Kanun Yolu Mobil

Mevzuat ve Kararlar Cebinizde

Filtreler

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
2024/9414

Yargıtay kararının tam metni, özeti ve ilgili kanun maddeleri ile birlikte

Dava No: 2024/1667
25.12.2024
6 İlgili Madde
⚖️
AI Analizi

Standart Uygulama Kararı

Yerleşik İçtihat

"Bu karar, mevcut yerleşik içtihatların somut olaya uygulanmasından ibaret olup, marka hukukuna ilişkin yeni bir ilke getirmemekte veya hukuki bir boşluğu doldurmamaktadır. Temyiz incelemesi sonucunda verilen standart bir onama kararı niteliğindedir."

Karar Özeti

İçtihat Metninin Özeti (Önemli Noktalar)

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, marka hakkına tecavüzün tespiti ve durdurulması davasında, Bölge Adliye Mahkemesi'nin esastan ret kararını onamıştır. Davacı, kendi tescilli markasının davalı tarafından '... Gerçek ... Koleji' gibi benzer unvanlarla izinsiz ve karıştırılma ihtimali yaratacak şekilde kullanıldığını iddia etmiş; yerel mahkeme davayı kabul ederek tecavüzün durdurulmasına ve imhasına karar vermiştir. Yargıtay, yerel mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında hukuka aykırılık görmeyerek onama kararı vermiştir.

Karar Metni

Yargıtay kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2024/1667 E.  ,  2024/9414 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1002 Esas, 2024/228 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla) SAYISI : 2018/696 E., 2021/182 K. Taraflar arasındaki marka hakkına tecavüzün tespiti ile durdurulması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 1987-1988 yıllarında "..." markası ile eğitim ve öğretim hayatına başladığını, marka için Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde 2000 12003, 2003 01346, 2012 109807, 2016 40857, 2016 40869, 2016 40874, tescil nolu marka tescil işlemlerinin yapıldığını, tescile ek olarak eskiye dayalı kullanım nedeniyle üstün hak sahibi bulunduğunu, davalının ise davacı markasını aynı faliyet ve tescil sınıflarında birebir ve çok benzer şekillerde kullanageldiğini, davalının "Özel ... Ortaokulu" ve "... Gerçek ... Koleji" ibarelerini okul binalarında ve okul üniformalarında, sosyal medyada kullandığını, markanın bir il/ilçe ibaresi ile birlikte kullanımının şube algısı yarattığını, "Gerçek" ibaresinin ise asli unsur olan "..." markasını bıraktığı algıyı değiştirmediğini, sosyal medyadaki kullanım tarzı ve kullanıcı etkileşimlerinden de davalı markasının davacı markası ile aynı gibi algılandığının anlaşıldığını belirterek, markaya tecavüzün tespiti ve önlenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin 2008 yılında dershane faaliyeti yürütmek üzere kurulduğunu, davacı ile yapılan anlaşma kapsamında isim hakkı ödemek suretiyle ... Dershaneleri'nin şubesi olarak faaliyet yürüttüğünü, dershane faaliyetlerinin yasa ile sona erdirilmesinden sonra davalının faaliyetlerine özel okul olarak devam ettiğini, bu aşamada davacının şubesi olma vasfının da sona erdiğini, sadece davacı şirketin basım ve dağıtımını yaptığı kitap, kartesk, yaprak test, küp kağıt gibi ürünlerin sözleşmeye dayalı olarak satın alınageldiğini, davalının "... Gerçek ... Koleji", "Özel ... Gerçek ... Ortaokulu", "Özel ... Gerçek ... İlkokulu" unvanlarını kullandığını, bu unvanların davacının markasından ayrı ve bağımsız nitelikli bulunduğunu, davacının Aydın-Denizli-Muğla-Uşak-Kütahya bölgesinde faaliyetinin bulunmadığı, davalıya ait okula kayıt yaptıran öğrencilerin davacı unvanı nedeniyle değil, davalının verdiği eğitim, öğretim hizmetinin kalitesi nedeniyle kayıt yaptırdıklarını, davalının davacı markasına dayanarak sağladığı bir ekonomik kazancının bulunmadığını, öğrencilerin iki kurum arasında bağ olduğu yanılsamasında olmadıklarını, davacının bu nedenle bir zararının da bulunmadığını, logolarının görsel olarak da farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davalının "... Gerçek ... Koleji", "Özel ... Gerçek ... Ortaokulu-İlkokulu" unvanlarının davacının tescilli ..., ..., ... Koleji, ...
Eğitim kurumları, etüt merkezi, okulları, özel öğretim kursları markalarının esaslı unsuru olan "..." ile benzer mal ve hizmetleride marka olarak kullanıldığı, davalının kullandığı ..., Gerçek İbaresinin ayırt edici olmadığı ve ...'nin yer aldığı Gerçek ifadesinde niteleme olarak kullanıldığı, ortalama tüketici nezdinde karıştırma ihtimali olduğu, bu hali ile davacının markasına yönelik tecavüzün olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davalının davacılara ait "..." esas unsurlu tescilli markaları ile karıştırılabilecek şekilde "... Gerçek ... Koleji” “Özel ... Ortaokulu” “Özel ... Gerçek ... Ortaokulu” “Özel ... Gerçek ... İlkokulu” ibaresini ürün ve hizmetlerinde marka olarak kullanmak suretiyle davacının marka haklarına tecavüz ettiğinin tespitine, tecavüzün ve haksız rekabetin durdurulmasına, önlenmesine ve giderilmesine, tecavüze konu olan "..." markasının benzerleri olan "... Gerçek ... Koleji” “Özel ... Ortaokulu” “Özel ... Gerçek ... Ortaokulu” “Özel ... Gerçek ... İlkokulu” markasının yer aldığı tüm ürün, afiş, basılı evrak, kitap, emtia, basılı ambalaj, broşür, sair yazılı evrak üzerinde bu markanın kullanıldığı vasıtalarının kararın kesinleşmesine müteakip kaldırılmasına ve imhasına ve davalının markasına ilişkin web sitelerinin kararın kesinleşmesine müteakip kapatılmasına karar verilmiş, karar davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hakkına tecavüz edildiğinin tespiti, tecavüzün durdurulması, davalının internet sayfalarının kapatılmasını, marka tecavüzünü oluşturan tüm ürünlerin sökülmesi, silinmesi mümkün değilse, ürünlerin toplanması ve imhası istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6769 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 25.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Üyelik

