Kanun Yolu Mobil

Mevzuat ve Kararlar Cebinizde

Filtreler

T.C. Yargıtay

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2026/3359 Sayılı Karar

Esas No: 2024/2217 Karar Tarihi: 16.02.2026 İlgili Madde: 4

Önemli Emsal İçtihat

AI Analizi · 4.0/5

Yol gösterici karar

Karar, ceza hukukunda hakaret suçunun oluşması için zorunlu olan 'matufiyet' (eylemin kime yönelik olduğunun belirliliği) unsurunun ispatı konusunda 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesini vurgulaması ve eksik inceleme nedeniyle bozma kararı vermesi açısından önemlidir. Ayrıca, karşı oy yazısında ifade özgürlüğü ile kişilik hakları arasındaki dengeye dair detaylı Anayasal ve doktrinel tartışmalar yer almaktadır.

Karar Özeti

Önemli noktaların özeti

Sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan verilen mahkumiyet kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddi üzerine temyiz incelemesi yapılmıştır. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, sanığın söz konusu paylaşımı katılana değil, Atatürk'e hakaret içerikli paylaşımda bulunan üçüncü bir şahsa yönelik yaptığına dair savunması karşısında, hakaretin kime yönelik olduğunun (matufiyet) şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanamadığı gerekçesiyle, eksik inceleme nedeniyle hükmü bozmuştur. Kararda ayrıca bir karşı oy yazısı da yer almaktadır.

Karar Metni

Tam metin
4. Ceza Dairesi         2024/2217 E.  ,  2026/3359 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/936 E., 2023/1518 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön incelemede sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir sebeplerin bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Silifke 2. Asliye Ceza Mahkemesinin kararı ile sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir. 2. Yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1. maddesinin (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği, suça konu paylaşımda duvarda yer alan Cumhurbaşkanının resminin öne çıktığı bir durum olmadığına, sanığın bu sözleri Atatürk'e hakaret içerikli yorum yapan birine söylediğine, haksız şekilde cezalandırıldığına ilişkindir. III. GEREKÇE Sanığın savunmasında suça konu paylaşımı katılana yönelik değil Atatürk'e hakaret içerikli paylaşımlarda bulunan birine yönelik olarak yazdığını ileri sürmesi, paylaşım içeriği ve altına yorum yazılan fotoğraf içeriği dikkate alındığında, hakaret içerikli sözlerin katılana yönelik olduğuna dair duraksanmanın mevcut olduğu bu nedenle matufiyetin gerçekleştiğine ilişkin sanık savunmasının aksine her türlü şüpheden uzak, cezalandırılmasına yeterli ve somut delil bulunmadığı gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi hukuka aykırı görülmüştür. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Silifke 2. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,16.02.2026 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık sanık tarafından sosyal medya hesabından yapılan paylaşımın hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkindir. Hakaret suçu TCK'nın 125. maddesinde tanımlanmıştır. Bu düzenlemeye göre hakaret; bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını saldırmak olarak tanımlanmıştır. Yargıtay uygulamalarına göre bir eylemin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişmektedir. Kişilere yönelik ağır eleştiri ve veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu olarak değerlendirilmemesi gerekmektedir. Söz ve diğer davranışların hakaret suçunu oluşturabilmesi için açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek ağırlıkta somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Anayasa’nın Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" kenar başlıklı 26. maddesi; "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar... Bu hürriyetlerin kullanılması,... başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ...
amaçlarıyla sınırlanabilir… Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir." hükmünü, Anayasa’nın 13. maddesi ise; "Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmünü içermektedir. Anılan düzenlemelere, öğreti ve yargısal uygulamalara göre ifade özgürlüğü sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. Anayasa Mahkemesi pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya ve hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul etmiştir. Bu özgürlük, kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesiyle olanaklıdır, demokrasinin işleyişi içinde yaşamsal önemdedir. Bu düzenlemelere nazaran Devletin düşünce açıklamasını yaptırıma tabi tutmama gibi negatif, etkili şekilde koruma gibi de pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu hak, çoğulcu demokrasilerde, vazgeçilemez ve devredilemez bir niteliğe sahiptir. Toplumun ilerlemesi ve her insanın gelişimi için ana temeli oluşturmaktadır. İfade özgürlüğünü sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için ise amaca ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir. Ancak her hak gibi bu hak da sınırsız değildir. Bireylerin şeref ve itibarı, özel ve aile hayatı Anayasa'nın 17. maddesiyle korunan manevi varlık kapsamındadır. Devlet, bireyin manevi varlığının bir parçası olan şeref ve itibara keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemek zorundadır. Yasalarımıza göre bu eylemler ceza hukukunda hakaret suçu olarak düzenlenmiş, özel hukukta ise tazminatı gerektiren haksız fiil sayılmıştır. Yasal düzenlemelere ve Ceza Genel Kurulunun karalarına göre, iftira, küfür, onur, şeref ve saygınlığı zedeleyici söz ve beyanlar, müstehcen içerikli söz, yazı, resim ve açıklamalar, savaş kışkırtıcılığı, hukuk düzenini cebir yoluyla değiştirmeye yönelen, nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve şiddet yaratmaya yönelik bulunan ifadeler ise düşünce özgürlüğü bağlamında hukuki koruma görmemekte, suç sayılmak suretiyle cezai yaptırımlara bağlanmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanığın kendisine ait sosyal medya hesabından 14/03/2016 tarihinde Cumhurbaşkanının resminin bulunduğu posterin altına " Organik o...pu çocuğu " yazarak paylaşım yaptığı, sanık tarafından yapılan bu paylaşımın Cumhurbaşkanına yönelik olduğu ve Cumhurbaşkanının şeref, onur ve saygınlığını rencide edecek boyutta olduğu ve bu nedenle sanığın üzerine atılı bulunan suçun oluştuğu düşüncesiyle sayın çoğunluğun mahkumiyet hükmünün bozulması yönündeki düşüncesine iştirak etmiyorum.

