11. Hukuk Dairesi 2024/891 E. , 2024/9475 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI :2021/1357 Esas, 2023/1499 Karar
HÜKÜM :Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ :Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2017/3 E., 2019/449 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davacı vekili ve karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. ASIL DAVA VE CEVAP
Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 400 paydan oluşan bir sermayeye sahip olup, bu paylardan 380 payın dava dışı Semra Kızılmeşe'ye, 20 payın davalı ...'a ait olduğunu, şirketin 09.12.2016 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurulunda davalı ...'un haklı sebeplerle şirket ortaklığından çıkarılması için mahkemeye başvurulması kararı alındığını, müvekkilinin 30.04.2015 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında şirketin ekonomik ihtiyaçları doğrultusunda ihtiyaç duyduğu şube adres değişikliği kararının davalı tarafından geçerli hiçbir neden ileri sürülmeksizin iptal davasına konu edildiğini, davanın reddine karar verildiğini, yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında şirketin ekonomik çıkarı doğrultusunda ihtiyaç duyduğu şube adres değişikliği kararı alınarak şirketin menfaatlerinin korunmaya çalışıldığını, sadece şube adresinin değiştirilmesinin, daha büyük mağazaya taşınmaya ilişkin alınan kararın iptali isteminin yasal bir hakkın kullanılması olarak yorumlanamayacağını, kötüniyetle açılan davanın şirket faaliyetlerine sekte vuracak ve ızrar edecek nitelikte olduğunu, davalının kendi çıkarlarını şirketin ekonomik çıkarlarının önünde tuttuğunu, şirket ortakları arasında ciddi anlaşmazlıklar bulunduğunu, davalının dava dışı ortak Semra Kızılmeşe hakkında evrakta sahtecilik suçlaması ile savcılığa şikayette bulunduğunu, takipsizlik kararı verildiğini, asılsız suçlamalar nedeniyle davalı hakkında iftira suçundan dolayı şikayette bulunulduğunu, kamu davası açıldığını, davalının asılsız şikayetlerle ortaklık ilişkisini çekilmez hale getirdiğini ileri sürerek davalının haklı nedenle şirket ortaklığından çıkarılmasına, payının şirkete devredilmesine karar verilmesini talep etmiş, karşı dava cevap dilekçesinde; karşı davacının katıldığı 30.04.2015 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında kâr dağıtımı hususunun ilk olağan genel kurul toplantısında görüşülerek karara bağlanmasına oy birliğiyle karar verildiğini, karşı davacının kâr payı talebi hakkında sessiz kalınmadığı gibi talebin de reddedilmediğini, genel kurul tarafından kâr eden şirketin kâr dağıtımı kararının reddedilmesi durumunda ancak bu kararın geçersizliği ve iptali için dava açılabileceğini, bunun dışında genel kurulun münhasır yetkisinde olan bir konuda genel kurulun yerine geçerek kâr dağıtımına karar verilmesi yönünde talepte bulunulmasının yasaya aykırı olduğunu savunarak karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP VE KARŞI DAVA
Davalı vekili asıl dava cevap dilekçesinde; müvekkilinin ortaklar kurulu kararının iptali için dava açmasının ortaklıktan çıkarılma için haklı bir sebep olmayacağını, diğer ortağın eşinin müvekkilinden geçici kullanmak için aldığı hisseleri geri vermemek için elinden geleni yaptığını, müvekkilini yönetimden istifa etmiş gibi gösterdiğini, müvekkilinin şirketteki pay oranı %5 olup, başvuracağı hukuki yollarla şirketi engelleyeceği iddiasının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiş, karşı davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin şirket ortağı olduğu tarihten bu yana kâr payı dağıtılmadığını, karşı davalının kâr olmadığını belirterek kâr payı dağıtımından sakındığını ileri sürerek şimdilik 500,00 TL kâr payı alacağının doğum tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari avans faiziyle birlikte karşı davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
III.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 640 ıncı maddesinin üçüncü fıkrasına göre şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararıyla haklı sebebe dayanılarak şirketten çıkarılmasının mümkün olduğu, şirket ortağının şirket yöneticisini eleştirmesi ve dava açmak veya şikayette bulunmak suretiyle kendisine göre haklı taleplerini ileri sürmesi, onun çıkartılması bakımından haklı sebep teşkil etmeyeceği, karşı davada kural olarak bir sermaye şirketi türü olan limited şirkette şirketin sağlayacağı kazançtan yararlanmak amacı ile ortak olunacağı, bu tür şirketlerde ortağın kâr payı alacağı, ortaklar kurulunun kâr dağıtma kararıyla muacceliyet kazanacağı, ortaklar kurulunun bilançoya göre ortaya çıkan kazancı dağıtmaktan keyfi bir şekilde sarfınazar edemeyeceği, bu konuda dava açılmasından önce davacı ortağın kâr payı dağıtım talebini şirkete iletmesi ve şirketin bu duruma sessiz kalması davacının talebinin hukuka aykırı bir şekilde reddedilmiş olması gerektiğini, davalı karşı davacı vekili karşı dava dilekçesinde kâr payı istemini davalı şirkete bildirdiğini, buna ilişkin bildirimin dilekçe ekinde olduğunu belirtmiş ise de, davalı şirketi direngen duruma düşürecek bildirimin dilekçeye eklenmediği, 05.04.2017 tarihli duruşmada tanınan kesin süreye rağmen belge sunulmadığı, bu konuda ispat yükü üzerinde olan davalı-karşı davacının ispat yükünü yerine getirmediği, karşı davalı şirketin direngen durumda olduğunu kanıtlamadığı gerekçesiyle asıl davanın ve karşı davanın reddine karar verilmiş, hüküm asıl davacı ve karşı davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, şirket genel kurul kararının iptali için dava açılması, diğer ortak, eşi, çocuğu hakkında suç duyurusunda bulunulması davalı ortağın yasal müracaat ve şikayet hakkının kullanılması niteliğinde olup, ortağın ortaklıktan çıkarılması için haklı sebep teşkil etmeyeceğinden asıl davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, şirket kâr payı hakkında karar vermenin genel kurulun devredilemez yetkileri arasında olduğu, kâr dağıtımına ilişkin kararları almak yetkisinin ortaklar kuruluna ait olup, bu yetki başka bir organa devredilemeyeceği gibi ortaklar kurulu, kâr dağıtımı için bir karar vermedikçe şirket ortağının dava açarak kendisine ait kârı isteyemeyeceği, bu kural emredici nitelikte olduğundan, sözleşmeye aksine bir hüküm de konulamayacağı, karşı davacı vekilinin 6102 sayılı Kanun'un 416 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yapılan atıfla 411 inci maddesindeki usule göre eldeki davayı açtığını usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı gözetilerek karşı davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle asıl davacı vekili ve karşı davacı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, karar asıl davacı ve karşı davacı vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Asıl dava haklı nedenle limited şirket ortaklığından çıkarma, karşı dava ise kâr payı alacağının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 411 inci maddesi, 608 inci maddesi, 616 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 617 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 640 ıncı maddesinin üçüncü fıkrası.
3. Değerlendirme
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, asıl davacı ve karşı davacı vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harçları peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 26.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.