Kanun Yolu Mobil

Mevzuat ve Kararlar Cebinizde

Filtreler

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
2024/578

Yargıtay kararının tam metni, özeti ve ilgili kanun maddeleri ile birlikte

Dava No: 2023/666
27.11.2024
1 İlgili Madde

Karar Özeti

İçtihat Metninin Özeti (Önemli Noktalar)

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, önceki kararda yer almayan yeni gerekçelerle (dava tarihi itibarıyla inceleme yapılması) kurulması nedeniyle 'direnme' değil 'yeni hüküm' niteliğinde olduğuna ve temyiz incelemesinin Yargıtay ilgili Hukuk Dairesi tarafından yapılması gerektiğine karar verilmiştir.

Karar Metni

Yargıtay kararının tam metni

Hukuk Genel Kurulu         2023/666 E.  ,  2024/578 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/840 E., 2022/1099 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne ÖZEL DAİRE KARARI : Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 07.02.2022 tarihli ve 2021/10929 Esas, 2022/1397 Karar sayılı BOZMA kararı Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir. Direnme kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalı olan müvekkilinin 01.01.1978 tarihinden itibaren aralıklı devam eden ve en son 3,5 yıl 4/1-a kapsamında geçen hizmeti nedeniyle 30.03.2015 tarihinde tahsis talebinde bulunduğunu ancak 30.11.2004 tarihinden itibaren ziraat odası kaydı bulunmadığı ve tarımsal faaliyetini bıraktığından bahisle Bağ-Kur hizmetinin iptal edildiği bildirilerek tahsis talebinin reddedildiğini, müvekkilinin 4/1-a kapsamında çalışmaya başladığı tarihe kadar tarımla iştigal ettiğini ve primlerini ödediğini ileri sürerek 30.11.2004 tarihinden itibaren 4/1-a kapsamındaki çalışmasına kadar geçen sürede 2926 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, bu talebi yerinde görülmediği takdirde bu tarihler arasında isteğe bağlı sigortalı sayılmasına ve 2015 yılı Nisan ayından itibaren 4/1-a kapsamında yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep etmiş, 29.02.2016 tarihli beyan dilekçesi ile müvekkilinin 4/a kapsamında sigortalı olarak 19.10.2012 tarihinde çalışmaya başladığını belirterek bu tarihe kadar geçen sürenin 2926 sayılı yasa kapsamında zorunlu Bağ Kur sigortalısı olarak tespitini, talebi yerinde görülmediği takdirde bu tarihler arasında isteğe bağlı sigortalı sayılmasına ve 2015 yılı Nisan ayından itibaren 4/1-a kapsamında yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini talep ettiklerini belirtmiştir. II. CEVAP Davalı ... (SGK/Kurum) vekili; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 31.01.2018 tarihli ve 2015/792 Esas, 2018/58 Karar sayılı kararı ile; davacı adına kayıtlı 6 adet tarla bulunduğu, köy muhtarının bildiriminden davacının 28.05.2005 tarihinde tarımsal faaliyetinin sona erdiğinin anlaşıldığı, tanık anlatımlarının da bu hususu doğruladığı, bu nedenle 01.04.2001 tarihinden 28.05.2005 tarihine kadar primlerini düzenli ödediğinden 2926 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı sayılması gerektiği, Kurumun 10.07.2017 tarihli yazısında davacının isteğe bağlı sigortalılığının 22.06.2005 tarihinde başlatılması ve bu tarihten sonra prim ödemelerini isteğe bağlı olarak değerlendirilmesi hâlinde 4 yıl 9 ay 27 gün (1737 gün) hizmetinin olacağının bildirildiği, sigorta başlangıç tarihi 02.01.1978 olan davacının 506 sayılı Kanun kapsamında 1702 gün, 2926 sayılı Yasa kapsamında 1801 gün zorunlu ve 1737 gün isteğe bağlı olmak üzere toplam 5240 gün hizmetinin bulunduğu, 30.03.2015 tarihli tahsis talebi itibariyle 54 yaşında olan davacının 25 yıldan fazla sigortalılık süresi, 