Kanun Yolu Mobil

Mevzuat ve Kararlar Cebinizde

Filtreler

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi
2024/10561

Yargıtay kararının tam metni, özeti ve ilgili kanun maddeleri ile birlikte

Dava No: 2024/3909
25.12.2024
4 İlgili Madde
🌟
AI Analizi

Önemli Emsal İçtihat

Yol Gösterici Karar

"Karar, TMK 1007 kapsamında açılan tazminat davalarında 'gerçek zarar' ve 'tapu sicilinin hatalı tutulması' kavramlarını, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12. maddesindeki hak düşürücü süreler ve mülkiyetin kazanılması şartları ile birleştirerek detaylı bir hukuki değerlendirme sunmaktadır. Özellikle tapu iptal tescil davası açılmamış ve mülkiyet hakkı doğurmayan kayıtların tazminata konu edilemeyeceğine dair emsal bir yaklaşım sergileyerek, bu tür davalarda usuli eksikliklerin (kadastro süresi ve tapu uyumu) nasıl değerlendirileceğine dair rehberlik etmektedir."

Karar Özeti

İçtihat Metninin Özeti (Önemli Noktalar)

Davacı, tapu kaydına dayanarak 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 1007. maddesi uyarınca tazminat talebinde bulunmuştur. Yapılan incelemede, dava konusu taşınmazların kadastro tespitine karşı 3402 sayılı Kanun'un 12/3 maddesinde öngörülen hak düşürücü süre içerisinde itiraz edilmediği ve tapu iptal tescil davası açılmadığı tespit edilmiştir. Ayrıca, davacının dayandığı tapu kayıtlarının dava konusu parsellere uyduğunun somut delillerle ispatlanamadığı anlaşılmıştır. Mülkiyet hakkı kazandırmayan geçersiz tapu kayıtlarına dayanarak tazminat talep edilemeyeceği gerekçesiyle yerel mahkemece davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi hatalı bulunarak Bölge Adliye Mahkemesi kararı kaldırılmış ve İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

