Kanun Yolu Mobil

Mevzuat ve Kararlar Cebinizde

Filtreler

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi
2024/10707

Yargıtay kararının tam metni, özeti ve ilgili kanun maddeleri ile birlikte

Dava No: 2024/3091
26.12.2024
6 İlgili Madde
⚖️
AI Analizi

Standart Uygulama Kararı

Yerleşik İçtihat

"Karar, Yargıtay'ın 4721 sayılı TMK 1007. madde kapsamındaki yerleşik içtihatlarını (Devletin kusursuz sorumluluğu, gerçek zarar hesabı, arazi/arsa vasfına göre değerleme yöntemleri) uygulamaktadır. Mevcut hukuk düzeninde yerleşik bir içtihadı tekrarlamakta ve uygulamaktadır; yeni bir hukuki boşluğu doldurmamakta veya içtihat değişikliğine gitmemektedir."

Karar Özeti

İçtihat Metninin Özeti (Önemli Noktalar)

3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22/A maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda taşınmaz yüzölçümünün azalması nedeniyle uğranılan zararın, 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 1007. maddesi kapsamında Devletin kusursuz sorumluluğu ilkesi gereği tazmini talebine ilişkin davada; taşınmazın mükerrer kadastro sonucu alan kaybına uğradığı, bu durumun Devletin tapu sicilini tutma sorumluluğundan kaynaklandığı ve davacının gerçek zararının tazmin edilmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.

Karar Metni

Yargıtay kararının tam metni

5. Hukuk Dairesi         2024/3091 E.  ,  2024/10707 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/22 Esas, 2024/66 Karar DAVA TARİHİ : 12.03.2021 KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Afyonkarahisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/538 Esas, 2023/415 Karar Taraflar arasındaki 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun(3402 sayılı Kanun) 22/A maddesi gereği tapu kaydındaki yüzölçümün azalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Afyonkarahisar ili, ..., Sipsin (Çayırbağ) köyü 2857 parsel sayılı 15.563,00 m² yüzölçümlü, 2858 parsel sayılı 15.063,00 m² yüzölçümlü, 2859 parsel sayılı 13.188,00 m² yüzölçümlü taşınmazlarda malik iken, Kadastro Müdürlüğü tarafından yapılan düzeltme çalışmaları sonucu müvekkilin hissedar olduğu taşınmazların 3402 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca yapılan çalışmada sırasıyla 227 ada 173 parsel, 227 ada 174 parsel ve 227 ada 175 parsel olarak düzeltildiğini, yüzölçümlerinin sırasıyla 4.969,43 m², 6.796,29 m² ve 11.468,31 m²ye düşürüldüğünü, yenileme kadastrosu nedeniyle oluşan eksikliğin tazmin edilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; arazi kadastro çalışmaları sırasında tespit ve tescile tâbi tutulan gayrimenkullerin 3402 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca yapılan uygulama ile yüzölçümü azalmış ise azalma komşu parsellere bir kaymadan kaynaklanıyorsa kadastro işlemi yararına olan kişi ya da kişiler hasım gösterilerek tapu iptali davası açılması gerektiği gözetilerek öncelikle komşu parsellere kayma hususunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini, uygulama kadastrosu sırasında gayrimenkulün çapında bir değişiklik olup olmadığı tespit edilip çapında bir değişiklik olmamasına rağmen miktarında hesap hatası ya da kullanılan yöntemin, ölçü tekniğinin farklılığı gibi sebeplerle azalma meydana gelip gelmediği tespit edilmesi gerektiğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taleple bağlı kalınarak davanın kabulüne ve tespit edilen bedelin yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; komşu parsellere bir kayma olup olmadığı ve varsa bu parsel malikleri hasım gösterilerek tapu iptali ve tescil davası açılması gerekirken eksilmenin kaynağını tespit edecek şekilde yeterli araştırma yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak karar verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu 2857, 2858, 2859 parsel sayılı taşınmazların sınırlarının batı tarafta uygulama haritasına göre Kumartaş (...) 154 ada 38 parsel sayılı davalı kurum adına tescilli taşınmaza taşkın olması, Çayırbağ Belediyesinde yapılan 22/a uygulaması sırasında taşkın kısımların mükerrer tapu olması ve Kumartaş (...) Mahallesinin kadastrosunun daha önce yapılması sebebiyle mükerrer kısımların alanları düşülerek, iş bu dava tarihindeki yüzölçümleri üzerinden tapuya kayıt ve tescil edildiği ve bu sebeple taşınmazların yüzölçümlerinde değişiklik meydana geldiği, askı ilan süresinde Kadastro Mahkemesine dava açılmaması sebebiyle kadastro tutanaklarının 12.03.2020 tarihinde kesinleştiği görülmüş olup UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede davacı tarafından komşu parsel maliklerine karşı tapu iptal ve tescil davası açılmadığı anlaşılmakla, arazi niteliğindeki taşınmaza gelir metodu kullanılmak sureti ile değer biçilmesinde ve gerçek zarar hesabı yapılarak hakkaniyet indirimi uygulanmaması doğru olup % 4 kapitalizasyon faiz oranı alınmak suretiyle hesap yapılmasında ve İlk Derece Mahkemesinin hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz itirazında bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri 2. 4721 sayılı Kanun’un “Sorumluluk” başlıklı 1007 nci maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.” 3.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir. 4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir. 5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; dava konusu Sipsin(Çayırbağ) köyü 2857,2858 ve 2859 parsel sayılı taşınmazların evveliyatında 1960 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında sırasıyla 15.563,00 m², 15.063,00 m² ve 13.188,00 m² alanlı olarak dava dışı kişiler adına tapuya tescil edildiği, 2005, 2006 ve 2007 yıllarında üzerinde kısıtlayıcı herhangi bir şerh olmaksızın satış yoluyla davacıya geçtiği, 17.01.2020 tarihinde yapılan 3402 sayılı Kanun'un 22 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uygulamasıyla 2857 parselin Çayırbağ/Uğur Mahallesi 227 ada 173 parsel numarası ile 4.969,43 m², 2858 parselin Çayırbağ/Uğur Mahallesi 227 ada 174 parsel numarası ile 6.796,29 m² ve 2859 parselin Çayırbağ/Uğur Mahallesi 227 ada 175 parsel numarası ile 11.468,31 m² olarak tescil edildiği, uygulama kadastrosunun 17.03.2020-16.04.2020 tarihleri arasında ilan edildiği, davacının askı ilan süresi içinde dava açmaması nedeniyle (Covid -19 nedeniyle sürelerin durması da dikkate alınarak) 17.07.2020 tarihinde kesinleştiği, dava konusu taşınmazların yüzölçümünde toplam 20.579,97 m² azalma meydana geldiği, Mahkemece yapılan inceleme ve keşif sonrası düzenlenen 14.07.2023 tarihli fen bilirkişi raporunda; “dava konusu taşınmazlar ile ... Mahallesi eski 2077 parsele (yenileme sonucunda 154 ada 38 parsele) ait ilk tesis kadastro paftası üst üste çakıştırıldığında parsellerin kısmen üst üste bindiği, ... Mahallesinin kadastro çalışmalarının 1959 yılında yapıldığı, dava konusu taşınmazların bulunduğu Çayırbağ Kasabasının ise 1960 yılında yapıldığı, ... Mahallesinin Kadastro çalışmalarının daha önce olmasından ve Çayırbağ Kasabası 0 ada 2857, 2858, 2859 parsellerinin bir kısmının mükerrer olarak kadastrosunun yapılmasından dolayı, mükerrer kısımların iptali ile taşınmazların çapında değişiklik meydana geldiği, 3402 sayılı Kanun'un 22 inci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uygulaması sırasında dava konusu taşınmazların sınırı ve yüzölçümünde düzeltme yapılarak tespit yapıldığı, askı ilanı sürecinde itiraz olmaması nedeniyle kesinleşerek tapuya tescil edildiği” belirtilmekle eldeki davanın 12.03.2021 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşılmaktadır. 3. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesinde ve dosya kapsamına göre dava konusu taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi yerindedir. 4.Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı öncesi İlk Derece Mahkemesince verilen ilk karar davacı tarafından istinaf edilmediğinden, davalı Hazine lehine oluşan 6100 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinden kaynaklanan taleple bağlılık ve aleyhe hüküm verme yasağı ilkesi gözetilerek kaldırma kararı öncesi bedele hükmedilmesi gerekirken, kaldırma kararı sonrası alınan bilirkişi raporunun hükme elverişli olduğu belirtilip taleple bağlı kalınarak karar verilmesi sonucu itibarıyla doğrudur. 5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Üyelik