5000 günden fazla prim ödemesinin bulunduğu son yedi yıllık fiili sigortalılık süresi içerisindeki hizmetinin çoğunun 1264 gün ile 4/1-a kapsamında geçtiği gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının 01.12.2004-28.05.2005 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında zorunlu, 22.06.2005-31.08.2005, 01.01.2006-30.09.2009, 01.11.2009-30.11.2009, 01.01.2010-11.02.2010, 02.03.2010-10.03.2010, 04.04.2015-30.11.2015 tarihleri arasında 4 yıl 9 ay 27 gün isteğe bağlı sigortalı olduğunun ve 5510 sayılı Kanunun 4/1-a maddesi kapsamında 30.03.2015 tarihli tahsis talep tarihini takip eden ay başı olan 01.04.2015 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 26.12.2018 tarihli ve 2018/874 Esas, 2018/2200 Karar sayılı kararı ile; davacının talebi 30.11.2004-19.10.2012 tarihlerine yönelik olsa da hizmet cetvellerinden davacının 01.05.2004-11.02.2010 tarihleri arasındaki dönemde sigortalı olmadığının anlaşıldığı, davacının 14.01.2001 tarihinde başlayan tarım Bağ-Kur sigortalılığının giriş bildirgesine dayandığı, bu sigortalılığa ilişkin prim borçlarını süresinde ödediği, kolluk araştırması sonucu tutulan tutanağın da davacının tarımsal faaliyetini doğruladığı anlaşıldığından Kurumun 30.11.2004 tarihinden sonraki tarım Bağ-Kur sigortalılığını iptal etmesinin hatalı olduğu, davacının mevcut kayıtlar ve prim ödemelerine göre 01.12.2004-28.05.2005 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında zorunlu, 22.06.2005-10.03.2010 tarihleri arasında hükmedilen 4 yıl 1 ay 28 gün de isteğe bağlı sigortalı olduğunun tespitine ilişkin mahkeme kararının yerinde olduğu, ancak talep aşılarak 04.04.2015–30.11.2015 tarihleri arasında isteğe bağlı sigortalı olduğuna karar verilmesinin yerinde olmadığı, davacının 31.03.2015 tarihli tahsis talep tarihine kadar 1682 gün 506 sayılı Kanun, 1793 gün 2926 sayılı Kanun kapsamında ihtilafsız tarım Bağ-Kur sigortalılık süresinin bulunduğu, hüküm altına alınan 177 gün zorunlu, 1498 gün isteğe bağlı tarım sigortalılık süresi ile tahsis talep tarihine kadar toplam prim ödeme gün sayısının 5150 gün olduğu, son 7 yıl içerisindeki çalışmalarından 1274 günün 506 sayılı Kanun ve 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında olduğu, 4759 sayılı Kanun ile değişik 506 sayılı Kanun’un geçici 81/B-a maddesi uyarınca 25 yıl sigortalılık süresi, 5000 gün prim ödeme gün sayısı ve 44 yaş şartlarını tamamlamış olduğundan 01.04.2015 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığı, 08.06.2015–07.07.2015 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun'un 4/1-a maddesi kapsamında zorunlu sigortalı olarak çalışması yaşlılık aylığı kesilmesini gerektirmekte ise de bu çalışmasının Kurumun tahsis talebinin red kararından sonra olması ve tahsis talebinin varlığını devam ettirmesi karşısında bu dönem dışlanarak davacının yaşlılık aylığına hak kazandığının kabulünün hakkaniyete uygun olacağı, bu nedenle isteğe bağlı sigortalı olduğu dönem yönünden taleple bağlı kalınarak hüküm kurulması ve yaşlılık aylığı ile ilgili olarak tahsis talep tarihinden sonra ancak aylık bağlanmasından önceki çalışma dönemi dışlanarak hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne, davacının 01.12.2004-28.05.2005 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı, 22.06.2005-31.08.2005, 01.01.2006-30.09.2009, 01.11.2009-30.11.2009, 01.01.2010-11.02.2010, 02.03.2010-10.03.2010 tarihleri arasında 4 yıl 1 ay 28 gün isteğe bağlı sigortalı olduğunun, 506 sayılı Kanun’un geçici 81/B-a maddesi uyarınca davacının 31.03.2015 tarihli tahsis talep tarihini