5. Hukuk Dairesi 2024/4115 E. , 2024/9470 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/61 Esas, 2023/111 Karar
DAVA TARİHİ : 15.05.2013
KARAR : Ret
Taraflar arasındaki tapu iptal tescil mümkün olmadığı takdirde tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda Yargıtay 1. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin murisi ... ...'nun 27.06.2012 tarihinde vefat ettiğini mirasçıları olarak kızı ... ile eşi Şule ...'nun kaldığını, hastalığın ve kaybın travmasını yaşarken davalıların 26.07.2012 tarihinde yani vefattan 1 ay sonra satış gerçekleştirmiş olduğunu öğrendiklerini, davalılardan ...'in ... Tapu Sicil Müdürlüğünde görevli iken, Susuz Tapu Müdürlüğüne tayin edilmesinin hemen akabinde, davaya konu 21 adet taşınmazın satış işlemi için ... Tapu Sicil Müdürlüğüne yetki verdiğini, ... Tapu Sicil Müdürlüğünde görevli ... ile ...'ın, abla davalı Birsen Halıcı'nın vekaletine istinaden müvekkilinin murisi ... ...'nun hissedarı bulunduğu 21 adet taşınmazdaki hisselerine isabet eden 14.864,00 m² miktarlı taşınmazların tamamının toplam 645,00 TL gibi komik bir bedelle ağabey davalı ... adına tescil ettirdiğini, vekil eden murisin hayatını kaybetmesinden 1 ay sonra vekâletnname kullanılmak suretiyle ... adına yapılan temlikin yolsuz tescil olduğunu ve ...'nun ilk el konumunda olması sebebiyle yapılan temlikin hukuki bir dayanağının bulunmadığının açık olduğunu belirterek dava konusu Kars Susuz Çamçavuş köyü 104 ada 29 parsel, 105 ada 29 parsel, 105 ada 33 parsel, 105 ada 37 parsel, 109 ada 5 parsel, 110 ada 6 parsel, 110 ada 7 parsel, 110 ada 11 parsel, 110 ada 12 parsel, 111 ada 2 parsel, 112 ada 4 parsel, 113 ada 6 parsel, 113 ada 26 parsel, 118 ada 7 parsel, 120 ada 4 parsel, 128 ada 48 parsel, 133 ada 7 parsel, 133 ada 46 parsel, 155 ada 7 parsel, 135 ada 39 parsel, 141 ada 9 parsel sayılı taşınmazların; davalı ... adına yapılan tapunun iptali ile mirasçı müvekkili ... adına tesciline karar verilmesini, müvekkili adına tescilinin mümkün olmaması halinde, belinlenecek tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 10.06.2014 tarihli ve 2013/308 Esas, 2014/339 Karar sayılı kararı ile tapu iptal tescil isteminin kısmen kabulüne, tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
Mahkemenin 10.06.2014 tarihli ve 2013/308 Esas, 2014/339 Karar sayılı Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; davacı Şule'nin istemde bulunduğu 135 ada 7 ile 118 ada 82 parsel sayılı taşınmazlar yönünden de araştırma yapılıp toplanan delillere göre olumlu olumsuz bir hüküm kurulması gerekirken anılan hususun gözardı edilmiş olması doğru olmadığından kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
Mahkemenin 29.03.2018 tarihli ve 2017/547 Esas, 2018/353 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
C. İkinci Bozma Kararı
Mahkemesinin 29.03.2018 tarihli ve 2017/547 Esas, 2018/353 Karar kararına karşı süresi içinde davacı vekili, müdahil vekili ve davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay 1. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; mahkemece kısa kararın 3. fıkrasında ''Sair hususların gerekçeli kararda açıklanmasına'' şeklinde hüküm kurulduktan sonra, gerekçeli kararın 3. fıkrasında ''Asli müdahilin Kars ili Susuz ilçesi Çamçavuş köyü 135 ada 7 parsel ve 118 ada 82 parsellere yönelik talebinin reddine'' hükmedilmek suretiyle kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratıldığından kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar
Yargıtay 1.
Hukuk Dairesinin yukarıda belirtilen bozma kararında sonra Mahkemece tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin talep yönünden tefrik kararı verilmiş ve eldeki dosyada yargılamaya devam edilmiş ve davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; terditli istemli davada tazminat talebi bakımından tefrik kararı hatalı olup, tapu iptal tescil mümkün olmadığı takdirde tazminat istendiğini, asıl talep karara bağlanmadan feri talep hakkında karar verilmesi doğru olmadığını, ayrıca bozma ilamları öncesinde tazminat talebi hakkında karar verilmiş olduğundan bu hususta kesin hüküm söz konusu olup yeniden karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilerek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 rarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 439 uncu maddeleri.
2. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi.
3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
5. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosyada bulunan delil ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre, davalılara yöneltilen 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemi bakımından husumetin Hazineye yöneltilmesi zorunlu olup davalıların taraf sıfatı (pasif husumeti) bulunmadığı kanaati ile davanın reddine dair verilen karar yerindedir.
3. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmış olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine.03.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.