Araştırmanızı Derinleştirin

Ücretsiz hesap oluşturarak kararları favorilerinize ekleyebilir, PDF olarak indirebilirsiniz.

İlgili Kanun Maddeleri

Bu kararla ilgili kanun maddeleri ve bağlantıları

22

KADASTRO KANUNU - Evvelce kadastrosu yapılan yerler

Madde 22 – (Değişik:22/2/2005 – 5304/6 md.) Evvelce tespit, tescil veya sınırlandırma suretiyle kadastro veya tapulaması...

1007

Türk Medeni Kanunu - 2. Sorumluluk

Madde 1007- Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur. Devlet, zararın doğmasında kusuru bu...

369

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU - Temyiz incelemesi ve duruşma

MADDE 369- (1) Yargıtay, tarafların ileri sürdükleri temyiz sebepleriyle bağlı olmayıp, kanunun açık hükmüne aykırı gör...

370

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU - Onama kararları

MADDE 370- (1) Yargıtay, onama kararında, onadığı kararın hukuk kurallarına uygunluk gerekçesini göstermek zorundadır....

371

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU - Bozma sebepleri

MADDE 371- (1) Yargıtay, aşağıda belirtilen sebeplerden dolayı gerekçe göstererek temyiz olunan kararı kısmen veya tama...

26

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU - Taleple bağlılık ilkesi

MADDE 26- (1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma...

İlgili Kanunlar

Bu kararla ilgili kanunlar ve bağlantıları

Etiketler

Bu kararın konu başlıkları ve anahtar kelimeleri

tapu iptali uygulama kadastrosu devletin sorumluluğu tazminat mükerrer kadastro 3402_22 4721_1007 6100_369 6100_370 6100_371 6100_26