takip eden 01.04.2015 tarihinden itibaren davacıya yaşlılık aylığı bağlanması gerektiğinin, ancak 08.06.2015-07.07.2015 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanunun 4/1-a maddesi kapsamında zorunlu sigortalı olarak çalıştığı dönemde aylığının kesilmesi ve çalışmaların sona erdiği tarihi takip eden aybaşı olan 01.08.2015 tarihinde tekrar bağlanması gerektiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 11.02.2020 tarihli ve 2019/1634 Esas., 2020/1006 Karar sayılı kararı ile ; “…Somut olayda, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 10.Hukuk Dairesince davacının 20.11.2004 - 28.05.2005 tarihleri arasında tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğu kabul edilmiş ise de, davacının 30.11.2004 tarihinden sonra tarımsal faaliyetinin bulunmadığı dosya kapsamında belirgin olmakla birlikte, 30.11.2004 - 28.05.2005 arasında davacının ziraat odası kaydı bulunmamasına karşın, dava dışı Mustafa Buyruk’a ait 02.09.2002 - 28.02.2005 arasındaki ziraat odası kaydı davacıya maledilmek suretiyle davacının belirtilen tarihler arasında tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılması hatalıdır.
Bu nedenle, davacının 30.11.2004 tarihinden sonra 2926 sayılı Yasa kapsamında zorunlu sigortalılık koşullarını taşımaması nedeniyle, 30.11.2004 tarihinden sonra, 2926 sayılı Yasa kapsamında, 03.12.2004 tarihindeki ilk prim ödemesinden başlatılmak üzere davalı kurumdan primlerin isteğe bağlı olarak değerlendirilmesi istenerek, 03.12.2004 tarihinden ileri doğru ödenen primlerin ne kadar süre isteğe bağlı sigortalılık süresi kazandıracağı belirlenmeli, isteğe bağlı süreler belirlenirken davacının 4/1-a kapsamındaki sigortalılığıyla çakışan süreler dikkate alınmalıdır. Belirtilen şekilde davacının 4/1-a sigortalılığı ile 2926 sayılı Kanun kapsamındaki zorunlu ve isteğe bağlı sigortalılık süreleri (hangi tarihler arasında hangi kapsamda sigortalı olduğu açık bir şekilde) belirlendikten sonra davacı açısından 5510 sayılı Kanun 4/1-a maddesi kapsamında tahsis koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği saptanmalı, davacı hakkında 2829 sayılı Kanun uygulanacaksa 1260 gün şartına ilişkin ayrıntılı şekilde irdeleme yapıldıktan sonra karar verilmelidir. Kabule göre de, davacının yaşlılık aylığı bağlanmasından sonraki çalışmaların aylığın kesilme nedeni değil, sosyal güvenlik destep primine tabi olacağının gözetilmesi gerektiği halde aksine kabul isabetsiz olup bozma nedenidir. ..." gerekçesiyle karar bozulmuştur. B. Bölge Adliye Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin 07.07.2021 tarihli ve 2020/661 Esas, 2021/1333 Karar sayılı kararı ile; davacı tarafından 03.12.2004 tarihinden itibaren ileriye doğru ödenen primlerin ne kadar süre isteğe bağlı sigortalılık süresi kazandırdığı hususundaki Kuruma yazılan müzekkereye verilen cevapta, davacının 01.12.2004-31.03.2005, 01.09.2005-30.09.2009, 01.11.2009-30.11.2009, 01.01.2010-11.02.2010 ve 02.03.2010-02.03.2010 tarihleri arası ve dava tarihi itibariyle isteğe bağlı sigortalı olarak kabul edildiğinin belirtildiği, yaşlılık aylığı bağlanması talebi yönünden tahsis talebinde bulunduğu 2015 yılı Mart ayı itibariyle son 7 yıllık sürede 1233 gün 4/1-a hizmeti ve 1287 günde 4/1-b hizmeti bulunduğu bu durumda tahsis koşulları yönünden 4/b hizmetleri dikkate alındığında 9000 gün prim ödeme gün sayısı bulunmadığından yaşlılık aylığı bağlanmasına yönelik talebin reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının 01.12.2004-31.03.2005, 01.09.2005-30.09.2009, 01.11.2009-30.11.2009 ve 01.01.2010-11.02.2010 tarihleri arası isteğe bağlı sigortalı olduğunun tespitine, yaşlılık aylığı bağlanması talebi ile tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti taleplerinin reddine karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. 2. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...506, 1479, 5510 sayılı Kanun hükümleri gereğince aylık bağlanmasına ilişkin davalarda, Kuruma başvuruda bulunulduğu tarih itibarıyla tümüyle oluşmayan tahsis koşullarının yargılama aşamasında gerçekleşmesi durumunda, özellikle, Anayasa’nın 141. maddesindeki, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğunu belirten hüküm, 6100 sayılı Kanunun “Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30. maddesinde yer alan, hakimin, yargılamanın kabul edilebilir süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu yönündeki düzenleme, sosyal koruma, dayanışma, sosyal denkleştirme ve zorunluluk ilkelerine dayanan sosyal sigortalar, bireyin onuru ile kişiliğinin geliştirilmesi için kaçınılmaz ekonomik, sosyal ve kültürel hakların doyurulması temeline dayanan sosyal güvenlik hukukunun ilkeleri dikkate alındığında, yargılama sırasında tahsis koşullarını sağlayıp sağlamadığı irdelenmeli, koşulların sağlanması durumunda tahsise karar verilmelidir. Eldeki davada Bozma ilamında belirtilen şekilde davacının sigortalılık statü ve süreleri belirlenerek talep tarihi itibarıyla tahsis talebinin reddine karar verilmiş ise de yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde davacının tahsis koşullarını yargılama esnasında sağlayıp sağlamadığı irdelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir...." gerekçesiyle karar bozulmuştur. D. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının tahsis talebinde bulunduğu 31.03.2015 tarihi itibariyle 3 yıl 7 ay 29 gün tarım Bağ-Kur süresi ve 4 yıl 7 ay 12 gün isteğe bağlı sigortalılık süresi olmak üzere toplam 8 yıl 3 ay 12 gün 4/1-b ve 1672 gün 4/1-a hizmeti olup toplam 4684 gün prim gün sayısı bulunduğu, tahsis talep tarihi itibariyle yaşlılık aylığı bağlanmasının mümkün olmadığı, dava tarihi (30.11.2015 tarihi) itibariyle davacının 3 yıl 7 ay 29 gün tarım Bağ-Kur süresi, 5 yıl 2 ay 12 gün isteğe bağlı sigortalılık olmak üzere toplam 8 yıl 10 ay 11 gün 4/1-b (3191 gün) ve 1702 gün 4/1-a hizmeti olup toplam 4893 gün prim gün sayısı bulunduğundan dava tarihi itibariyle de davacının yaşlılık aylığı koşullarını sağlamadığı, öte yandan her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre görülüp sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Direnme kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince temyiz isteminde bulunulmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili, davacının 30.11.2004 tarihinden sonra tarımsal faaliyetinin olmadığı yönündeki tespitin ve bilirkişi raporunda aylık tahsis talebinin 1479 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine ilişkin değerlendirmenin hatalı olduğunu, davacının tahsis koşullarını yargılama esnasında sağlayıp sağlamadığı irdelenerek karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalı Kurum vekili, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, Kurum dosyasının eksik incelendiğini, tahsis talebi olup olmadığının araştırılmadığını, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Uyuşmazlık Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; davacının sigortalılık statü ve süreleri belirlenerek tahsis talep ve dava tarihi itibariyle yaşlılık aylığı tahsis talebinin reddine karar verilen eldeki davada; davacının yaşlılık aylığı tahsis koşullarını yargılama