Karar Metni

Yargıtay kararının tam metni

5. Hukuk Dairesi         2024/3909 E.  ,  2024/10561 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/2496 Esas, 2022/2236 Karar DAVA TARİHİ : 20.06.2017 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Siirt 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/288 Esas, 2021/352 Karar Taraflar arasındaki uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yeniden yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Siirt ili, ..., Bayraktepe Mahallesi 101 ada 1 parsel ve 107 ada 8 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitinin kesinleşmesi nedeniyle orman vasfıyla ... adına tescil edildiğini kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: öncelikle zamanaşımı def'inde bulunduklarını, talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığından ve dava yasal süresi içerisinde açılmadığından öncelikle bu hususun, ayrıca dava şartlarının gözetilmesini talep ettiklerini, dava konusu uyuşmazlıkta İdare Mahkemesinin görevli olduğunu, idari eylem, işlem ve sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların idari yargının görev alanına girmekte olduğunu, Orman vasfıyla Hazine adına tescil edilen davalarda husumetin Orman Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhine yöneltilmesi gerekirken, davanın sadece Maliye Hazinesine açılmış olduğunu, Orman Genel Müdürlüğünün de davada taraf olması gerekirken yalnızca Maliye Hazinesine husumet yöneltilmesinin hatalı olduğunu, esasa ilişkin olarak da davacının tazminat, faiz ve fazlaya ilişkin talebinin de hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafından dava konusu edilen taşınmazlara ilişkin öncelikle kadastro tespit tutanağına süresi içerisinde itiraz edilmediği gibi tapu iptali ve tescil davasının da açılmadığını, davacının davasını kabul etmemekle birlikte davacı tarafından bu taleplerde bulunulabilmesi için davacı tarafından öncelikle tespite itiraz veya tapu iptali ve tescili davası açma yoluna gidilmesi gerektiğini, davacının belirtmiş olduğu taşınmaz ile orman olarak tespit ve tescili yapılan taşınmazın aynı yer olduğu tespit edildikten sonra yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde bu şerlerin orman olduğu tespit edilirse ve bu nedenle davacının tapu iptali ve tescil davası reddedilirse ancak bundan sonra 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca taşınmaz bedelinin tazmini için bir tazminat davası açılabileceğini, bu nedenle açılan tazminat davasının kanuna aykırı olduğunu belirterek, davanın öncelikle usulden mahkeme aksi kanaat halinde ise esastan reddine, yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne 481.186,02 TL’nin 1.000,00 TL’sinin dava tarihi olan 20.06.2017 tarihinden itibaren, kalan 480.186,02 TL’sinin ıslah tarihi olan 25.10.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, husumetin Orman Genel Müdürlüğü ve Tapu Sicil Müdürlüğüne yöneltilmesi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının öncelikle tespite itiraz etmesi ve tapu iptal tescil davası açması gerektiğini, tazminat talep şartlarının oluşmadığını, benzer bir dava da Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin davayı reddettiğini, dosyanın Yargıtay'da olduğunu, bilirkişi raporunun hatalı ve çelişkili olduğunu, kapitalizasyon faizinin % 6 alınması gerektiğini, ihmal ve kusurlarının olmadığını, usuli kazanılmış haklarının gözetilmediğini, bu nedenle yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kaldırma kararındaki eksikliklerin yerel mahkemece giderildiği, davalının zamanaşımı ve husumet itirazları kaldırma kararında değerlendirildiğinden yeniden değerlendirilemeyeceği, oluşan zarardan davalı Hazinenin kusursuz sorumluluk gereği sorumlu olduğu, bilirkişi raporlarının dosya kapsamına göre yerinde olduğunu, kapitalizasyon faizinin % 6 alı
nmasında bir hatanın bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul, kanun ve dosya kapsamına uygun olduğu, kamu düzenini ilgilendiren başkaca bir aykırılık da tespit edilemediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın husumet nedeniyle reddinin gerektiğini, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 72 nci maddesinin birinci maddesi uyarınca haksız fiil zaman aşımı 2 yıl olup 20.06.2017 olması karşısında 2 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, davacının davasını kabul etmemekle birlikte; davacı tarafından bu taleplerde bulunulabilmesi için öncelikle tespite itiraz veya tapu iptal ve tescili davası açılması gerektiğini, mahkemece yapılan incelemede dava konusu taşınmazın davacı tarafından ne şekilde iktisap edildiğinin araştırılmadığını, dayanak tapuların kadastro çalışmaları esnasında başka parsellere revizyon görüp görmediği kadastro müdürlüğünden sorulmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava konusu taşınmazın bir kısmının ağaçlık olduğu değerlendirilmiş, ancak buğday ve mercimek tarımı yapıldığı varsayılarak hesaplama yapıldığını, değerlendirme yapılan kısım boş değil ağaçlık olduğunu, kapitalizasyon faiz oranının ise tarım arazisiymiş gibi %6 olarak değerlendirilmesinin doğru olmadığını belirterek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesinin birinci fıkrası. 3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir. 4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir. 5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Davacının eski tapu kaydına dayanarak tazminat isteminde bulunduğu taşınmazların kadastro tespitine 30 günlük askı ilan süresinde Kadastro Mahkemesine itiraz olunmadığı ve kadastro tespitinin 101 ada 1 parsel sayılı yönünden 12.03.2009 tarihinde kesinleşerek orman niteliği ile Hazine adına tescil edildiği, 107 ada 8 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise tespitin kesinleşmesiyle 24.01.2009 tarihinde ham toprak niteliği ile Hazine adına tescil edildiği, her iki taşınmaza ilişkin 3402 sayılı Kanun'un 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca öngörülen süre içinde Tapu İptal ve Tescil Davası açılmadığı anlaşılmıştır. Bunun yanı sıra davacının dayandığı tapu kayıtlarının 101 ada 1 parsel ve 107 ada 8 parsellere uyduğu da somut delillerle ispatlanamadığına göre malikine mülkiyet hakkı kazandırmayan tapu kayıtlarına dayanarak ayni hakkın kaybedildiğinden bahisle tazminat istenemeyeceğinden davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Üyelik

Araştırmanızı Derinleştirin

Ücretsiz hesap oluşturarak kararları favorilerinize ekleyebilir, PDF olarak indirebilirsiniz.

İlgili Kanun Maddeleri

Bu kararla ilgili kanun maddeleri ve bağlantıları

1007

Türk Medeni Kanunu - 2. Sorumluluk

Madde 1007- Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bu...

12

KADASTRO KANUNU - Kadastro tutanaklarının kesinleşmesi ve hak düşürücü süre

Madde 12 – 30 günlük ilan süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kadastro tutanaklarına ait sınırlandırma ve tespitler k...

369

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU - Temyiz incelemesi ve duruşma

MADDE 369- (1) Yargıtay, tarafların ileri sürdükleri temyiz sebepleriyle bağlı olmayıp, kanunun açık hükmüne aykırı gör...

371

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU - Bozma sebepleri

MADDE 371- (1) Yargıtay, aşağıda belirtilen sebeplerden dolayı gerekçe göstererek temyiz olunan kararı kısmen veya tama...

İlgili Kanunlar

Bu kararla ilgili kanunlar ve bağlantıları

Etiketler

Bu kararın konu başlıkları ve anahtar kelimeleri

TMK 1007 Devletin Sorumluluğu Tazminat Davası Kadastro Kanunu 12. Madde Tapu İptal ve Tescil 4721_1007 3402_12 6100_369 6100_371