5. Hukuk Dairesi 2024/4615 E. , 2024/10718 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/524 Esas, 2023/1014 Karar
DAVA TARİHİ : 15.10.2018
KARAR : Usulden ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, birleştirilen dava kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı asıl dosya davacıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacılar Gülpa Pazarlama Dış Ticaret Anonim Şirketi ve ... asıl dava dilekçesinde özetle; dava konusu Yalova ili, ..., Çavuşçiftliği köyü 530 parsel sayılı taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiğini, 1/2 hisse ile malik olan ... hakkında açılan icra takibine istinaden taşınmaz üzerindeki hacze ilişkin, icra mahkemesinden alınan yetki ile taşınmaz malikinin borcuna karşılık uğradıkları zararın tazminini talep etmişlerdir.
2. Davacı ... birleştirilen dosyanın dava dilekçesinde özetle; maliki olduğu Yalova ili ..., Çavuşçiftliği köyü 530 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunda iptal edildiğini ve taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiğini, bu durumun mülkiyet hakkını ihlâl ettiğini belirterek müvekkilinin uğradığı zararın tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; idari başvurular yapılmadan davaların açıldığını, hukuki değerini yitirmiş tapuya dayanarak tazminat talep edilemeyeceği gibi zamanaşımının da dolduğunu, Hazinenin kusurlu ya da kusursuz sorumluluğunun olmadığını belirterek asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 12.07.2021 tarihli ve 2018/438 Esas, 2021/684 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulü ile taşınmaz bedelinin iptal edilen tapu kaydının kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte Maliye Hazinesinden tahsili ile asıl ve birleştirilen dosya davacılarına ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin 12.07.2021 tarihli ve 2018/438 Esas, 2021/684 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 08.06.2022 tarihli ve 2022/129 Esas, 2022/1470 Karar sayılı kararı ile dava konusu taşınmazın belediyeden gelen yazı cevabı ve parsel sorgu sistemindeki konumu değerlendirildiğinde arsa niteliğinde kabul edilerek, tespit edilen bedelin tapu iptali ve tescil davasının kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinin doğru olduğunu, bu hususta davalı ... vekilinin istinaf sebebi olarak ileri sürdüğü hususların yerinde görülmediğini, böylece mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda, birleştirilen dava yönünden; arsa niteliğindeki taşınmaza emsal incelemesi yapılarak değer biçilmesi ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı ... Hazinesinden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden onanmasına, buna karşın asıl dava davacıları yönünden yapılan incelemede, Gülpa Pazarlama ve Dış Ticaret Anonim Şirketi ve ... tarafından dava konusu taşınmazın maliki ...’nın payına 27.03.2014 tarihinde haciz konulduğunu, dava konusu taşınmazın tapusunun orman vasfıyla iptal edilerek Maliye Hazinesine tescili neticesinde, ... payına konulan hacizlerin hükümsüz hale geldiğini, bunun üzerine Adana 14. İcra Dairesinin 2014/2745 Esas sayılı dosyasına istinaden 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 120 nci maddesinin ikinci fıkrasına istinaden alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere dava açması yönünde yetki verilerek 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesine dayanarak açılan tazminat davasında, borçlunun 3. kişilerdeki (örneğin kira alacağı, işçi ve memurların ücret alacakları, banka teminat mektuplarından doğan alacak vb.) müstakbel alacaklarının haczi 2004 sayılı Kanun'un 355 inci ve 356 ncı madde hükümlerine tabi olarak mümkün olmakla birlikte, (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.02.2019 tarihli ve 2017/369 Esas, 2019/130 Karar) borçlunun 1007 nci maddesi gereğince açacağı dava sonucu Maliye Hazinesinden alacağının müstakbel alacak niteliğinde olup olmadığı ve 2004 sayılı Kanun’un 120 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında ‘‘ödeme yerine alacakların devri’’ne ilişkin, borçlunun 3.
kişideki alacağının tahsili amacıyla dava açabilmesi için alacaklılarının muvafakatinin alınmasının gerekliliği gözetildiğinde, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi kapsamındaki tazminat alacağının niteliği ile 2004 sayılı Kanun’un 120 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında davacı alacaklıların dava açma yetkisinin değerlendirilerek sonucuna hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi hatalı olduğundan kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, birleştirilen dava kesinleştiğinden bu hususta yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Asıl davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; alacağın müstakbel alacak olarak nitelenip icradan yetki belgesi alınarak dava açılabileceği kanaatinin yerinde olduğunu, ancak 2004 sayılı Kanun'un 120 nci maddesi bağlamında bozma doğrultusunda araştırma yapılmadığını, dava tarihi itibarıyla başka hacizler olup olmadığının araştırılmadığını, dava tarihi itibarıyla dava konusu taşınmazın tapu kaydı iptal edilmiş olup tüm hacizlerin ortadan kalktığını ve müstakbel alacakla alakalı yalnızca eldeki dosyada Hazine aleyhine haczin olması nedeniyle muvafakatinin söz konusu olmayacağını, hacizlerin devam edip etmediği hususu araştırılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, uzun yıllardır devam eden davanın tamamlanabilir bir husustan reddine karar verilmesinin müvekkillerinin mağduriyetine sebebiyet verdiğini ileri sürülerek temyiz isteminde bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 4721 sayılı Kanun’un “Sorumluluk” başlıklı 1007 nci maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur.”
3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
4. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
5. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden
6. 2004 sayılı Kanun'un “Ödeme yerine alacakların devri’’ başlıklı 120 nci maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre, asıl davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
3. Mahkemece bozma ilamına uyulmuşsa da bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; 2004 sayılı Kanun’un 120 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamındaki ‘‘ödeme yerine alacakların devri’’nde borçlunun 3. kişideki alacağının tahsili amacıyla dava açabilmesi için alacaklılarının muvafakatinin alınmasının gerekliliği gözetildiğinde, 2004 sayılı Kanun’un 120 nci maddesinin ikinci fıkrası kapsamında davacı alacaklıların dava açma yetkisine ilişkin yetki belgesinin iptali istemi ile açılan bir davanın bulunup bulunmadığı araştırılarak açılmış bir dava yoksa işin esasına girilerek tazminata hükmedilmesi, aksi halde dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Asıl dava davacıları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Asıl davada davacılardan peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde iadesine, 26.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.