Araştırmanızı Derinleştirin

Ücretsiz hesap oluşturarak kararları favorilerinize ekleyebilir, PDF olarak indirebilirsiniz.

İlgili Kanun Maddeleri

Bu kararla ilgili kanun maddeleri ve bağlantıları

29

SINAİ MÜLKİYET KANUNU - Marka hakkına tecavüz sayılan fiiller

Madde 29- (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci madd...

369

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU - Temyiz incelemesi ve duruşma

MADDE 369- (1) Yargıtay, tarafların ileri sürdükleri temyiz sebepleriyle bağlı olmayıp, kanunun açık hükmüne aykırı gör...

370

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU - Onama kararları

MADDE 370- (1) Yargıtay, onama kararında, onadığı kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermek zorundadır....

371

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU - Bozma sebepleri

MADDE 371- (1) Yargıtay, aşağıda belirtilen sebeplerden dolayı gerekçe göstererek temyiz olunan kararı kısmen veya tama...

353

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU - Duruşma yapılmadan verilecek kararlar

MADDE 353- (1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahk...

372

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU - Yargıtay kararlarının tebliği

MADDE 372- (1) Yargıtayın bozma kararları ile onama kararları mahkeme yazı işleri müdürü tarafından derhâl taraflara te...

İlgili Kanunlar

Bu kararla ilgili kanunlar ve bağlantıları

Etiketler

Bu kararın konu başlıkları ve anahtar kelimeleri

marka hakkına tecavüz karıştırılma ihtimali haksız rekabet fikri ve sınai haklar marka tescili 6769_29 6100_369 6100_370 6100_371 6100_353 6100_372