esnasında sağlayıp sağlamadığı irdelenerek sonuca göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. D. Ön Sorun Hukuk Genel Kurulunda yapılan görüşmeler sırasında işin esasına girilmeden önce direnme adı altında verilen kararın gerçekte yeni hüküm niteliğinde olup olmadığı; buradan varılacak sonuca göre temyiz incelemesinin Hukuk Genel Kurulu tarafından mı, yoksa Özel Daire tarafından mı yapılması gerektiği hususu ön sorun olarak tartışılmıştır. E. Gerekçe 1. Direnme kararının varlığından söz edilebilmesi için mahkeme bozmadan esinlenerek yeni herhangi bir delil toplamadan önceki deliller çerçevesinde karar vermeli, gerekçesini önceki kararına göre genişletebilirse de değiştirmemelidir. 2. Başka bir deyişle mahkemenin yeni bir delile dayanarak veya bozmadan esinlenip gerekçesini değiştirerek veya daha önce üzerinde durmadığı bir hususu bozmada işaret olunan şekilde değerlendirerek karar vermiş olması hâlinde direnme kararının varlığından söz edilemez. 3. İstikrar kazanmış Yargıtay içtihatlarında mahkemece direnme kararı verilse dahi bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme veya toplanan yeni delillere dayanmak, önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen karar direnme kararı olmayıp yeni hüküm olarak kabul edilmektedir. 4. Somut olayda Bölge Adliye Mahkemesince birinci bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucu davacının tahsis talep tarihi olan 31.03.2015 tarihi itibariyle aylık bağlama koşullarını sağlamadığı gerekçesiyle “davanın kısmen kabulüne, davacının 01/12/2004 - 31/03/2005 - 01/09/2005 - 30/09/2009 - 01/11/2009 - 30/11/2009 ve 01/01/2010 - 11/02/2010 tarihleri arası isteğe bağlı sigortalı olduğunun tespitine, yaşlılık aylığı bağlanması talebi ile tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti talepleri yönünden reddine” yönelik verilen kararın Özel Dairece bu defa davacının tahsis koşullarını yargılama esnasında sağlayıp sağlamadığı irdelenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği yönünde bozulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince direnme kararında tahsis talep tarihinin yanı sıra dava tarihi itibariyle de davacının tahsis koşullarını sağlamadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir. 5. Görüldüğü üzere Bölge Adliye Mahkemesince önceki kararda yer almamasına rağmen direnme kararında tahsis talep tarihinin yanı sıra dava tarihi itibariyle davacının tahsis koşullarını sağlayıp sağlamadığı değerlendirilmek suretiyle Özel Daire denetiminden geçmemiş yeni ve değişik gerekçeye dayalı yeni hüküm niteliğinde karar verildiği her türlü duraksamadan uzaktır. 6. Hâl böyle olunca yeni hükme yönelik temyiz itirazları Özel Dairece incelenmelidir. 7. Bu nedenle dosya Özel Daireye gönderilmelidir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yeni hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın YARGITAY 10. HUKUK DAİRESİNE GÖNDERİLMESİNE, 27.11.2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.
Üyelik

Araştırmanızı Derinleştirin

Ücretsiz hesap oluşturarak kararları favorilerinize ekleyebilir, PDF olarak indirebilirsiniz.

İlgili Kanun Maddeleri

Bu kararla ilgili kanun maddeleri ve bağlantıları

30

HUKUK MUHAKEMELERİ KANUNU - Usul ekonomisi ilkesi

MADDE 30- (1) Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasın...

İlgili Kanunlar

Bu kararla ilgili kanunlar ve bağlantıları

Etiketler

Bu kararın konu başlıkları ve anahtar kelimeleri

Sosyal Güvenlik Hukuku Yaşlılık Aylığı Direnme Kararı Usul Ekonomisi Sigortalılık Tespiti 6100_30 2709_141 2926_1 506_81 5510_4