2015/34965 başvurusu no'lu "..." ibaresine ilişkin davacının markanın hükümsüzlüğünü talep hakkı bulunmadığı, her ne kadar davacı davalının marka kullanımlarının kendisine ait marka haklarına tecavüz teşkil ettiğini iddia etmişse de davalının tescilli markasını kullandığı, markasını kötü niyetli ettirdiğinin ispatlanamadığı, davacının alan adı tescillerinin davalıdan önce olduğu, davacı şirketin ticaret siciline tescil tarihi itibarıyla "..." ibaresi üzerinde hak sahibi olduğu ve taraf unvanlarının karışıklığa sebebiyet verdiği, davacının dosyaya yalnızca 1 adet 20.03.2012 tarihli fatura sunduğu ve burada ticaret unvanı olarak “... Uluslararası Lojistik Danışmanlık ve Ticaret Duygu Demirkollu” ibaresinin yer aldığı, davacının “...” ibaresini markasal olarak ilk defa 03.07.2013 tarihinde internet sitesinde gerçekleştirdiği, bu tarihin davalının marka tescil başvuru tarihi olan 03.04.2013 tarihinden sonra olduğu, "..." markasının ve ...
şeklinden oluşan logonun tescilsiz olarak yoğun kullanımının davacı tarafça kanıtlanması gerektiği, ancak davacı her ne kadar "..." ibaresini tescilsiz olarak ticaret unvanında klavuz unsur olarak davalıdan önce kullanmaya başlamış ise de, sözkonusu ibareyi ve ... şeklindeki logoyu 39. sınıfta yer alan hizmetlerde markasal olarak yoğun bir şekilde kullandığını ve piyasada bu hizmetlerde bilinir hale getirdiğini kanıtlayan delil bulunmadığı, yalnızca bir adet faturada "... İNTERNATİONAL" ibaresinin büyük yazılarak ön plana çıkarılmış olmasının markanın tescilsiz olarak kullanıldığına ve bu şekilde hak elde edildiğini ispata yeterli olmadığı, her ne kadar alınan 07.04.2016 tarihli ilk bilirkişi raporunda davacının marka üzerinde tescilsiz kullanım yoluyla hak elde ettiğine dair görüş bildirilmişse de, dosyada mevcut delil ve belgelerle uyumlu olmayan bu görüşe itibar edilemeyeceği, diğer iki bilirkişi raporunun birbirini teyit ettiği, davacının tescilsiz kullanım yoluyla hak elde ettiğini ispatlayamamış olması nedeniyle davalının 2013 30887 sayılı markasının hükümsüzlüğünü talep edemeyeceği, müşterilerle gerçekleşen mail yazışmalarından da tarafların alan adı ve unvan kullanımları arasında iltibas olduğu anlaşıldığından davalının alan adına erişimin engellenmesi ve davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkinine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne; davalının 2015/34965 sayılı markasının hükümsüzlüğüne ilişkin dava zamansız açıldığından usulden reddine, davalının 2013/30887 tescil numaralı markasının hükümsüzlüğü davasının reddine, davacının markasına tecavüz edildiğinin ve haksız rekabette bulunulduğunun tespiti ve önlenmesi davasının esastan reddine, davalının www.....com alan adlı internet sitesine erişiminin engellenmesine, davalının ticaret unvanından "..." ibaresinin terkinine, ticaret unvanın terkinine ilişkin hüküm kesinleştiğinde TTK'nın 52/2 maddesi uyarınca masrafı davalıdan alınarak tirajı yüksek 5 gazeteden birinde ilanına karar verilmiştir. karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf istemlerinin ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davacının gerçek hak sahipliği iddiasına dayalı olan markasına davalı kullanımının tecavüz ve haksız rekabet teşkil edip etmediği, ediyorsa men'i, ref'i ile davalı markalarının hükümsüzlüğünün ve ayrıca davalının ticaret unvanın terkinin gerekip gerekmediği noktasındadır. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 42 ve devamı hükümleriyle 61 ve devamı hükümleri. 3.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 50 ve devamı hükümleriyle, 54 ve devamı hükümleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine, 25.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Üyelik

Araştırmanızı Derinleştirin

Ücretsiz hesap oluşturarak kararları favorilerinize ekleyebilir, PDF olarak indirebilirsiniz.

İlgili Kanun Maddeleri

Bu kararla ilgili kanun maddeleri ve bağlantıları

369

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU - Temyiz incelemesi ve duruşma

MADDE 369- (1) Yargıtay, tarafların ileri sürdükleri temyiz sebepleriyle bağlı olmayıp, kanunun açık hükmüne aykırı gör...

370

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU - Onama kararları

MADDE 370- (1) Yargıtay, onama kararında, onadığı kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermek zorundadır....

371

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU - Bozma sebepleri

MADDE 371- (1) Yargıtay, aşağıda belirtilen sebeplerden dolayı gerekçe göstererek temyiz olunan kararı kısmen veya tama...

İlgili Kanunlar

Bu kararla ilgili kanunlar ve bağlantıları

Etiketler

Bu kararın konu başlıkları ve anahtar kelimeleri

Marka Hükümsüzlüğü Haksız Rekabet Ticaret Unvanı Terkini İltibas Alan Adı İhlali 6100_369 6100_370 6100_371 556_42 556_61 6102_50 6102_54