Kanun Yolu Mobil

Mevzuat ve Kararlar Cebinizde

Filtreler

T.C. Yargıtay

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2026/3440 Sayılı Karar

Esas No: 2024/948 Karar Tarihi: 16.02.2026 İlgili Madde: 4

Önemli Emsal İçtihat

AI Analizi · 4.8/5

Yol gösterici karar

Karar, ifade özgürlüğü ile hakaret suçu arasındaki sınırı belirlerken AİHM içtihatlarına ve Anayasa'nın 26. maddesine güçlü atıflar yapmaktadır. Özellikle siyasetçilere yönelik eleştirilerin genişletilmesi gerektiği yönündeki yerleşik ilkeyi somut olaya uygulayarak, 'ağır eleştiri' ile 'hakaret' arasındaki ayrımı netleştirdiği ve alt mahkemenin hatalı mahkumiyetini bozarak beraat yolunu açtığı için yüksek emsal niteliği taşımaktadır.

Karar Özeti

Önemli noktaların özeti

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla yargılanan sanık hakkında verilen mahkumiyet kararını bozmuştur. Mahkeme, sanığın eyleminin hakaret suçunun unsurlarını oluşturmadığına, söz konusu paylaşımın siyasi ve ağır eleştiri kapsamında kaldığına ve ifade özgürlüğü sınırları içerisinde olduğuna hükmetmiştir. Siyasetçilere yönelik eleştirilerin, özel kişilere nazaran daha geniş olması gerektiği ilkesine vurgu yapılmıştır.

Karar Metni

Tam metin
4. Ceza Dairesi         2024/948 E.  ,  2026/3440 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/34 E. 2023/980 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM : Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Yapılan ön inceleme neticesinde sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde sunulduğu ve temyiz dilekçesinde temyiz sebebine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında Cumhurbaşkanına hakaret suçundan İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan başvuru üzerine Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesince düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararı verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi; sanığın paylaşımının hakaret suçunu oluşturmadığına, siyasi eleştiri kapsamında kaldığına, kullanılan sözün etimolojik kökeninin siyaset bilimi içerisinde bulunan jargon olduğu ve hakaret niteliği taşımadığından bahisle kararın bozulmasına ilişkindir. III. GEREKÇE Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dava dosyası içeriğine göre yapılan incelemede, başkaca nedenler yerinde görülmemiştir. Ancak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2008 tarihli ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etme veya sövme şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. İnsanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, savunabilmesi ve yayabilmesi olarak kabul edilen, ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. Anayasa'nın 26.
maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bunun yanında, bu hak, birçok uluslararası belgeye ve mahkeme kararına da konu olmuştur. Türkiye'nin de yargılama yetkisini kabul ettiği AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesinin 2. paragrafı saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen "bilgi" ve "fikirler" için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM'e göre ifade özgürlüğü, yokluğu halinde "demokratik bir toplum"dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir. Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslar arası mevzuatlarda yer almaktadır. Nitekim Anayasa'nın 26. maddesinde koruma altına alınan ifade özgürlüğü, aynı maddenin 2. fıkrasında belirtilen sebeplerle sınırlandırılabilir. Dolayısıyla anılan madde ile Anayasanın 13. maddesine göre, ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir ve demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz. Siyasetçilere yönelik eleştirilerin izin verilen sınırlarının özel kişilere nazaran daha geniş olduğu gerek iç hukukumuzda gerekse uluslararası mahkeme kararlarında yerleşmiş bir ilkedir. Bu ilkenin gerekçesi, siyasetçilerin, özel kişilerden farklı olarak, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine açık olan, kamuoyuna mal olmuş kişi haline gelmeyi bilerek tercih etmeleridir. Açıklamalar ışığında, somut olayda; sanığın eyleminin, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, suça konu yapılan paylaşımın tüm içeriği gözetildiğinde siyasi ve ağır eleştiri niteliğinde olduğu dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı düşünülmeden, sanığın beraati yerine mahkumiyet kararı verilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,16.02.2026 tarihinde karar verildi.

Aynı daire, ortak hukuki konular ve karar tarihleri dikkate alınarak eşleştirildi.

6 karar
Yargıtay 4. Ceza Dairesi

E. 2023/7997, K. 2026/560

Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla yargılanan sanığın eyleminin, ifade özgürlüğü kapsamında siyasi ve ağır eleştiri niteliğinde olduğu, hakaret suçunun unsurlarını taşımadığı gerekçesiyle mahkumiyet kararının bozulması...

Kararı incele
Yargıtay 4. Ceza Dairesi

E. 2024/2405, K. 2026/3533

Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla yargılanan sanığın, sosyal medya paylaşımlarının ifade özgürlüğü ve siyasi eleştiri kapsamında kaldığı, hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle yerel mahkeme kararının bo...

Kararı incele
Yargıtay 4. Ceza Dairesi

E. 2024/2000, K. 2026/3763

Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla yargılanan sanığın paylaşımının, ifade özgürlüğü kapsamında siyasi ve ağır eleştiri niteliğinde olduğu, suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat etmesi gerektiğine hükmediler...

Kararı incele
Yargıtay 4. Ceza Dairesi

E. 2023/15194, K. 2026/1695

Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla yargılanan sanığın eyleminin, ifade özgürlüğü kapsamında siyasi ağır eleştiri niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarını oluşturmadığı gerekçesiyle yerel mahkeme kararının bozu...

Kararı incele

Araştırmanızı Derinleştirin

Ücretsiz hesap oluşturarak kararları favorilerinize ekleyebilir, PDF olarak indirebilirsiniz.

İlgili Kanun Maddeleri

Bu kararda uygulanan mevzuat

m.125

Türk Ceza Kanunu

Hakaret

Madde 125 (1) Bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat eden...

m.299

Türk Ceza Kanunu

Cumhurbaşkanına hakaret

Madde 299 (1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) (Deği...

m.302

Ceza Muhakemesi Kanunu

Temyiz isteminin esastan reddi veya hükmün bozulması

Madde 302 – (1) Bölge adliye mahkemesinin temyiz olunan hükmünün Yargıtayca hukuka uygun bulunması hâlinde temyiz istem...

m.304

Ceza Muhakemesi Kanunu

Yargıtay kararının gönderileceği merci

Madde 304 – (1) (Değişik:20/2/2019-7165/8 md.) Yargıtayca 302 nci maddenin birinci fıkrası veya 303 üncü madde uyarınca...

İlgili Kanunlar

Kararın dayandığı temel mevzuat

Etiketler

Kararın konu başlıkları

Cumhurbaşkanına Hakaret İfade Özgürlüğü Siyasi Eleştiri Bozma Kararı AİHM İçtihatları 5237_125 5237_299 2709_26 2709_13 5271_302 5271_304