11. Hukuk Dairesi 2023/6001 E. , 2024/9438 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/856 Esas, 2023/1358 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/132 E., 2021/103 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 24.12.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili ... Burak Damga dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dilekçesinde; davacının Irak Devleti vatandaşı olup uluslararası geçici hukuki koruma nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti Devletinde yaşadığını, davacıya ait 86.525,00 USD paranın ... tarafından 13.10.2018 tarihinde davalıya Irak devletinde teslim edildiğini, davacının bu parayla Türkiye'de ev almak istediğini, paranın Türkiye'de davacıya verilmesi konusunda anlaşma yapıldığını, davalının 09.05.2019 tarihinde davacıya 2.000,00 USD parayı teslim ettiğini, bakiye 84.525,00 USD'yi ödemediğini, paranın ödenmesi için davalıya gönderilen ihtarın 24.06.2019 tarihinde davalıya tebliğ edildiğini, 5 günlük süre verildiğini, buna rağmen ödeme yapılmadığını, arabulucuya yapılan başvurudan da sonuç alınamadığını, paranın transferinin nasıl yapıldığını bilmediklerini, bu konuda yasal başvuruları yapacaklarını, davacının ekonomik durumu itibarıyla zorda olduğunu beyanla adli yardım talebinin kabulü ile dava konusu 84.525,00 USD'nin 29.06.2019 tarihinden itibaren işleyen faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının asılsız olduğunu, böyle bir para teslim almadıklarını, başka bir şirket ile karıştırıldıklarını, davacının iddiasını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davacının sunduğu hesap özetlerinde ödendiği iddia edilen miktarda bir paranın belirtilen tarihte davacıya ödendiğinin davalının kabulünde olduğu, davalı şirket yetkilisinin isticvabında, davacı ile yapılan Whatssapp mesajlarını ikrar ettiği ve doğruladığı, ikrar edilen mesaj içeriklerinde, davalının davacıya olan borcunu kabul ettiği, ödeyeceğini beyan ettiği ancak miktar belirtilmediği, mesajlarda paranın geldiği davacıya bildirilerek hesap özetine ilişkin linkin ekran görüntüsünün gönderildiği, Türk Medeni Kanunu 2. maddesinde belirtildiği gibi herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorunda olup bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı, bu hüküm ve deliller ışığında bakıldığında, davacı ile davalı arasında bir alacak verecek ilişkisi olduğu, davalının dilekçesinde inkar ettiği borcun isticvap ve mesajlar ile ikrar edilmiş olduğu bu nedenle davalının isim benzerliği veya ticari ilişki olmadığı savunmasına itibar edilmediği, davalının imzalı belge veya senet olmadığı savunmasının kötü niyetini ortaya koyduğu, hesap özetinde devir eden kısmın Türkçe dilinde yazılmasının da bu savunmanın haksız olduğunu ortaya koyduğu, Irak devletinden davacıya ödenmek üzere paraların davalıya teslim edildiği konusund
a kuşku bulunmadığı, her ne kadar davalının para transfer yetkisi yok ise de, davacının yaptığı şikayet üzerine soruşturmanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde devam etmekte olup davanın konusu dışında bulunduğu, davacının davalıdan alacaklı olduğu, imza içermese de isticvap ve mesajların hesap özetini doğruladığı, hesap özeti içeriğine itibar etmek gerektiği, bu durumda davacının davalıdan bakiye 84.525,00 USD alacağının olduğu hususunda kesin vicdani kanaate varıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, alacak talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin karara yönelik davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2. Davacı vekili 3. şahıs tarafından kendisine teslim edilmek üzere gönderilen paranın davalı tarafından davacıya ödenmediğini ileri sürerek bu miktarın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili delil olarak bir takım Whatsapp yazışmalarına dayanmış olup davalı şirket yetkilisi tarafından açıkça reddedilmeyen bu yazışmaların incelenmesinde davalı şirketin davacıya bir miktar para borcunun bulunduğu anlaşılmakla birlikte yazışmaların içeriğinde para borcunun miktarına ilişkin bir ibare bulunmamaktadır. Davalı şirket yetkilisi isticvabında da bu yazışmaları dolaylı olarak kabul etmekle birlikte borcun miktarına ilişkin bir ikrarda bulunmamıştır. 6100 sayılı Kanun'un 190. maddesinde düzenlediği üzere ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa yani eldeki davada davacıya aittir. Borcun miktarı hususunda davalı şirket yetkilisinin bir ikrarı bulunmadığı için davacı, davalı şirketin kendisine 84.525,00 USD miktarında bir borcu olduğunu ispatlamalıdır. Bu itibarla mahkemece tarafların borcun miktarı hususundaki tüm delilleri değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken Whatsapp yazışmalarında ve isticvapta davalı şirket yetkilisinin 84.525,00 USD borcu ikrar ettiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 26.12.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.