Kanun Yolu Mobil

Mevzuat ve Kararlar Cebinizde

Filtreler

T.C. Yargıtay

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2026/24 Sayılı Karar

Esas No: 2023/9590 Karar Tarihi: 05.01.2026 İlgili Madde: 5

Önemli Emsal İçtihat

AI Analizi · 4.8/5

Yol gösterici karar

Karar, ifade özgürlüğü ile hakaret suçu arasındaki sınırı AİHM ve Anayasa Mahkemesi içtihatları ışığında detaylıca analiz ederek, siyasetçilere yönelik eleştirilerin sınırlarını geniş yorumlayan ve yerel mahkemenin hatalı mahkumiyetini bozan nitelikli bir içtihat örneğidir.

Karar Özeti

Önemli noktaların özeti

Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla yargılanan sanığın paylaşımlarının, ifade özgürlüğü kapsamında siyasi ve ağır eleştiri niteliğinde olduğu, hakaret suçunun unsurlarını taşımadığı gerekçesiyle yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Karar Metni

Tam metin
4. Ceza Dairesi         2023/9590 E.  ,  2026/24 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/682 E., 2023/63 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde yapıldığı, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği ve temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan, İlk Derece Mahkemesince kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz sebepleri özetle; üzerine atılı suçu işlemediğine, eksik inceleme sonucu verilen kararın hukuka aykırı olduğuna, paylaşımların eleştiri hakkı kapsamında kaldığına ve resen gözetilecek nedenlere ilişkindir. III. GEREKÇE Sanığın belirttiği hukuka aykırılık nedenleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde sayılan kesin hukuka aykırılık halleri de gözetilerek maddi ceza hukukuna ilişkin sair yönlerden yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2008 tarihli ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etme veya sövme şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. İnsanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, savunabilmesi ve yayabilmesi olarak kabul edilen, ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. Anayasa'nın 26. maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir.
Bunun yanında, bu hak, birçok uluslararası belgeye ve mahkeme kararına da konu olmuştur. Türkiye'nin de yargılama yetkisini kabul ettiği AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesinin 2. paragrafı saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen "bilgi" ve "fikirler" için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM'e göre ifade özgürlüğü, yokluğu halinde "demokratik bir toplum"dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir. Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslar arası mevzuatlarda yer almaktadır. Nitekim Anayasa'nın 26. maddesinde koruma altına alınan ifade özgürlüğü, aynı maddenin 2. fıkrasında belirtilen sebeplerle sınırlandırılabilir. Dolayısıyla anılan madde ile Anayasanın 13. maddesine göre, ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir ve demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz. Siyasetçilere yönelik eleştirilerin izin verilen sınırlarının özel kişilere nazaran daha geniş olduğu gerek iç hukukumuzda gerekse uluslararası mahkeme kararlarında yerleşmiş bir ilkedir. Bu ilkenin gerekçesi, siyasetçilerin, özel kişilerden farklı olarak, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine açık olan, kamuoyuna mal olmuş kişi haline gelmeyi bilerek tercih etmeleridir. Açıklamalar ışığında, somut olayda sanığın 26/12/2019 tarihli paylaşımının, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, suça konu tüm dosya içeriği gözetildiğinde siyasi ve ağır eleştiri niteliğinde olduğu gözetilmeden, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesinin tatbiki, 2-Sanık hakkında koşulları bulunmasına rağmen tekerrür hükümlerinin uygulanmaması, 3-Suç tarihinin 19.08.2020 yerine gerekçeli karar başlığında 26.12.2019 olarak hatalı gösterilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, yeniden hüküm kurulurken 5271 Sayılı Kanun'un 307/5. maddesi uyarınca cezayı aleyhe değiştirme yasağının gözetilmesine, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Iğdır 4. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.01.2026 tarihinde karar verildi.

Aynı daire, ortak hukuki konular ve karar tarihleri dikkate alınarak eşleştirildi.

6 karar
Yargıtay 4. Ceza Dairesi

E. 2023/9683, K. 2026/2

Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla yargılanan sanığın paylaşımlarının, hakaret suçunun unsurlarını taşımadığı, ifade özgürlüğü kapsamında siyasi ağır eleştiri niteliğinde olduğu gerekçesiyle mahkumiyet kararının bozulm...

Kararı incele
Yargıtay 4. Ceza Dairesi

E. 2023/15194, K. 2026/1695

Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla yargılanan sanığın eyleminin, ifade özgürlüğü kapsamında siyasi ağır eleştiri niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarını oluşturmadığı gerekçesiyle yerel mahkeme kararının bozu...

Kararı incele
Yargıtay 4. Ceza Dairesi

E. 2023/14927, K. 2026/1694

Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla yargılanan sanığın sosyal medya paylaşımlarının, ifade özgürlüğü kapsamında siyasi ağır eleştiri niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarını oluşturmadığı gerekçesiyle yerel mah...

Kararı incele
Yargıtay 4. Ceza Dairesi

E. 2023/15167, K. 2026/56

Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla verilen mahkumiyet kararının, sanığın sözlerinin ifade özgürlüğü kapsamında kalan 'siyasi ağır eleştiri' niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle boz...

Kararı incele
Yargıtay 4. Ceza Dairesi

E. 2023/9558, K. 2026/20

Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla açılan davada, sanığın eylemlerinin onur, şeref ve saygınlığı rencide edici boyutta olmadığı, siyasi ağır eleştiri kapsamında kaldığı ve ifade özgürlüğü sınırları içerisinde değerlend...

Kararı incele

Araştırmanızı Derinleştirin

Ücretsiz hesap oluşturarak kararları favorilerinize ekleyebilir, PDF olarak indirebilirsiniz.

İlgili Kanun Maddeleri

Bu kararda uygulanan mevzuat

m.299

Türk Ceza Kanunu

Cumhurbaşkanına hakaret

Madde 299 (1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) (Deği...

m.43

Türk Ceza Kanunu

Zincirleme suç

Madde 43 (1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla iş...

m.289

Ceza Muhakemesi Kanunu

Hukuka kesin aykırılık hâlleri

Madde 289 – (1) Temyiz dilekçesi veya beyanında gösterilmiş olmasa da aşağıda yazılı hâllerde hukuka kesin aykırılık va...

m.302

Ceza Muhakemesi Kanunu

Temyiz isteminin esastan reddi veya hükmün bozulması

Madde 302 – (1) Bölge adliye mahkemesinin temyiz olunan hükmünün Yargıtayca hukuka uygun bulunması hâlinde temyiz istem...

m.307

Ceza Muhakemesi Kanunu

Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri

Madde 307 – (1) Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi,...

İlgili Kanunlar

Kararın dayandığı temel mevzuat

Etiketler

Kararın konu başlıkları

Cumhurbaşkanına hakaret İfade özgürlüğü Siyasi eleştiri Temyiz Bozma kararı 5237_299 5237_43 5271_289 5271_302 5271_307 2709_26