11. Hukuk Dairesi 2024/1435 E. , 2024/9495 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1138 Esas, 2023/1326 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Şanlıurfa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2021/366 E., 2022/218 K.
Taraflar arasındaki tasarıma tecavüzün, haksız rekabetin, ticaret unvanına tecavüzün tespiti, önlenmesi, marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi, davacı vekilinin ihtiyati tedbir istemesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin başvurunun esastan reddine, davacı vekilinin talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Anadolu’nun en ünlü bulgur markalarından biri olan “...” ibaresini marka ve ticaret unvanı olarak kullandığını, bu ibarenin 2008/09285 sayı ile marka olarak davacı adına tescilli olduğunu, yine ürün ambalaj ve çuvallarında 2014/00196 sayılı tasarımı kullandığını, davalının tasarım kullanımının birebir aynılık içerdiğini, 2016/80546 sayılı “...” ve 2016/90304 sayılı “...” ibareli markaları iltibasa sebebiyet verecek şekilde ve kötü niyetle adına tescil ettirdiğini, davalının kullanımlarının müvekkilinin markasına, tasarımına tecavüz oluşturduğunu, fiili kullanımı ile de tecavüz gerçekleştirdiğini, müvekkilinin markasının itibarından yararlanmayı amaçladığını ileri sürerek davalının müvekkilinin 2014/00196 sayılı endüstriyel tasarımına tecavüzünün tespitini, önlenmesini, davalının tespit edilecek haksız rekabet durumlarının önlenmesini, davalının müvekkilin tescilli “...” markası ile ayırt edilemeyecek surette benzer olan ... ibaresini, her türlü kullanımının, internet sitesi, gazete ilanının vb. dahil olmak üzere önlenmesini, 2016/80546 ve 2016/90304 sayılı davalı markalarının hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının babası Halil Sayğı ile davacının aynı aileye mensup olup 22.10.1992 tarihinde ... Gıda San. ve Tic. A.Ş.’yi aile şirketi olarak kurduklarını, tarafların davaya konu marka üzerinde ortak haklarının bulunduğunu, Sayğı olan soyadını ... olarak değiştiren davacının markaya tek başına sahip çıkmasının ve sahiplenmeye çalışmasının hukuka aykırılık taşıdığını, ... Gıda San. ve Tic. A.Ş.’nin 15.07.2014 tarihinde terkin edilip kapandığını, sektördeki faaliyetine devam eden müvekkilinin 2016/80546 ve 2016/90304 sayılı markaların tescilini sağladığını, babası ile amcalarının açtığı yolda ilerlediğini, kendi soy adını kullanmasının hayatın olağan akışına uygunluk taşıdığını, ilk teşebbüsün müvekkilinin dedesi ... olduğunu, müvekkilinin dedesinin mirasını devam ettirdiğini, logo ve tasarımın 1992 yılından beri devam edip her iki tarafından bunu sahiplenebileceğini, davacının 2010 yılından beri müvekkilinin faaliyetlerini seyredip zımnen onay verdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, davalı adına tescilli markaların orta yetenekteki tüketicilerin zihninde davacının “...” markasını satın alacağı düşüncesini doğrudan oluşturmayacağı, her iki markaya ait ortak ifadenin “...” kelimesinden oluştuğu, davalının tescilli markalarının “...” markasından farklılığının anlaşılması için bir markanın önüne “Salih”, diğer markanın ise sonuna “Life” ifadesinin eklendiği, bu ifadelerin iltibas ihtimalini ortadan kaldırdığı, davalı adına tescil edilen markaların, davacıya ait markaya iltibas teşkil etmediği, davalıya ait markaların hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davalının adına tescilli markaların satışında kullandığı ambalajların, bilirkişi raporunda 1 ve 3 numara olarak değerlendirilen numunelerinin tüketiciler üzerinde bütünsel algılamada farklılık arz etmediği, söz konusu kullanımın belirgin şekilde benzerlik taşıdığı, söz konusu kullanımların, davacı adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 2014/00196 tescil numaralı tasarıma tecavüz teşkil ettiği, bilirkişi raporunda 2 numaralı numune olarak incelenen ambalajın tasarım açısından benzer olmadığı değerlendirilmiş ise de, eldeki davada talebin, davalı tarafından kullanılan ambalajların davacı adına tescilli tasarıma tecavüz teşkil ettiği iddiasıyla açıldığı, tecavüzün önlenmesinin istendiği, davalının kullandığı ambalajlara ait tasarımların davalı adına tescilli olmadığı da nazara alındığında, bir kısım tescilsiz ambalaj tasarımlarının, davacı adına tescilli endüstriyel tasarıma tecavüz teşkil ettiğinin anlaşılması halinin, davacının davasının sübutu için yeterli olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı adına 2016/80546 numarası ile tescilli “...” ve 2016/90304 numarası ile tescilli “...” ibareli markalar için davalı tarafından kullanılan ambalajların, davacı