Aynı daire, ortak hukuki konular ve karar tarihleri dikkate alınarak eşleştirildi.

6 karar
Yargıtay 4. Ceza Dairesi

E. 2023/16420, K. 2026/125

Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla yargılanan sanığın, sözlerinin ifade özgürlüğü ve siyasi eleştiri kapsamında kaldığı, matufiyet şartının oluşmadığı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kurumunun değerlendirilme...

Kararı incele
Yargıtay 4. Ceza Dairesi

E. 2023/15194, K. 2026/1695

Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla yargılanan sanığın eyleminin, ifade özgürlüğü kapsamında siyasi ağır eleştiri niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarını oluşturmadığı gerekçesiyle yerel mahkeme kararının bozu...

Kararı incele
Yargıtay 4. Ceza Dairesi

E. 2023/14927, K. 2026/1694

Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla yargılanan sanığın sosyal medya paylaşımlarının, ifade özgürlüğü kapsamında siyasi ağır eleştiri niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarını oluşturmadığı gerekçesiyle yerel mah...

Kararı incele
Yargıtay 4. Ceza Dairesi

E. 2024/2264, K. 2026/3561

Cumhurbaşkanına hakaret suçunda matufiyet (kişinin belirlenebilirliği) şartının somut olayda nasıl gerçekleştiği tartışılmadan ve yetersiz gerekçeyle kurulan mahkumiyet hükmünün bozulmasına karar verilmiştir.

Kararı incele

Araştırmanızı Derinleştirin

Ücretsiz hesap oluşturarak kararları favorilerinize ekleyebilir, PDF olarak indirebilirsiniz.

İlgili Kanun Maddeleri

Bu kararda uygulanan mevzuat

m.125

Türk Ceza Kanunu

Hakaret

Madde 125 (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden...

m.280

Ceza Muhakemesi Kanunu

Bölge adliye mahkemesinde inceleme ve kovuşturma

Madde 280 – (1) Bölge adliye mahkemesi, dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; a) İl...

m.302

Ceza Muhakemesi Kanunu

Temyiz isteminin esastan reddi veya hükmün bozulması

Madde 302 – (1) Bölge adliye mahkemesinin temyiz olunan hükmünün Yargıtayca hukuka uygun bulunması hâlinde temyiz istem...

m.304

Ceza Muhakemesi Kanunu

Yargıtay kararının gönderileceği merci

Madde 304 – (1) (Değişik:20/2/2019-7165/8 md.) Yargıtayca 302 nci maddenin birinci fıkrası veya 303 üncü madde uyarınca...

İlgili Kanunlar

Kararın dayandığı temel mevzuat

Etiketler

Kararın konu başlıkları

Cumhurbaşkanına Hakaret Matufiyet İfade Özgürlüğü Şüpheden Sanık Yararlanır Eksik İnceleme 5237_125 5271_280 5271_302 5271_304 2709_26 2709_13 2709_17