Kanun Yolu Mobil

Mevzuat ve Kararlar Cebinizde

Filtreler

T.C. Yargıtay

Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2026/3462 Sayılı Karar

Esas No: 2024/833 Karar Tarihi: 16.02.2026 İlgili Madde: 3

Önemli Emsal İçtihat

AI Analizi · 4.5/5

Yol gösterici karar

Karar, ifade özgürlüğü ile hakaret suçu arasındaki sınırı netleştirmekte, AİHM içtihatlarına ve Anayasa'nın 26. maddesine atıfta bulunarak 'ağır eleştiri' ve 'kaba söz'ün suç teşkil etmeyeceği yönündeki yerleşik içtihadı pekiştirmektedir. Alt mahkemenin mahkumiyet kararını bozarak hukuki bir düzeltme sağlaması ve ifade özgürlüğünün korunması yönündeki güçlü gerekçeleri nedeniyle emsal niteliği yüksektir.

Karar Özeti

Önemli noktaların özeti

Yargıtay 4. Ceza Dairesi, Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla açılan davada, sanığın sarf ettiği sözlerin onur, şeref ve saygınlığı rencide edici boyutta olmadığını, aksine rahatsız edici, kaba ve ağır eleştiri niteliğinde olduğunu belirterek, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiş ve yerel mahkemenin mahkumiyet kararını bozmuştur.

Karar Metni

Tam metin
4. Ceza Dairesi         2024/833 E.  ,  2026/3462 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2021/1848 E. 2023/1299 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında verilen hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu ve temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilip sanık müdafilerinin duruşmalı inceleme talebinin 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği reddine karar verilerek, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmüne yönelik olarak, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafilerinin temyiz istemleri özetle; Bölge Adliye Mahkemesi Ceza dairesi kararının gerekçesiz olduğuna, sübuta, suçunun unsurlarının oluşmadığına, hakaret kastının bulunmadığına, sanığın ifadelerinin eleştiri sınırları içerisinde bulunduğuna ve ifade özgürlüğü hakkı sınırları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğine yöneliktir. III. GEREKÇE Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede; Dairemizce de benimsenen, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2008 tarihli ve 170-220 sayılı kararında da belirtildiği üzere; hakaret fiilinin cezalandırılmasıyla korunan hukuki değer, kişilerin şeref, haysiyet ve namusu, toplum içindeki itibarı, diğer fertler nezdindeki saygınlığı olup, bu suçun oluşabilmesi için, davranışın kişiyi küçük düşürmeye matuf olarak gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Somut bir fiil ya da olgu isnat etme veya sövme şeklindeki seçimlik hareketlerden biri ile gerçekleştirilen eylem, bireyin onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte ise hakaret suçu oluşacaktır. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. İnsanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, savunabilmesi ve yayabilmesi olarak kabul edilen, ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. Anayasa'nın 26.
maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bunun yanında, bu hak, birçok uluslararası belgeye ve mahkeme kararına da konu olmuştur. Türkiye'nin de yargılama yetkisini kabul ettiği AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10. maddesinin 2. paragrafı saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen "bilgi" ve "fikirler" için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM'e göre ifade özgürlüğü, yokluğu halinde "demokratik bir toplum"dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir. Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslar arası mevzuatlarda yer almaktadır. Nitekim Anayasa'nın 26. maddesinde koruma altına alınan ifade özgürlüğü, aynı maddenin 2. fıkrasında belirtilen sebeplerle sınırlandırılabilir. Dolayısıyla anılan madde ile Anayasanın 13. maddesine göre, ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamalar ancak kanunla yapılabilir ve demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı gibi hak ve özgürlüklerin özlerine de dokunamaz. Siyasetçilere yönelik eleştirilerin izin verilen sınırlarının özel kişilere nazaran daha geniş olduğu gerek iç hukukumuzda gerekse uluslararası mahkeme kararlarında yerleşmiş bir ilkedir. Bu ilkenin gerekçesi, siyasetçilerin, özel kişilerden farklı olarak, gazetecilerin ve halkın yakın denetimine açık olan, kamuoyuna mal olmuş kişi haline gelmeyi bilerek tercih etmeleridir. Açıklamalar ışığında, somut olayda; sanığın konuşmasına konu sözlerin, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve ağır eleştiri olduğu dolayısıyla Cumhurbaşkanına hakaret suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı düşünülmeden, sanığın beraati yerine mahkumiyet kararı verilmesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafiilerin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Sakarya 11. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,16.02.2026 tarihinde karar verildi.

Aynı daire, ortak hukuki konular ve karar tarihleri dikkate alınarak eşleştirildi.

6 karar
Yargıtay 4. Ceza Dairesi

E. 2023/7997, K. 2026/560

Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla yargılanan sanığın eyleminin, ifade özgürlüğü kapsamında siyasi ve ağır eleştiri niteliğinde olduğu, hakaret suçunun unsurlarını taşımadığı gerekçesiyle mahkumiyet kararının bozulması...

Kararı incele
Yargıtay 4. Ceza Dairesi

E. 2023/16741, K. 2026/2358

Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla yapılan yargılamada, sanığın paylaşımlarının ifade özgürlüğü kapsamında siyasi eleştiri niteliğinde olduğu ve ayrıca suça konu paylaşımların sanık tarafından sahiplenilmediği/delillen...

Kararı incele
Yargıtay 4. Ceza Dairesi

E. 2023/15194, K. 2026/1695

Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla yargılanan sanığın eyleminin, ifade özgürlüğü kapsamında siyasi ağır eleştiri niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarını oluşturmadığı gerekçesiyle yerel mahkeme kararının bozu...

Kararı incele
Yargıtay 4. Ceza Dairesi

E. 2023/14927, K. 2026/1694

Cumhurbaşkanına hakaret suçlamasıyla yargılanan sanığın sosyal medya paylaşımlarının, ifade özgürlüğü kapsamında siyasi ağır eleştiri niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarını oluşturmadığı gerekçesiyle yerel mah...

Kararı incele

Araştırmanızı Derinleştirin

Ücretsiz hesap oluşturarak kararları favorilerinize ekleyebilir, PDF olarak indirebilirsiniz.

İlgili Kanun Maddeleri

Bu kararda uygulanan mevzuat

m.299

Türk Ceza Kanunu

Cumhurbaşkanına hakaret

Madde 299 (1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) (Deği...

m.302

Ceza Muhakemesi Kanunu

Temyiz isteminin esastan reddi veya hükmün bozulması

Madde 302 – (1) Bölge adliye mahkemesinin temyiz olunan hükmünün Yargıtayca hukuka uygun bulunması hâlinde temyiz istem...

m.299

Ceza Muhakemesi Kanunu

Duruşmalı inceleme

Madde 299 – (1) On yıl veya daha fazla hapis cezasına ilişkin hükümlerde, Yargıtay, incelemelerini uygun görmesi halind...

İlgili Kanunlar

Kararın dayandığı temel mevzuat

Etiketler

Kararın konu başlıkları

Cumhurbaşkanına Hakaret İfade Özgürlüğü Ağır Eleştiri Hukuka Aykırılık Bozma Kararı 5237_299 2709_26 2709_13 5271_302 5271_299