adına 2014/00196 tescil numaralı endtüriyel tasarıma tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile tecavüzün önlenmesine, davalı adına 2016/80546 numarası ile tescilli “...” ve 2016/90304 numarası ile tescilli “...” ibareli markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesine ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiş, davacı vekili de ihtiyati tedbir isteminde bulunmuştur.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, ihtiyati tedbir talebi hususunda İlk Derece Mahkemesince karar verilebileceği, bu yöndeki bir talebin doğrudan Bölge Adliye Mahkemesinde ileri sürülemeyeceği, ancak ihtiyati tedbir kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması halinde karar tesis edilebileceği, bu durumda davacının ihtiyati tedbir talebi konusunda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, davalı vekilinin istinaf başvurusunun değerlendirilmesinde ise; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın usulüne uygun yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin toplandığı, karara esas alınan bilirkişi raporlarının ve raporlara ilişkin mahkemenin değerlendirmesinin dosya kapsamına uygun ve karar vermeye elverişlilik içerdiği, delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin “ihtiyati tedbir” yönündeki istemi ile ilgili karar verilmesine yer olmadığına karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının ambalaj kullanımlarının davacı adına tescilli tasarıma tecavüz teşkil edip etmediği, davalı adına tescilli markaların hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6, 7, 25, 29, 59 ve 81 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Davacı, davalının kullandığını ve davacı adına tescilli tasarıma tecavüz teşkil ettiğini ileri sürdüğü, birinde "..." diğer ikisinde " ..." ibareli markaların kullanıldığı üç adet çuval ambalajını dosyaya sunmuştur. İlk Derece Mahkemesince görüşüne başvurulan ve hükme esas alınan 31.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda davacının sunduğu bu ambalajlar incelenmiş ve davacı adına tescilli 2014/00196 sayılı tasarım ile karşılaştırılmıştır. Dosyaya "..." markasını içeren bir ambalaj ibraz edilmemiş ve "..." ibaresini içeren bir ambalaj gerek bilirkişi raporunda gerekse İlk Derece Mahkemesince incelenmemiştir. Hal böyle olduğu halde İlk Derece Mahkemesince "..." ibareli markalar için davalı tarafından kullanılan ambalajların, davacı adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 2014/00196 tescil numaralı endüstriyel tasarıma tecavüz teşkil ettiğinin tespiti ile tecavüzün önlenmesine karar verilmesi, incelenen ve davacının tasarımına tecavüz teşkil ettiği kabul edilen "Halil ..." ibaresini içeren ambalajlar hakkında bir hüküm kurulmaması yerinde değilse de İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmayıp sadece davalı vekilince istinaf yoluna gidildiğinden ve davacının Bölge Adliye Mahkemesinin davalının istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararına karşı temyiz yasa yoluna başvurma hakkı bulunmadığından istinaf yoluna başvuran ve temyiz edenin sıfatına göre bu husus bozma sebebi yapılmamış, eleştirilmekle yetinilmiştir.
2.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına, davalının kullanımda olduğunu kabul ettiği "..." markasını içeren ambalajının renk kompozisyonu ve bütünüyle karşılaştırılmasında davacı adına tescilli 2014/00196 sayılı tasarımla karıştırılmaya sebebiyet verecek derecede benzerlik taşıdığının anlaşılmasına, İlk Derece Mahkemesinin marka hükümsüzlüğü taleplerinin reddine dair kararına karşı davacının istinaf yasa yoluna başvurmamasına, istinaf başvurusuna konu edilmeyen hususların temyiz konusu da yapılamayacak olmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harçları peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 26.12.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.